Home TÜM YAZILARKÖŞE YAZILARI Doğru yerde olmak

Doğru yerde olmak

by rcadmin

SİDAR MAWA

Gençlik, demokratik toplumunun üzerine beton gibi yığılan ulus devlet ve onun araçlarının “demir kafesini” kırıp, toplumu demokratik ve özgür özüyle buluşturmak için mücadele ediyor ve özgür komünal toplumun inşasını gerçekleştiriyor. Bu fikri ve yaşam felsefesini taşıyan gençlerin mücadelesini elbette görmezden gelemeyiz.
Bu anlamıyla Kürdistan gençliğinin direnişçi ve özgür yaşam çabalarını görmemek ya da görmezden gelmek kabul edilmez. Eğer gençlik mücadelenin içinde yerini almıyorsa, nasıl oluyor da her gün onlarca genç tutuklanıp, ağır hapis cezalarına çarpıtılıyor ya da her gün onlarca genç nasıl oluyor da özgürlüğe yürüyor? Gençlerin iç dünyalarına inersek bu soru sadece küçük bir örnek olur. Bu soruyu sisteme karşı savaşan her özgürlük savaşçısına sorduğumuzda eminim birçok şeyi sıralayacaktır; “Tüm riskleri göze alıyorum, hayatımı tehlikeye atıyorum, yeri geliyor ailemi karşıma alıyorum, iş ve okul hayatımdan vazgeçiyorum” vs. mücadele için yaptıklarını sıraladıkça sıralar. Haksız mıdırlar? Elbette hayır, bunların hepsi doğru. Peki öyleyse özgürlük savaşçılarını bu yaşama sürükleyen ne oluyor, bu soruyu hepimizin kendine sorması gerekiyor.

“Yanlış hayat doğru yaşanmaz.”

Bu sorunun can alıcı yanlarından biri de, bizim neden bu yaşamın birer neferi olmayışımızdır. Bunun gerçekleşmemesinin en büyük nedeni gençlerin yanlış yerde durmalarıdır. Yani gençler, yanlış yerde mücadele ettikleri için hak ettikleri büyük sonuçları elde edemiyor. Adorno’nun meşhur bir sözü vardır, “Yanlış hayat doğru yaşanmaz.” Kürdistan gençliğinin durumunu bu söz çerçevesinde inceleyecek olursak, eminim daha aydınlatıcı oluruz. Gençler, yanlış yerde durdukları için doğru sonuçlar elde edemiyorlar. Örneğin; kapitalist modernite sisteminde kendine yer arayan, ortak bir yaşamı, paylaşımı isteyen, insan kalmakta ısrar eden bir genç, asla istediği sonucu elde edemez. Çünkü kapitalizm, kendi özüne dayanan, ortak yaşamı, paylaşımı esas alan bireye yaşam hakkı tanımaz. Ailesini, kültürünü koruyup, geliştirmek isteyen bir genç, mevcut sistemde kendine yer bulamaz. Çünkü bunlar toplumsallığın temelidir ve kapitalizm toplum karşıtıdır. Dolayısıyla yanlış yerde durduğu için doğru ve sonuç alıcı mücadeleyi, tarzı, yaşamı geliştiremez.

Küçük, sıradan ve basit hayaller

Bilindiği gibi insanın durduğu yer, onun yeme içmesinden tutalım duygu ve düşünce dünyası, hayalleri, rüyalarına değin yaşamıyla ilgili hemen hemen her alan üzerine büyük etki yapar. Yaşamını şekillendirir. Dolayısıyla kapitalist sistem içerisinde kendine yer arayan bir gencin hayalleri de ona göre olur. Küçük, sıradan ve basit… Kendi küçük dünyaları içinde yaptıklarını çok büyük görürler ve bu da onları yanılgılı yaşamaya götürür. İşte bunun için savaştıkları düşmanı yeterince tanıyamazlar, içinde yaşadığı kapitalist sistemi tanımlayamazlar ve mücadelenin gerekliliklerini yerine getirmezler. Dolayısıyla başarısızlık kaçınılmaz olur. Gençlerin yaşadığı bundan başka bir şey değildir. Gençler, büyük devrimciler gibi giyinmekle, siyasi kitaplar okumakla, üniversitelerde, kahvehanelerde ya da okul bahçelerinde hararetli devrim diliyle her gün onlarca devrimi sohbetlerde gerçekleştirmekle, birbirlerine ateşli devrim mesajları çekmekle, belirli gün ve haftalarda gösterilere katılmakla devrimci olamazlar. Böyle yaparak kendini büyük işler yapıyor, doğru yaşıyor sanmamalıdırlar. Düşüncelerinde ve yaptıklarında ne kadar samimi olurlarsa olsunlar doğru sonuca varamazlar. Çünkü, kapitalist sistem içerisinde yaşayan bir birey özgür yaşamı geliştiremez. Çünkü kapitalizm özgürlük karşıtıdır.

Doğru yerde olmak

Eğer Kürdistanlı ve devrimci gençler kendilerine en çok yaraşan yerde yani özgürlük saflarında olsalardı, elbette yaptıkları da durdukları dağlar gibi özgür ve yüce olurdu. Yüksek ve özgür dağlarda duyguları, düşünceleri, hayalleri ve yaşamları da daha anlamlı olurdu. Eğer Kürdistanlı bir genç özgürlük saflarında olsaydı, bir polisten köşe bucak saklanmaz, kale gibi dağlarda sistemin korkulu rüyası olurdu. Sûr sokaklarında faşizme dur diyen Çiyager’in yoldaşı olurdu. Çağın Direnişi’nin verdiği Efrîn’de Navdar Serhed yoldaş ile beraber özgürlük şarkılarının sesini yükseltiyor olurdu. Eğer gençlik doğru yerde yani özgür dağlarda olsaydı, her şeyden önce yaşamın nasıl sarsılmaz bir inanç ve iradeyle bilenip, doğru yaşandığını anlayacaktı. Ve görecekti ki, bir zamanlar büyük sandıkları çabalar ne kadar yetersizmiş. Bu yetersizliği bir an önce neden aşamadığına hayıflanacaktı. Eğer Kürdistan gençliği, devrime basit, sıradan yaklaşmayıp, devrimin kalbinin attığı yüksek ve özgür dağlarda yerlerini alsaydı, devrimi sözde değil, özde yaşayacaklardı. Böylece doğru yerde doğru yaşayıp, doğrusunu yapacaklardı.

Hiçbir şey için geç değildir

Gençlik yanlış sistemin getirdiği yanlış bir yaşamı yaşıyor olabilir. Ama hiçbir şey için geç değildir. Zararın neresinden dönersen kardır derler ya, gençlerde vakit kaybetmeden yanlışlarından vazgeçip, hak etikleri ve kendilerine yaraşanı yapıp, özgürlük dağlarına çıkmalıdır. Çünkü Kürdistan gençliği en çok dağlara yaraşır, dağlar da en çok Kürdistanlı gençlere yaraşır!

BENZER YAZILAR