Doğru tutum mücadelede sonuca götürür

Rêber APO’nun 9 Ağustos 1992 yılında yaptığı bir değerlendirmesinden derlenmiştir.

RÊBER APO
Partinin ideolojik-siyasi silahı iyi kullanılırsa, bütün konulara açıklık getirmek zor değildir. Çizgi bunun için çok gereklidir, adamı güçlendirir. Mevcut gelişmeler karşısında adamı silahsız bırakmaz. Ama bazıları tabii bu konuda gafil olabilir. Çünkü kendini tanımama bizde çok gelişkindir. Kendini sahte önderler yerine koyma çok gelişkindir. Bilinmeli ki eski sahte önderlikler aşılıp yenileri ortaya çıkar, bu her an gelişme halinde olan bir olaydır. Partinin gerçek önderlik vasıfları, yani işin başında biz olduğumuz için, sapmalara izin vermeyiz.
Bazıları halkı sürekli aldatmak isterler ve hatta kendilerini bile aldatmak isterler. Bunlara fırsat vermemek bizim önderlik görevimizdir. Parti militanları bu konuda her zaman ve her yerde yeterli olmak durumundadırlar. Halen ideolojik-siyasi çizgimizi zorlayacak girişimler her gün vardır. Emperyalizm boş durmuyor, uluslar arası çıkar sahipleri boş durmazlar. Yine Türk sömürgeciliği her gün yeni şeyler türetiyor. Bu bir özel savaştır. Türk sömürgeciliği yeni yöntemlerle, bir yandan açık cephede imha ile uğraşırken, saflarımızı da karıştırmak ister, halk saflarını da karıştırmak ister. Hatta parti içini özellikle bulandırmak ister. Onun için siyasi-ideolojik eğitim her zaman güçlü olmak zorunda. İdeolojik-siyasi netliğe her zaman ihtiyaç vardır. Tutum almaya, doğru tutum belirlemeye ihtiyaç vardır.
Bir çok yetmezlikler yüzünden kayıplar meydana geliyor. Örneğin Hizbullah, doğru ve zamanında anlaşılsaydı bazı şeyler kurtarılabilirdi. Ama buna yeterince doğru yaklaşılmadığı, oldukça dar mahalli ufuklarla yaklaşıldığı için, kayıplar verildi, yurtsever insanlar katledildi. Çünkü bu konuda halk iyi örgütlendirilemedi, aydınlatılamadı.
Görüldüğü gibi işler bir hayli karmaşık ve oldukça da yetkin tarihi-toplumsal çözümleme ister. Bu temelde sizleri silahlandırıyoruz, güçlendiriyoruz. Bunlar işin bir yanı. Öte yandan savaş gerçeğine ilişkin, önderlik gerçeğine ilişkin değerlendirmeleri sürekli yaptık. Bazıları “alacağımızı tam aldık” diyorlar, ama aldıklarınızla ne kadar yaşadığınızı görüyoruz. Biraz kendinize gelin ve ne tür bir savaşla karşı karşıya olduğunuzu göz önüne getirin. Düşüncelerinizi yoğunlaştırmanız gerekir. Ben kendimi oldukça sıkarak, zorlayarak ideolojik doğrultuya, siyasi gerçeklere açıklık getirmeye çalışıyorum. Siz ise bunları zor bela öğreniyorsunuz. Öğrendiklerinizi de bölük-pörçük anlatımlarla bozup gidiyorsunuz. İyi bir militan böyle olmaz. İyi öğrenin. Bugün gerçekler çok karmaşık, bu karmaşıklığı iyi öğrenmekle aşabilirsiniz. Gücünüz neye yetiyorsa, onu doğru yapmalısınız.
Parti gerçekliğini, parti tarihini, partinin ideolojik seviyesini bile ne kadar yakalamışsınız belli değil. Tuhaf, eskiden arkadaşlar anlatımları daha iyi özümserlerdi. Elinizde çok imkan olduğu halde gelişmeleri, anlatımları iyi izlemiyorsunuz. Tüm bunları iyi öğreneceksiniz. İkide bir kendinizi şöyle savaşırım, böyle savaşırım diye dayatmayın. İyi savaşın, güçlü savaşın. Herhangi bir sahaya gittiğinizde bir sürü insan dökülüyor ve bunu önleyemiyorsunuz. Hizbullah nedir yani, üfürseydik ortadan kaldırabilirdik. Ama iyi görememe, iyi tedbir geliştirememe ve buna benzer bir çok gerçek yaşanıyor.
Savaşım gerçeği çok yakıcı. Yapının gerçekten her gün söylediğim bir gerçeği var. Derin yanılgılardan kendilerini bir türlü kurtaramıyorlar. Gelişen olumsuzluklar yanılgılı bir yaşamın ürünüdür ve tüm eğitme çabalarımıza rağmen, bu yanılgılar belki laf düzeyinde veya biraz bilinç düzeyinde aşılıyor, ama onu pratiğe aktarma çok zayıf. Bu konuda gelişme gösterileceğini hâlâ sanmıyorum. Savaş gerçeği, örgüt gerçeği, önderlik gerçeği, özellikle Önderliğin hızlı temposuna uygun olarak, durumları kurtarmak için çaba yoğunluğu fazla gelişkin değil. Bu durumda kolay kaybeden siz olacaksınız. Artık kendinizi kandırmayın. Oldukça ikircikli, gücünü kullanmasını bilmeyen durumu aşın. Karşımızdakiler asırlık geleneklerle ve arkalarına emperyalizmi alarak savaşıyorlar. Siz ise kendi temel doğrularınıza bile güç getiremiyorsunuz.
