STÊRKA CİWAN
Partisinin zaferi ile sonuçlanan Çin devrimi 20. Yüzyılda, 1917 de Rusya’da gerçekleşen Ekim devriminden sonra dünyayı sarsan ikinci büyük ihtilal olmuştur. Hiç şüphe yoktur ki 2500 yıl oldukça ağır bir feodal yapı altında yönetilen Çin toplumunum bu çitleri kırıp çağdaş aydınlamasını gerçekleştirmesi oldukça güç olmuştur. Böylesine ağır koşullar, Çin gençliğini de olumsuz etkilemiştir. Feodalizmin ağır baskısına rağmen Çin’in sürekli bir savaş alanı olması, gençlikteki yurtsever özü hep korumuştur. Bu özellikle Çin gençliğinin halkçı yanının güçlü olduğunun ortaya sermektedir. Çin’de gençliğin ilk ciddi örgütlenmesi 1890’larda yurtdışına okul okumak için gönderilen gençlerin, ülkelerine döndükten sonra 1900’lerede bir araya gelen aydınların öncülüğünde gerçekleşmiştir. Mançuryan hanedanının içten yıpratılıp, güçsüzleştirilmesiyle yaptığı “eğitim reformu” doğrultusunda oluşturulan okullarda çalışmalar yürütülmesi, 1904- 1905 Çin-Japon savaşında yurtsever çizginin hakim olmasını beraberinde getirdi. Birinci dünya savaşı sonrası Çin Birinci paylaşım savaşıyla Çin’in Japonya’nın sömürgesi konumuna getirilmesi ve buna karşı sömürgecilik karşıtlarının sürdürdüğü mücadeleler gençliğin daha da bilinçlenip kendi örgütlülüklerini oluşturmasını sağlamıştır.
Özellikle dernek çalışmaları etrafında toplanan başta öğrenci gençlik ulusal bağımsızlık ruhunu topluma taşırılmasında öncülük misyonu oldukça güçlü bir şekilde oynamıştır. Bu derneklerin her biri birer fikir merkezi, birer antisömürgeci okulu olmuştur. Kıtlık, açlık ve savaşın getirdiği zorluklarla baş etmede gençlik çeşitli birliklerle örgütlenerek halkın yanında yerini almıştır. Bu dönemin Çin gençliğinin sloganı “mücadele, mücadele, mücadele ama her yerde mücadele ”ydi. tarlada pirinç toplarken, zor koşullar altında bir fabrika kurmaya çalışırken ya da dağları aşıp köylü kitleriyle dayanışmada mücadele felsefesi esas alınmıştır. Yani kısacası doğaya, zorluklara ve hepsinden daha büyük ve zor olanı, kendine karşı mücadeleyi geliştirmişlerdir.
Devrim mücadelesi büyüyor
Çin toplumu içerisinde ağır feodalizmin yaratmış olduğu toplumsal eşitsizlik nedeniyle toplumun çoğu okuryazar değildi. Bu noktada aydın gençlik, toplumun bilgi seviyesini geliştirip, aydınlanmasını sağlamak için gece okulları kurup, buraları birer eğitim ocağı haline dönüştürmüştür. Bu okullarda her ne kadar ilk başlarda okuma, yazma öğretildiyse de kısa bir dönem sonra güncel olayların ve tarihin işlendiği alanlara çevrilmiştir. Her fırsatta bulundukları alanlarda gençler; halka, işçilere gazete okuyup, gelişmeler hakkında kitleyi duyarlı tutmaya çalışmışlardır. Bütün bunlar Çin gençliğinin ilerici, yurtsever özelliklerinden kaynaklanıyordu. Fakat bu çalışmaların temel bir eksikliği vardı. Bu da bilimsel bir ideoloji yoksunluğuydu. Çünkü, sarfedilen bu enerji objektif olarak her ne kadar bir gelişme ve değişmenin koşulların oluşturuyorsa bile iktidar perspektifinin yoksunluğu, sorunlara köklü bir çözümden uzak olmalarına neden oluyordu.
