Home TÜM YAZILARSTÊRKA CIWAN APOCULUK çizgi devrimciliğidir

APOCULUK çizgi devrimciliğidir

by rcadmin

SİDAR MAWA

Özgürlük Mücadelesinde kadro olmak verili sistem, sömürgeci devlet, işbirlikçi Kürt, geleneksel toplum karşısındaki duruşun ifadesi, tercih biçimi olarak büyük anlam taşır. Özellikle de mücadelenin zorlukları, gerektirdiği fedakârlıklar dolayısıyla devrimci olmak, gerilla olmak kişiyi içinde bulunduğu hareketin, örgütün bir parçası olarak önemli bir değer haline getirir. Bu değer özlenen, umut edilen, ihtiyaç duyulan özgürlük ve eşitlik idealine ulaşmanın yegâne aracı ve insan olarak amacı olma dolayısıyla halkların büyük güven, sevgi ve sadakatine sahip olur. Adeta halk, toplum, sınıf, cins adına özgürlüğü amaç edinen partinin, hareketin örgütlü kişiliği, eylemsel gerçekleşmesi olarak, yani somutlaşan parti ve hareket olarak ön kabul görür, öyle ele alınır. O bir eve girdiğinde oraya parti girmiş gibi kabul görür, bir kitleye hitap ettiğinde parti hitap etmiş gibi alkışlanır.
Zira o, gerçekleşen; dile, göze, ele, biçime dönüşen partidir. Kadını-erkeği, genci-yaşlısı tüm toplumun umudunu, özlemlerini, hayallerini yüklediği amacın, hedefin ve bunun örgütlü iradeleşmesi olarak partinin insanlaşma biçimidir. Dolayısıyla kadro olmak, tüm bu değerleri yüklenmek, temsil etmek demektir.

Kadrolaşmak son derece önemlidir

Peki, ama Özgürlük Hareketinin saflarında bulunmak, bu temelde kadro olmak yeterli midir? Elbette verili düzen, geleneksel toplum, işbirlikçi Kürtlük, sömürgeci egemenlik karşısında özgürlük mücadelesini tercih etmek, bu temelde kadrolaşmak son derece önemlidir. Fakat bu tercih tek başına iyi ile kötü, güzel ile çirkin, onur ile onursuzluk, özgür ile köle arasındaki kesin ve mutlak çizgi değildir. Zira hayat tüm ikililiği ve sınayan zorlukları, tuzakları, tesadüfleriyle kişiyi test etmeye devam etmektedir. Amaç edinilen hayallere, onun mücadele tarzı ve geleneğine, içinde bulunulan iradeleşmeye, bir parçası olunan değerlere ne kadar bağlı kalınacağını anlık olarak kişilik ve eylemde amacın ne kadar pratikleştirildiği sürekli bir sınava tabidir. Özcesi mücadelenin her anı, imkânları, fırsatları, zorlukları, görevleri, yetkileri kadronun militanlığını ölçer. Yani kadro olmak hiçbir koşulda partinin program ve tüzüğünü teorik olarak kabul etmiş olmak boyutunda yeterli olmaz, esasta militan olmaya tekabül eder. Militan olmak ve her koşulda militanlığın gereklerini uygulamak esas ölçüdür. Yetki düzeyi, görev sınırları ne olursa olsun mücadele değerlerine karşılıksız bağlı olmak, anın gereklerine kaygısız cevap olmak gerçek militanlığı ifade eder.
Kişiliğine, ruhuna, bilincine, üslubuna bu tarz militanlığı yedirmemiş hiç kimse Özgürlük Hareketi adına başarıya imza atan bir kadro olmaz. Kadro olmanın, öncüleşmenin, devrimcileşmenin ruhu, kişiliği, üslubu militanlıkta yatar.

Bir militanın kabul ve red ölçüleri

Peki, bir kadronun, bir öncünün, bir devrimcinin militanlığı nasıl ölçülür? Neyle ölçülür?
Elbette zorluklar karşısındaki duruşla, her koşul altında çizgideki netlikle, mücadeleci kişilikle ve elbette yılmaz savaşçılık, büyük fedakârlıkla. Özellikle de örgütün zayıf düşürüldüğü, değerlerin anlamsızlaştırıldığı, militanlığın rafa kaldırıldığı, çizginin muğlâklaştırıldığı koşullarda tüm bunlar karsında net, kararlı, iddialı, mücadeleci bir duruşun sahibi olabilmekle ölçülür. Burada önemli olan durum ise militanda açığa çıkan kabul ve red ölçüleridir. Kabul ve red ölçülerinde keskin ve net olmak aynı anda ideolojik netliği ve Önderlik gerçeği temelinde netleşmeyi gösterir. Bu temel ayaklar üzerinde bir netleşme gerçekleştiğinde APOCU militan çizginin sağlam bir neferi ve savaşçısı olunur. Bu çizginin savaşçısı olabilmek aynı anda partiyle bütünleşmeyi de kapsar. Parti ve Önderlik çizgisinin ideolojik boyutu da vardır. Bunlar; yaşam, ilke ve ölçüleridir. Burada da çizgi, bir somutluk ifade ediyor. Öyle muğlak, karışık değildir kesinlikle. Red-kabul ölçüleri daha çok burada ortaya çıkıyor, somutlaşıyor. İdeoloji; yaşam tarzı, yaşamın ilke ve ölçüleridir.

