Home TÜM YAZILARŞEHİT Bir Başka Ağrı Dağı Efsanesi – 1. Bölüm

Bir Başka Ağrı Dağı Efsanesi – 1. Bölüm

by rcadmin

Ahmet Kesip, yani Cemşit Yoldaş, 1957 yılında Kars’ın Aralık ilçesinin Karahacılı köyünde doğdu. İlköğrenimini oturduğu köyde, orta ve lise öğrenimini Iğdır ilçe merkezinde tamamladı. Lisede okuduğu sıralarda Kürdistan’da gelişmekte olan bağımsızlık mücadelesi ile tanıştı. Bu nedenle kaydını yaptığı yüksek öğrenimden vazgeçerek, 1977 yılında mücadele saflarında yer aldı.
Daha grup aşamasını yaşayan Parti’mizin öncülüğünde gelişen öğrenci gençlik hareketinin kararlı bir militanı olarak en ön saflarda mücadele yürüttü. Cemşit Yoldaş, bu yıllarda Mahir Can, Akif Yılmaz, İdris Ökmen ve Yaşar Organ gibi devrimci önderlerle omuz omuza, faşistlere kan kusturan şanlı bir mücadele yürüttü. Düzenlenen onlarca eyleme çeşitli düzeylerde katılan Cemşit Yoldaş, Kars alanında Parti’mizin önderliğinde sağlanan çığ gibi gelişmede aktif bir rol oynadı. İçinde yer aldığı yoğun mücadeleden ötürü erkenden aranır duruma düştü ve 1979 yılından itibaren faaliyetlerini, kırsal alana çekilerek sürdürdü. Azgın terörünü alabildiğine tırmandıran düşmanın, onu etkisizleştirme çabalarını boşa çıkararak alandaki mücadeleye kesintisiz katıldı.
Cemşit Yoldaş, 12 Eylül askeri-faşist cuntasının işbaşına geldiği, azgın baskı ve terörün estirildiği en zor ve bir devrimci militan için çetin sınav teşkil eden koşullarda, PKK militanlığını başarıyla temsil etti. Bu güç koşullarda büyük fedakarlık, cesaret ve enerjiyle Parti faaliyetlerini kesintisiz sürdürdü. Yoğun bir biçimde çalışmalarını yürüten Cemşit Yoldaş, Parti’mizin Serhat (Kars-Ağrı) alanında düşmanın yüreğine korku salan güçlü bir silahı oldu. Parti’nin varlığını korumada belirleyici rol oynayarak tüm bu çabalarından ötürü bölge halkının gönlünü fethetti. O, bir grup öncü yoldaşıyla birlikte günlerce karlar üzerinde yatarak, eyaleti boydan boya kat edip düşmanın kuşatmasını defalarca yararak düşmanı boşa çıkarmanın, girişkenliğin ve cesaretin sembolü oldu. O, bu özellikleriyle tek başına bir örgüttü. Nitekim bağlantıların kesildiği, düşmanın onu kuşatarak etkisizleştirdiğini sandığı anda, o sarsılmaz bir inançla mücadeleyi yürüttü. Mücadelenin en zorlu dönemlerinde taşıdığı ihtilalci ruh nedeniyle mücadelenin her anını, her dakikasını bir zafer coşkusuyla yaşadı. Bu coşkusundan hiçbir şey yitirmeyerek giriştiği her eylemden mutlaka zaferle çıkmasını bildi. O, devrimci görevleri başarıyla yerine getirmede, düşmandan kaynaklanan hiçbir engeli tanımadığı gibi, güç yetersizliği, doğa koşulları ve Parti’yle ilişkisizlik gibi olanaksızlıkları da engin bir devrimci özveriyle aşmasını bilerek hedefine ulaşmayı başardı. Devrimciliğin sınav yılları olan dönemde tutturulan güçlü formasyon ve sahip olunan bu özellikler, Cemşit Yoldaş’ın daha sonraki militan yaşamında da güçlü bir tarzda devam edecek ve devrimci yaşamı Parti’nin militan ruhunu temsil eden bir faaliyetlilikle birlikte dopdolu geçecekti.
Parti’yle teması sağlayarak Güney Kürdistan’a geçtiği 1982 yılı, Cemşit Yoldaş için kendisini yetkin bir önder konumuna getirmenin olanaklarına kavuştuğu dönem oldu. Sahip olduğu öz, girişkenlik, kararlılık ve devrimci hırs gibi güçlü özelliklerle birleşince kendisini kısa bir süre zarfında önder bir formasyona ulaştırması zor olmadı. Eğitim konusunda Parti’nin kendisine her yönüyle kazandırdığı yeni donanımla pratiğin başına geçen Cemşit Yoldaş, Serhat eyaletindeki faaliyetlerine devam etti.
1984 yılında Kazım Demirtaş Yoldaş’ın, 1985 yılında Mehmet Ertürk Yoldaş’ın komutasında aynı alanda çalışma yürüttü. Bu dönem boyunca militan yoldaşlarıyla gözü pek bir devrimcilik sergileyerek, eyalette güçlü gelişmelerin yaratılmasında belirgin rol oynadı. Sömürgeci güçlere karşı verilen güçlü direnişler içinde yer aldı. O, ihanete karşı amansız ve acımasızdı. En yakın çevresinden bile olsa, çıkan ihanete karşı tavizsizdi. Cemşit Yoldaş’ın faaliyet yürüttüğü alanlarda temsil ettiği militanlık, O’nu ihanetçilere ecel terleri döktüren, halkın destanlaştırarak dilden düşürmediği bir halk kahramanı yapar. Gerçekten de onun yaşadığı devrimci yaşam, halkın bu haklı tanımlamasını izah eden görkemli bir yaşamdı.