1917 Ekim Devrimi’nin gerçekleşmesi ve ardından her tarafa yayılan Marksizm rüzgarından Çin gençliği de etkilenmiş ve daha önce sadece bazı aydınlar bazında varlığını bulan Marksizm düşüncesi, bu kez bir bütün olarak akım haline gelmiştir. Mao’nun önderliğinde 1921’de kurulan Çin Komünist Partisi’nin temelleri bu tarihlerde atılmıştır. Özellikle devrimin başlamasından önce başgöseteren 4 Mayıs 1919 hareketi Çin devriminde birinci Kültür Devrimi olarak değerlendirilmiştir. 1919’da yapılan Çin- Japonya karşılıklı askeri yardım antlaşması Çin’in adeta Japonya’nın bir uydusu haline gelmesi öğrenci gençliği ayaklandırmış, bu da 1918 yazında dağınık olan örgenci derneklerinin bir araya gelmesiyle eylemde birliği
ifade eden ‘Ulusal Kurtuluş İçin Öğrenci Derneği’nin kuruluşuna götürmüştür. Bu oluşum, Çin’de yurtsever sanayici ve tüccarlarca ve halk içerisinde oldukça büyük bir destek gömüştür. Bu dernekleşme üzerinden örgütlenen öğrenciler Japonya’nın 1915 Tanokka muhtırasının yıl dönümünde, 7 Mayıs “ulusal yas” gününde bir gösteri yapma kararı alırlar. Fakat gösteri belirlenen tarihten önce, 4 Mayıs’ta başlar. Hükmet bu gösteriye tavrı oldukça sert olur, öğrencilerin eylemine müdahale edilir, kimilerini de tutuklayıp ardından sıkıyönetim ilan edilir. Dikkat edilirse her şey aniden ve hızlı gelişiyor. Ne yapılacağına, nasıl hareket edileceğine ivedilikle karar vermek zorunluluğu ortaya çıkıyor. Fakat Çin gençleri buna karşı hazırlıklılar. Çünkü daha önce oluşturulan “Ulusal Kurtuluş İçin Öğrenci Derneği” gibi merkezi oluşumların varlığı, ortaya çıkabilecek bir koordine sorununun önüne geçmiş oluyor. Bu temelde öğrenciler ve gençler bir gün içinde ulaşabildikleri tüccar, esnaf, zanaatkar, işçi vb. kesimler arasında örgütlenme yapıp toplumsal bir ittifakı ortaya çıkarmışlardır. Tepkiler kısa sürede ulusal bir öfkeye dönüşüp, tüm dergi ve gazetelerde bu öğrenci ayaklanmasını destekler tavır alınca, eylemler artık kapsamlılaşmaya başlamıştır. Öyle ki ilkokullardaki öğrenciler dahi gelişen boykotlarda yer almışlardır. Öğrenci örgütleri ivedilikle hemen gerekli ihtiyaçlara göre dar (onar kişilik) birimler şeklinde düzenlemeler yaparak afiş asan, gösterileri organize eden, dükkanların boykota katılımın denetleyen, Japon mallarını yakmakla görevli hücreler organize etmişlerdir. Öğrenci hareketinin içinde taşıdığı toplumsal etkenler öğretmelerden profesöre, eğlence merkezlerinden restoranlara ve hatta polis birliklerini de kapsayan bir yelpazede kitleyi yanlarına çekmeyi başarmıştır. Burada önemli olan nokta, öğrenci gençliğin toplumsal nabzı çok iyi elinde tutmasıdır. Kısaca, bu hareket gençliğin eksik yanı olan ideolojik doğrultuyu da Marksizm perspektifi ile tamamlamış, bu temelde başta gençler olmak üzere, tüm toplumsal kesimlerin eğitilmesi rolünü büyük bir başarı ile üstlenmiştir. Bu çerçevede hareket eden Çin gençliği toplumsal eğitime ağırlık vererek birçok kitap evi kurarak, eğitim okulları açarak, bedava okuma yazma başta olmak üzere eğitim çalışmaları yaparak gazete ve dergileri çıkarıp halkın buralara görüş ve düşüncelerini aktarmasının zeminini yaratarak toplumsallaşmış bir tablo ortaya çıkarmıştır. 1918 ile başlayan bu süreci uzun uzadıya açmayacağız, zira Çin’ devrimi kronolojik olarak da oldukça uzun bir zamana yayılmaktadır. Burada esasta vurgulamak istediğimiz husus geçliğin devrimsel süreçteki rolüdür. Devrim 1925’lerde bir yenilgiyi yaşasa da devrimsel süreç kesintiye uğramaz. Mao’nun 1934’de öncülüğü alarak başlatmış olduğu uzun yürüyüş, 1949’da Çin Halk Cumhuriyet’inin ilanı ile sonuçlanır.
