Home TÜM YAZILARPERSPEKTİF Dönem görev sorumluluklarımız

Dönem görev sorumluluklarımız

by rcadmin

Tevgera Ciwanên Şoreşger Koordinasyonu

Ortadoğu ve Kürdistan merkezli devam eden 3. Dünya Savaşı gerçekliğinde, kapitalist modernitenin yaşadığı derin krize karşı demokratik modernitenin yarattığı en büyük alternatif Kürdistan Özgürlük Mücadelesi‘dir. Büyük bir tıkanmayı yaşayan kapitalist iktidar güçleri, özgürlük mücadelemize dönük geliştirilen tüm imha ve inkar saldırılarında ortak konseptler temelinde saldırılarını yoğunlaştırmakta. Mücadelemiz karşısında büyük bir tıkanmayı yaşayan faşizan güçler saldırılarda ortaklaşarak sonuç almaya çalışmaktadır. AKP-MHP faşizmi öncülüğünde Kürdistan‘ın dört bir yanında gerçekleşen işgal saldırıları hegemon güçlerin desteğinde gelişerek devam ettirilmek istenmektedir. Yaşanan 3. Dünya Savaşı kaosunda her ne kadar saldırılar geliştirilerek sonuç alınmaya çalışılsa da, stratejik olarak özgürlük mücadelemizin en güçlü konumda olduğu bir süreçte bulunmaktayız. Sömürgeci güçlerin stratejik anlamda yaşadığı tıkanıklıkları aşmak için savaşı ve krizleri derinleştirdiği bu süreçte, özgürlük mücadelemizin devrimsel gelişmesinin önü alınmaya çalışılmaktadır. Bu temelde geliştirilen topyekün imha saldırıları karşısında devam eden direniş gerçekliğimizi büyüterek tüm saldırılara güçlü cevap olmamız gereken tarihi bir dönemde bulunmaktayız. Bu anlamda dönem görev ve sorumluklarını güçlü bir şekilde yerine getirmek için içerisinde bulunduğumuz süreci derinlikli bilince çıkararak tarihsel görev ve sorumluklarımıza cevap olabiliriz.
Her mücadele döneminde olduğu gibi içinde bulunduğumuz bu tarihi dönem açısından da şunu belirtmek gerekir ki, egemen sistemlerin tarihini ve zihniyetini bilince çıkararak, mahkum ederek mücadelemizi güçlendirebilir ve özgür yaşamı sağlayabiliriz. 21. yüzyıl gerçekliğinde açığa çıkmaktadır ki, doğası gereği bir kriz ve sömürü sistemi olan kapitalist modernite büyük bir çıkmazın içerisindedir. Bunu yaşanan çözümsüzlüklerde ve buna karşı ortaya çıkan isyanlarda görmekteyiz. Ancak şunu çok güçlü bilince çıkarmamız gerekir ki modernitenin derinleştirdiği çözümsüzlükte ve buna karşı gelişen tüm direnişler karşısında sömürgeci kapitalist sistem krizli yapısını korumak ve kalıcılaştırmak için krizli yapısını derinleştirerek ömrünü uzatmaya çalışmaktadır. Kapitalist modernite, sömürü hırsı uğruna doğamızı ve tüm toplumsal yapımızı büyük bir katliam cenderesinde tutarak, her geçen gün maddi ve manevi dünyamızı tüketmeye çalışmaktadır. Asla unutulmamalıdır ki tarihten günümüze devletçi sömürge rejimleri karşısında her zaman toplumsal direniş çizgisi de geliştirilmiştir. Her ne kadar iktidar sistemleri tarihi kendilerinden ibaret saysalar da, artık halkların özgürlük tarihinin de yazıldığı bir dönemdeyiz. Bu anlamda sömürgeci rejimlerin Kürdistan‘da uygulamış olduğu vahşi soykırım saldırıları karşısında, varlığımızın tanınmadığı koşullarda, özgürlük mücadelemizin açığa çıkarmış olduğu muazzam direniş bugün tarihin bir kader olmadığını ispatlamıştır. Önderliğimizin belirttiği gibi tarihini bilince çıkaramayanlar asla özgür bir yaşamı yaşayamaz. Bu bilinç ve iradeyle özgürlük mücadelemiz tarihten önemli sonuçlar çıkarmış ve bugün yok edilmek istenen özgür yaşamı var ederek özgürlüğe doğru yol almaktadır. Bugün kapitalist modernite güçleri karşısında devam eden özgürlük mücadelemiz, ulus-devletçi iktidar sistemleri karşısında demokratik sosyalizm bilinci ve demokratik ulus paradigmasıyla direnen halklara büyük bir umut ışığı olarak özgür yaşamı geliştirmeye devam etmektedir.