“Apocuyum” demekle APOCU militan olunmaz

Çizgi; ideolojik çizgi, felsefik çizgi, zihniyet çizgisi, ruh ve duygu yaklaşımlarını da içine alıyor. İdeolojik çizgi, somut yaşam tarzı, yaşam ilke ve ölçüleri; Önderlik neyi doğru buluyor neyi yanlış, neyi kabul ediyor neyi red ediyor, sorusuna verilen cevaptır. Bu, kişinin yaşamında somut olarak Önderliğe katılması, Önderliğin yaşam ilke ve ölçülerini özümsemesi, benimsemesi, onları esas alması demektir. Önderliğin yaşam tarzını incelemeyeceksin, bilmeyeceksin, öğrenmeyeceksin ya da doğru bulmayacaksın, reddedeceksin, ondan sonra da “Ben Apocu militan oldum, katıldım” diyeceksin! Çizgi devrimcisi böyle olmaz. Çizgi devrimcisi olmak; felsefik, zihniyet, duygu-ruh olarak Önderlikle bütünleşmeyi öngördüğü gibi, ideolojik olarak da Önderlikle bütünleşmeyi, Önder Apo’nun yaşam ilke ve ölçülerini anlayan, öğrenen, benimseyen, özümseyen, kişiliğinde o ölçüleri şekillendiren, hayata geçiren, onun dışındaki ölçüleri reddeden bir düzeye ulaşmak demektir. İstediğim gibi yaşarım, istediğim gibi davranırım, deyip ondan sonra “Apocuyum” demekle APOCU militan olunmaz. APOCU militanın, kendisini partisinin ve halkının çıkarlarına ve ihtiyaçlarına göre örgütleyip bu temelde nerde olursa olsun parti çalışmalarına katması gerekmektedir. Kendisini yaşadığı toplumun bir emekçisi, toplumsal yaşamın bir inşacısı ve öncüsü olarak görmesi gerekmektedir. Bu özelliğinden kaynaklı bir anlamda kadroya toplum savaşçısı diyebiliriz. Toplum savaşçısı olduklarından tüm halklara mal olmuşlardır. Bir yandan bu özellikten kaynaklı halk savaşçısı da diyebiliriz. Halk savaşçısı olarak bir gerilla, silahlandığı daha ilk gün ne için, kime karşı ve nasıl savaşacağını bilen kişidir. O, yurt sevgisi ve özgür yaşama tutkusuyla silahlanan ve bundan dolayı düşmanla savaşmaya, gerekirse bu uğurda ölmeye hazır biridir. Yurt sevgisi, Önderlik gerçeği ve özgürlük düşüncesi isteminden yoksun, fedakâr olmayan birinin halk savaşçısı olamayacağı açıktır. Bu nedenle birçok ülkede, özgürlük savaşçılarına fedai ismi verilmiştir. Birçok meziyetin yanı sıra en başta bir savaşçıda yurtseverlik, fedakârlık ve cesaret esastır. Yurtsever olunmadan işgalciler, düşman bilinemez; fedakâr ve cesur olunmadan zorluklara katlanılamaz, savaşa girilemez ve amaçlar uğruna ölüm göze alınamaz. Özgürlük savaşçılarını bu kadar anlamlı değerli kılan tek özelliği fedailiği değildir tabii. Yaşam içerisinde ki mütevazılığı, emeğe yaklaşımı ve yoldaşlık ilişkisi partide artık bir kültür yani bir yaşam tarzına dönüşmüştür. Sistemler değişebilir, paradigma değişebilir ama değişmeyecek şeylerden biri de Apocu militandaki yaşam kültürü ve ölçüleridir. Bu ölçüler kitaplarda yazılan, ya da eğitimlerde tartışılıp belirlenen ölçüler değildir.

Yaşam ölçüleri, şehit düşen arkadaşların yaşam perspektifidir

Bu yaşam ölçüleri kırk yıldır mücadelenin birer birikimi ve özgürlük uğrunda şehit düşen arkadaşların yaşam perspektifidir. Bizler yaşam içerisinde emeğin ve parti değerlerinin önemini Şehit Haki Karer arkadaşın emeğe ve değere yaklaşımından öğrendik. Mütevazılığın devrimci bir yaşam tarzı olduğunu Amed zindanında faşist barbar darbecilere karşı gün be gün eriyip şehit düşen gençliğin öncü komutanı Ali Çiçek yoldaşdan öğrendik. Bizler partide yoldaşlık ilişkisini Önder Apo ve Haki Karer yoldaşın birbiri ile olan ilişkisinden öğrendik. Bizler fedai ruhu Amed cezaevinde dayatılan ihanet ve teslimiyete karşı kendi bedenini feda ederek cevap veren Mazlum Doğan yoldaştan öğrendik. Parti içerisinde ilke ve ölçüleri savunmayı, dayatılan tasfiyeye karşı kendi bedeninde yaktığı özgürlük ateşi ile cevap olan Viyan Soran yoldaştan öğrendik. Özcesi bu yaşam ölçüleri ve yaşam öğretileri bir militanın değişmez ölçüleri olmuştur. Bu ruh, düşünce ve felsefe ile örülen Apocu çizgide şu an faşizme karşı destansı bir direniş veriliyor ve özgür bir Kürdistan’da Özgür Önderlik ile Amed surlarında buluşmanın sıcaklığı ve yakınlığı ile faşizme tarihinin unutamayacağı bir yenilgi yaşatıyor.

BENZER YAZILAR