Bir Yol Ayrımı: 1964 kültür devrimi, devrimin sürekliliği ve gençliğin rolü
Devrimin ardından geçen 15 yıllık süreç, bir yandan hızla gelişen, büyüyen bir Çin ortaya çıkarırken, komünist partinin hakimiyetini de itirazsız sağladığı bir dönem olmuştur. Kominler kurulmuş topyekun seferberlik başlamış ve hızla bir büyüme sürecine girilmiştir. Buna karşın Çin yönetiminin kilit noktalarında yer alan bazı yöneticiler özellikle 1964’lere gelindiğinde devrimin nasıl ihtişamlı olduğu kalkınmanın nasıl muhteşem gerçekleştirildiği vb. hususlarda hiçbir sorun yokmuş gibi yaklaşım göstermeleri ve yansıtmaları dönem itibarıyla adeta ‘sanal’ bir gücü ortaya çıkarmıştır. Bu da tüm bu gelişmelerde temel faktörlerden birini oluşturan halkın gözardı edilmesine ve halkın iradesinin yansımadığı
bir parti yönetiminin ön palana çıkarılmasına, parti içindeki sağ revizyonist odakların hazla kendilerini kurumsallaştırmasına, bürokratik bir aygıtın öne çıkarılmasına yol açmıştır. Bu, şu doğrultuyu Çin örneğinde olduğu gibi karşımıza çıkarmaktadır; “ devrimin sürekliliği, parti içi sınıf savaşımının sürekliliğine bağlıdır.” Görüldüğü gibi burada gözardı edilen nokralar bir ur gibi zamanla parti bünyesini sarmış ve adeta açıktan açığa dönemin önderi Mao şahsında devrime karşı bir cepheleşme başlatmıştır. Bütün bunları da kontrolleri altındaki basın- yayın kurumaları aracılığıyla sürdürdüklerinden kitleye kolayca hitap edilmiş ve onlar üzerinde belli noktalarda etki de oluşturmuşlardır. Bu gidişata ilk tepkiyi gençler okullarda dile getirmeye başlarlar. Bu rahatsızlık Mao’nun 20. yüzyılın Paris komününün manifestosu olarak değerlendirdiği ve üniversitede 6 okutmanın (öğretim görevlisi) kaleme aldığı bir bildiriyi ortaya çıkartmıştır. Bildiri, parti içindeki sınıf mücadelesindeki olumsuzluğu değerlendirmiş ve burjuva unsurların, sağ-reformistlerin parti içindeki önemli görevleri ele geçirdiğine dair toplumun dikkatlerini çekmişlerdir. Bu değerlendirmeler gençliğin bu kastlaşmaya çalışan kesime yönelik tepkilerinin artmasına özellikle üniversitelerde öğrencilerin gösteriler yapmalarına yol açmıştır. Gençlerin, üniversite sınavlarına ilişkin “gericilerin gençleri denetim altına almasından başka bir işe yaramıyor” şeklindeki görüşlerini Mao ve merkez komitesine ulaştırmaları ardından özellikle Mao’nun bu konuya ilgi göstermesi ve “ayaklanmak bir haktır” sözü çerçevesinde yaygınlaşan eylemselliklerle burjuva uzantılara karşı bir iç savaş başlatmışlardır.