1985 Ağrı Direnişi’nin ardından tek başına faaliyet yürüttü. Kısa bir pratikten sonra bir grup genci kazanarak yılın sonunda Parti’ye ulaştırdı. 1985-86 kışında kendi eğitimini yapmanın yanı sıra, çeşitli alanlardan saflara katılarak gelen savaşçıların eğitimiyle ilgilendi. Baharla birlikte bu kez Botan alanında görev aldı. 1986 Baharı’nda Cemşit Yoldaş, Botan’ın kalbi olan Şemdinli’ye komutan yardımcısı olarak gitti. Militan devrimciliğini bu alanda da sürdüren Cemşit Yoldaş, yıl sonunda III. Kongre’yi taşırma faaliyetlerine katıldı. Kongre tarafından görevlendirilenlerden birisidir. III. Kongre O’nu PKK-MK üyeliğine seçti.
1987 yılı hazırlıklarında faal bir rol oynadı. Bu yılın pratiğine yine aynı alanda gerilla birliğinin siyasi komiseri olarak katıldı. Kasım ayından itibaren alana Parti’nin müdahalesiyle başlatılan çalışmalara katıldı. Kongreyi taşırma faaliyetleriyle birlikte Botan’da egemen kılınmak istenen tasfiyeciliğin tasfiyesini hedefleyen Eyaletler Konferansı çalışmalarına etkin bir biçimde katıldı ve konferans hazırlık komitesinde yer aldı. Botan ve Serhat Eyaletleri I. Konferansı’nda geçmiş pratikten dersler çıkararak yeni dönem pratiğine kendini hazırlayan Cemşit Yoldaş, konferans tarafından yeniden Parti Askeri Konseyi üyeliğine seçildi. Kongreyi taşırma çalışmalarına aktif katıldı. Bu faaliyetlerde yer aldığı süre boyunca devrimin pratik sorunlarıyla yoğun bir biçimde ilgilendi ve taktik önderliğe ulaşmak, onu temsil etmek için yoğun bir çaba sarf etti. Bu çabaları boyunca pratik sorunları konu alan bazı broşürler ve yazılar kaleme aldı. Konferansın ardından başlatılan Şehit Mehmet Sevgat (Bedran) Eğitim Devresi’nin komutanlığını yaptı. Kendisiyle bir-likte takımını ve diğer alanda görev alacak birimleri eğitti. 1988 yılı pratik sezonuna 21 Mart Gerilla Birliği’nin başında yer alarak girdi. Yeni pratiği 2 Nisan 1988’de Mardin-Nusaybin direnişinde şehit düşen yirmi yoldaşın intikam hareketiyle başlattı. Musaka karakol baskın eylemini gerçekleştirerek yoldaşlarının intikamını aldı.
Yıllarca yoğun bir militan devrimci faaliyet yürüten Cemşit Yoldaş, komutasındaki 21 Mart Gerilla Birliği’nin Şemdinli-Benevok mevkiinde 25 Mayıs 1988 günü faşist-sömürgeci güçlerle girdiği muharebede sekiz yoldaşıyla birlikte şehit düştü.
Halkımızın Kurtuluş Kuvvetleri ile sömürgeci-faşist ordu güçleri bir kez de Şemdinli-Benevok’ta karşı karşıya geldiler. Aradaki muazzam güç dengesizliğine ve faşist ordunun binlerce sayılık ordu birliğine rağmen, ARGK birliği büyük bir direniş gösterdi. Ve sömürgeci orduyu bozguna uğrattı. ARGK gerillalarının üzerine yürüme gücünü kendisinde bulamayan faşist sömürgeciler, helikopter, top kullanarak ARGK birliğini imha etmeye çalışıyorlardı.
Şemdinli-Benevok muharebesinde PKK-MK Üyesi Ahmet Kesip komutasındaki 21 Mart ARGK Takımı, sömürgeci ordu birliklerine karşı üstün bir muharebe gücü gösterdi. ARGK Takımı sömürgeci ordu birliklerine, özel tim ve köy korucularına ağır kayıplar verdirdi. Bunun üzerine faşist sömürgeciler, ARGK Takımı üzerine helikopter ve toplardan attığı bombalarla saldırmaya başladı. Kimyasal bomba ve Napalmların da kullanıldığı çarpışmada, ARGK Takımı üstün bir karşı koyuşu gerçekleştirdi. Saatlerce süren çarpışmada düşmanın vahşice saldırıları sonucu, ARGK Takımı bomba ve top atışları karşısında kayıp vermeye başladı.
21 Mart ARGK Takımı, düşmanın oluşturmak istediği çemberi yarmaya çalışırken, yeni kayıplar verdi. Çarpışma sonucunda Takımın bir kesimi çemberi yarmayı başarırken, aralarında PKK-MK Üyesi ve ARGK Komutanlarından Ahmet Kesip’in de bulunduğu 8 gerilla şehit düştü.
Cemşit Yoldaş canlı, akıcı, atılgan ve militan kişiliğiyle anılarda canlı kalacak, hep yaşayacak ve yaşatılacaktır. Benevok muharebesinin değerli komutanı Cemşit Yoldaş, ortaya koyduğu görkemli direnişle – Halk Ordumuz değerli bir komutanını yitirmiş de olsa – büyük fedakarlıklarla, cesaretle, atılganlıkla dolu olan devrimci pratiği ve son olarak büyük bir direniş pahasına elde edilen mevziden yeni mevzilere ulaşmamız için en büyük güç kaynağımız olacaktır.