Değerli Yoldaşlar!

Her türlü sömürü ve baskı saldırıları karşısında elbette direniş çizgimizi tüm alanlarda güçlendirdiğimiz sürece faşizmi yıkabilir, özgür yaşamı garanti altına alabiliriz. Bu anlamda faşizme karşı devam eden mücadelemizde, düşman gerçekliğinin farkında olmak başarının temel bir şartını oluşturmaktadır. Kendi tarihsel hakikatimizi tanıyarak, buna göre mücadele içerisinde olmamız gereken bir dönemde bulunmaktayız.
Tüm egemen sömürgeci güçlerin saldırı odağı kadın ve gençlik olmaktadır. Bu anlamda toplumu iradesizleştirmek için gençlik ve kadın üzerinde geliştirilen özel savaş yoğunlaştırılarak sürdürmeye çalışılmaktadır. Geliştirilen her türlü kimliksizleştirmeye toplumsuzlaştırmaya karşı ahlaki ve kültürel değerlerimize güçlü sahip çıkarak ve yaşatarak mücadelemizi başarıya taşıyabilir, başarıyı kesinleştirebiliriz. Dönem görev ve sorumluklarına güçlü cevap olmak için tüm alanlarda örgütlülüğümüzü büyüterek, eyleme geçerek cevap olabiliriz. İçerisinde bulunduğumuz bu dönemde örgütsüz kalmak köle olmak anlamına gelmektedir. Örgütsüz, kimliksiz gençlik, modernitenin arzuladığı gençliktir. Genç olmak her zaman doğası gereği ahlak ve vicdan sahibi olmak demektir. Beş bin yıllık erkek egemen sistem kendi iktidarının devamı için toplumun en dinamik kesimini ifade eden gençliği kendi çıkarcı, saldırgan, militarist, köleci yaşamına hizmet ettirmek için, gençlik ve genç kadın kimliğini hiçleştirerek toplumu anlamsız kılmaya çalışmaktadır. Bu anlamda kapitalist modernite çeteciliği, cinsiyetçiliği ve uyuşturucuyu bir özel savaş saldırısı temelinde geliştirerek, özgür yaşam arayışımız karşısında bizlere tarihsel ve güncel gerçekliğimizi unutturmak istemektedir. Soykırımı sadece fiziki bir olgu olarak ele alamayız; en derinleştirilmiş soykırım, geliştirilen bu saldırılarla her şeyi unutturulan modern köle olmayı ifade etmektedir. Bu da yaşayan bir ölüden farkı olmama anlamını taşımaktadır. Tüm soykırımcı saldırılar karşısında özgür yaşamın öz savunmasının temeli toplumsal, ahlaki ve kültürel değerlere bağlı olmayı gerektirmektedir. Toplumsal ahlaki değerlerimizi ancak tüm alanlarda örgütlülüğümüzü güçlendirdiğimiz sürece yaşatabiliriz. Bu açıdan özgür bir geleceği sağlamak için örgütlülüğümüzü güçlendirmek en büyük eylemi ifade etmektedir. Tarihsel hakikatimizi bilince çıkarmak için eğitim faaliyetlerini örgüte kavuşturarak eyleme dönüştürebiliriz. Önderliğimize, halkımıza ve tüm değerlerimize karşı yapılan her saldırı karşısında, ülkemize sahip çıkarak mücadeleyi büyütmeliyiz. Bir bütünen kapitalizmin dayatmış olduğu kimliksizliğe, ülkesizliğe, onursuzluğa karşı verebileceğimiz en güçlü cevap özgürlük alanlarına akarak mümkündür. Bu temelde, her saldırıya karşı şehitlerimizin bizlere bırakmış olduğu yüce direniş mirasına sahip çıkarak ve hesap sorarak mücadele alanlarına akalım.

BENZER YAZILAR