Bir yüksek komuta seviyesini tutturabilir misiniz? Ben burada olmazsam, günlük olarak kim bilir kendinizi ne kadar saptıracağınız hemen her gün ortaya çıkıyor. Muazzam bir lafazanlığa, çocukluğa, hamallık ve toyluğa kendinizi kaptırmışsınız. Yemin içiyorsunuz, savaş sözü veriyorsunuz, o zaman bunun hakkını da vereceksiniz. Çünkü bundan sonra gerçeklerden kaçma şansınız da yok, sonuç imhadır. Tüm silahlar ortada.
Her şeye rağmen ben savaşabileceğinize, savaşta gelişme sağlayabileceğinize inanıyorum, ama işin özüne biraz yeterli yaklaşımı göstermek kaydıyla bu olur. Kısaca iyi niyetlisiniz. Ve oldukça fedakâr yaklaşıyorsunuz. O halde gerisini tamamlayın diyorum. Burada çok söz vermeler oldu, çok sabırsızca “gitmeliyim” diyenler oldu, ama bunlar çok önemli bir rolün sahibi olamadılar. Eğer bir şehre, bir silahlı birime ulaşınca bu denilenlere biraz saygıyla karşılık verseydiniz ve biraz anlama, uygulama gücünüz olsaydı bu çok şeyi başarıyla ilerletmeye götürürdü. Ben kendimi bütün oluşumlara karşı hazırlıklı hissediyorum ve gerekli cevapları da veririm. Hem siyasi, hem askeri, hem ideolojik olarak veririm. Fakat bu silahları yalnız benim kullanmam yetmez. Her cephede, herkesin bu silahları iyi kullanması gerekiyor. Kullanmayı bileceksiniz. Çocukça, böyle kendi kendinizi partiye dayatmayın. Partinin bir savaş kurmayı olduğunu göz ardı etmeyin.
PKK çizgisinde bir kurmay savaşçı, bir kurmay nereye giderse, durum değerlendirmesini sağlam yapar, görevlerini sağlam belirler. Sonuca gitmeyi de iyi bilir. Sonuca gitmezse eğer büyük zararlar görür. Bir kurmayın özelliği nedir? Bir militan nedir? Bir kurmay, bir militan nasıl “ben başaramam” diyebilir ve sonuçta kendini yaşatmasını bilmez? Size sistem bulmak gerçekten kolay değil, hemen hamallığa dalıyorsunuz. Kurmay faaliyeti öncülük faaliyetidir, hamallık faaliyeti değildir. Fakat çoğunun en iyi yaptığı, körcesine devrilmek oluyor. Bizimki böyle midir? Çalışmalara başarı şansı kazandırmak için biz ne yapıyoruz? Ben kendimi şimdiye kadar yaşattım. Tüm zorluklara rağmen, sınırlı bir sahadaki savaşımı oldukça ilerletebildim. Halbuki sizin mücadele sahalarınız daha cüretkar. Çareler, yöntemler daha fazla geliştirilebilir. Bunu yapmazsanız yok olursunuz. Bunun için söz vermenizi halen tehlikeli buluyorum.
Önünüzde ciddi engel yok. Özellikle bizim de yardımımızla sizin için, savaşın bir çok görevine giriş yapmak zor değil. Ama acaba siz karşımızdakiler buna fırsat verecek mi? Bizim bu çabalara çok anlamlı bir karşılık verebilecek misiniz? Tamam, yine söz veriyorsunuz, hazırlıklar da yoğundur. Büyük sorumluluklar söz konusudur ve umarım işleri bu temelde yapıyorsunuz.
Bizde zorlama yok, fakat attığınız adımlarda biraz kesin ve ilerletici olacaksınız. Özellikle bu ayın sonundan itibaren tüm savaş alanlarımıza bir ivme kazandırmak istiyoruz. hemen hemen her alanda; hem siyasi ve hem de askeri bir bütünlükle düşman güçlere hamle ile karşılık vermek istiyoruz. Daha şimdiden bu hamlenin içindesiniz. Bu hamleyi güçlü kılacak, son hazırlıklar bakımından ne varsa, ona yönelmelisiniz. Verdiğiniz sözler bunu gerçekleştirmenin, gereklerini yerine getirmenin temeli olmalı. Bu özelliklerin sonuna kadar sizde bulunmasına, sizde gerçekleştirilmesine zemin olmalı. En son kararlılığınız, hazırlığınız “bunun gerçekleştirilmesinin gücü bende vardır ve onun sözüdür” biçiminde olmalı.

Related posts

VİDEO – Her Gerilla’nın sesi güzeldir

Sosyalist ütopya, umut ve iddia başarı için esastır

Görevler çaba ile kazanılır