O’nun inancı düşmanı hayrete düşürdü

25 Mayıs 1988 gününün akşamında işgalci TC ordusunun sorumlu askerlerinden Altay Tokat’ın masasına o gün yaşanan çatışmada şehit düşen ARGK gerillalarının cenazelerinin fotoğrafları konuldu. Fotoğrafların arasında bir tanesi karşısında Tokat hayretler içinde kaldı. Fotoğraftaki gerilla gülümsüyordu. Ölürken de gülümsüyordu…
İşte o gerilla ARGK’nin önde gelen komutanlarından Cemşit kod adlı Ahmet Kesip’ti.
İşgalci TC askeri Altay Tokat, yıllar sonra Benevok’ta yaşanan o anı şöyle anlatacaktı: “Ve hiç unutmam, Kesip vardı, Cemşit kod adlı meşhur Ahmet Kesip. Babasını filan öldürmüştü. O bölgenin komutanıydı. O dahil hepsini vurduk biz. Sıraladık, resimlerini aldık. Ahmet Kesip’in resmi gülerek çıkmış. Gülüyor. Ben bunu psikologlara sordum. Psikolog bana ne dedi biliyor musunuz? Kendini ideolojik olarak bir konuya bu kadar veren insan ölürken de gülermiş”.
Düşmanlarında bile hayret uyandıran bir inancın sahibi olan Ahmet Kesip, babasını falan öldürmemişti. Babası bölgenin en namlı eşkıyalarından Qasoya Mirze’ydi. Dedesi ise çok daha namlıydı: Mirze Bave Kuj (babasını öldüren Mirze). Ahmet’in dedesi babasını öldürmüştü ve uzun süre dağlarda kaçak hayatı yaşamıştı. Babası Qaso ise iki hasmını öldürmüş, o da teslim olmamış ve dağlara sığınmıştı.
Ahmet Kesip’in ailesinin namı o kadar yaygındı ki, dağda dahi kendisi babasının adıyla anılıyordu. Ona da Kure Qaso (Qaso’nun oğlu) diyorlardı. Ancak Ahmet PKK ile birlikte öyle bir büyüdü ki, adı bir başka Ağrı Dağı Efsanesi olarak tarihe yazıldı. Bir mücadele arkadaşı, 12 Eylül sonrası ilkin efsaneyi tutuklu bulunduğu Iğdır jandarmasından duyar: “Abi doğru mudur? Adam iki buçuk lirayı on metre havaya fırlatıyor ve hiç nişan almadan ateş edip vuruyor?” “Abi nasıl oluyor ya? Etrafına üç çember atıyoruz, adam gözümüzün önünde çemberin dışına kaçıyor, adam kaçmıyor, sanki uçuyor ya!”.
İşgalci TC ordusunun Kürdistan’da gerçekleştirdiği birçok katliam operasyonunda yer alan asker Erdal Sarızeybek bir kitabında Ahmet Kesip’ten şöyle bahsediyor: “79’da terör de yoktu terörist de. Aslında bizim bölgeden başka her yerde varmış da bizim haberimiz yokmuş. Sonra anladım bunu, yıllar geçince. Yine o zamanlar PKK adı bize pek aşina değildi. Benim bölgemde Karahacılı köyünden Ahmet Kesip vardı. Güya teröristmiş ama ben terörist nedir bilmiyordum ki! Bana göre bir eşkıya idi, hani adam öldürür de dağa kaçar ya, onun gibi bir şey. Bu eşkıya yüzünden çok da sıkıntı çekmiştim. Ağrı Dağı’nın dili olsa da anlatsa. Az mı takip ettik onu, karda, tipide, çamurda. Ele geçiremedik bir türlü”.

BENZER YAZILAR