Fakat bunların yanında eksik giden bir şey ortaya çıkmıştır. Bu da partinin çizgisi doğrultusunda değil de daha çok öğrenci gençliğin çizgisi biçiminde eylemlerin gelişmesi olmuştur. Yani 1919 hareketi gibi öğrenciler yine, toplumun desteğini yanlarına çekmişlerdir. Bu zayıflık karşı devrimcilerin gençliği kontrol altına almalarını kolaylaştırmış ve baştaki haklı şiddeti anlamsız bir kör dövüşe dönüştürmüştür. Bununla “parti kurma” adı altında birçok öğretim üyesi ve profesör hedef gösterilip, tepkilerin daha üst kademelerde yer alan revizyonistlerin üzerinden dağılmasını sağlamıştır. Bu süreç öyle bir hal almıştı ki, öğrencinin-öğrenciyle, toplumun- toplumla çatışmasına yol açmıştır. Sonuçta öğrenciler içerisinde ciddi gruplaşmalar ortaya çıkmıştır. Bu kötü gidişata Mao müdahale ederek, “Büyük kültür devrimi, Çin toplumunu derinden etkiliyor… Ülkemiz yeni bir kimlik kazanıyor, sosyalist bir kimliğe dönüşüyor… Bu dönüşümden korkacak mıyız?” biçimin- de görüşlerini formüle ederek, toplumdan önce parti içinde kadroların kendilerinde kültür devrimini gerçekleştirmeleri gerektiğini ve ancak bu yola “kitlelerin gerçek duygu ve düşüncelerine ulaşabileceklerine” dikkat çekmiştir. Yine “büyük kültür devriminin ateşini kendinize yöneltin” talimatı ile yeni dönemin görevlerini irdelemiştir. Bütün bunlar elbette gençliğinde yeni dönemdeki görevlerini belirtmektedir.
Devrimin özsavunma gücü Kızıl Muhafızlar
Gençlik bu doğrultuda harekete geçerek devrimin ilk gençlik örgütlenmesi olan Kızıl Muhafızları oluşturmuştur. Çok kısa bir süre içinde tüm okullarda Kızıl Muhafız birimleri inşa edilmileştir. Bir ay geçmeden yaşları 15-30 arasında değişen milyonları bulan bir örgütlemenin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bunun temelinde Mao’nun gençlere verdiği önem yatmaktadır. Mao devrimin aşamalı bir yol izleyeceğini ve gençliğin bu süreçte öncü bir rol oynayacağını her fırsatta dile getirmiştir. Bu doğrultuda parti içerisinde başlatılan sınıf düşmanlarına karşı savaşta ”mücadele, eleştiri ve dönüşüm” ün esas alınması ve her yerde bunun hakim kılınma çabalarının yoğunlaştırılmasında gençlik önemli görevler üstlenmiştir. Bu temelde üniversitelerin kapıları bütün halk açılmış, öğrenciler görüşlerini direk halka taşırma fırsatını bulmuşlardır.
Bir yandan öğrenciler yaşanan gelişmeleri köylülere anlatırken, ayrıca oluşturdukları gruplarda ülkenin en ücra köşelerine giderek, verilen mücadele konusunda toplumu bilgilendirmeye çalışmışlardır. Mao gençlerin bu çabalarını oldukça değerli bulmuş ve içtenlikle onları desteklediğini söylemiştir. Toprak ağaları, revizyonistler, emperyalist ülkeler ve burjuvazi ile işbirlikçilere karşı gençlerin yeni görev ve sorumlulukları da düzenlenerek Kızıl Muhafız oluşumu ile belirlenmiştir. Buna göre Kızıl Muhafızlar’ın silah taşıma, yönetici kadroları görevden alma ya da tutuklama yapma yetkileri yoktu. Ancak parti içi mücadeleye önderlik etmek, eski alışkanlıklarla mücadele etmek, devrimci politikaları kitlelere kavratmak ve devrime bütün halkın katılımını sağlamak gibi devrimin özsavunması görevi Kızıl Muhazılar’a verilmişti. Bu anlamıyla Çin devrimi özünde bir gençlik devrimidir.