Home TÜM YAZILAR Doğru Zaman Şimdidir

Doğru Zaman Şimdidir

by rcadmin

Stêrka Ciwan, Ocak 2018, Komalên Ciwan Koordinasyonu

APOCU Gençlik Hareketi’nin 30. Yıl dönümünde gençlik hareketi olarak ve genç kadın örgütü olarak tarihi ve tarihi olduğu kadar da kader tayin edici bir süreçten geçiyoruz. Ortadoğu toprakları adeta kaynayan kazan misali anlık gelişmelere sahne olmaktadır. Günlük olarak olağanüstü gelişmeler yaşanmaktadır. Özellikle Kürdistan bu gelişmelerin kalbi ve beyni durumundadır. Kapitalist modernite ile demokratik modernite arasında kıran kırana bir savaş durumu anlık olarak yaşanmaktadır. Ortadoğu siyasetinin belirleyici güçlerinden biri olarak kendini ispatlamış Kürdistan özgürlük mücadelemiz de bu yoğun savaşlı kriz ortamında etkileyen ve etkilenen pozisyondadır. Mevcut siyasi atmosfer bu anlamda doğru değerlendirilirse devasa altın değerindeki imkanlar devrim mücadelemizin zaferle taçlanmasına yol açacaktır. Bu temelde içinden geçmekte olduğumuz siyasal gelişmelere ilişkin;

Barzani’nin Güney’de Kürt halkının ulusal duygularını kullanarak referanduma giderek iktidarını güçlendirme projesi dış güçlerin desteğini geri çekmesiyle suya düşmüştür. İsrail’in açık desteği dışında herkesin sert reddine karşılık referandumda ısrar edilmesi ve şimdi gelişen sonuçlar yaşanan sürecin Kürt kazanımlarına karşı bir komplo olduğunu göstermektedir. Referandum desteksiz kalınca 24 saat içerisinde Güney Kürsdistan topraklarının yarısı bir mermi sıkılmadan işgalci güçlere teslim edilmiş, Güney halkı katliamla yüz yüze bırakılmıştır. KDP siyaset tarzı düşünüldüğünde Barzani bir şekilde alttan alta desteklenmiş olmasaydı bu kararı uygulamaya gitmezdi. Tarih bir daha göstermiştir ki ihanetçi, işbirlikçi zihniyet, Kürt halkının değil, yine kendi çıkarlarını esas almıştır. Kürt halkına karşı KDP’nin zemin sunduğu bu komployla beraber hem uluslararası güçler hem de TC ve İran gibi bölgesel güçler Kürdistan üzerindeki hesaplarını istedikleri şekilde yürütme imkanına kavuşmuşlardır. Bununla esas amaçlanan ise zayıflamış, tüm dünya karşısında teslimiyeti teşhir olmuş ve her şeyini pazarlamaya hazır bir güçle Özgürlük Hareketi’ni imha etmektir. Dikkat edilirse Kerkük operasyonuyla eş güdümlü olarak TC faşist devleti de Medya Savunma Alanlarının Xeregol bölgesinden kapsamlı bir operasyonla saldırıya geçmiş buna karşı gerillanın direnişiyle şimdiye kadar püskürtülmüş, ileriye geçememişlerdir.bir yandan da Medya Savunma Alanları yetmemiş Maxmur halkına sözde insan hakları savunucularının gözetiminde saldırıda bulunmuştur.Ancak bütün bu saldırılar Kürt halkının direnişçi yönünü kırmayacaktır.

TC faşist devletinin Irak, İran ve Suriye ile geliştirdiği ittifak bu temelde mücadelemize karşı örgütlendirilmiştir. Sömürgeci bölgesel güçler devlet çıkarları gereği birbirlerine yanaşmış, tavizler karşılığında ortaklaşmışlardır. Bütün amaç ise PKK’yi boşa çıkarmak, etkisizleştirmek, yarattığı bütün kazanımları ele geçirmekten başka bir şey değildir. Bu durum bir yönüyle uluslararası komplonun farklı bir versiyonu olarak önümüze sürülmektedir. Bu açıdan ciddi tehlikeleri olmakla beraber doğru değerlendirilip çelişkilerden faydalanılırsa tersine çevrilip tarihsel gelişmelerin zemini haline de getirilebilir.

Böylesi bir süreçte Rakka’nın DAIŞ çetelerinden temizlenip özgürleştirilmesi de bu anlamda çok önemli bir zafer olmuştur. Uluslararası gericiliğin başkenti özgürleştirilmiş ve tarihin en önemli zaferlerinden biri kazanılmıştır. Rakka zaferinin önemi önümüzdeki süreçlerde çok daha iyi anlaşılacaktır. Yalnız bu haliyle Rojava ve Suriye’ deki gelişmeler mücadelemizin dünyaya yayılması ve kendini kabul ettirmesi açısından stratejik rolünü korumaktadır.

Bilindiği gibi Önder APO 9 Ekim 1998 yılında Suriye’den çıkarılmış ve 15 Şubat 1999 yılında esir alınmıştır. İmralı tek kişilik cezaevinde 6 metre karelik bir alanda tutulmaktadır. Yıllardır esaret koşullarında yaşayan Önderliğimize son iki yıldır da ağır bir tecrit uygulanmaktadır. Ağırlaştırılmış tecrit ile hareketimizin ve halkımızın Önderlikten koparılması, Önderliksiz yaşamaya alışması amaçlanmaktadır. Son süreçlerde ise AKP özel savaş medyasında Önderliğin yaşamına dönük kimi haberler servis edilmiştir. Sabrımız sınanmakta, nabzımız ölçülmeye çalışılmaktadır. Adeta Önderliğimizle imtihan ediliyoruz. Faşist T.C ordusu ve devleti Önderliğimiz üzerinden yürüttüğü bu politikalarla aynı zamanda gücümüzün düzeyini de görmek istemektedir. Çünkü AKP özellikle de öz yönetim direniş sürecinde tarihinin darbesini alarak yalpalanma sürecine girmiştir. Bu kadar acizce davranması ve özelde de tutuklularımız üzerinden baskı kurması geldikleri düzeyi göstermektedir. Önderliğimiz ve siyasi tutsaklar üzerinden geliştirilen faşizan baskılar artık hiç bir şekilde kabul edilmez bir düzeye ulaşmıştır. Yine bununla paralel olarak Bakurê Kürdistan ve Türkiye’de, AKP bulunduğu her yerde, elinin uzandığı her köşede Kürde saldırmaktadır. Kobanê direnişi ile yaşadığı ağır yenilgi psikolojisinden kurtulamayan Erdoğan ve AKP çeteleri de şimdi de Efrin’e saldırı planladıklarını açıklamışlardır. Rojava devrimi AKP’li çetelerin kabusu olmuştur. Rojava ve Bakur sınırı duvarlarla örülmüş, teller çekilmiş, son teknolojik makinalarla çevrelenmiş ve neredeyse her metresine bir asker dikilmiştir. Bununla da yetinmeyen çeteler Rojava devrimini boğmayı ve yapabilirse bir Anti-Kürt ittifakı ile özgürlük mücadelesini bitirmeyi kafasına koymuştur. Varlığını Kürdün yokluğu üzerine inşa etmiş bir zihniyetle karşı karşıyayız. AKP sadece Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında 24 saat Kürt düşmanlığı yapmaktadır. Halkımızın üzerinde uyguladığı baskılardan sonuç alamayınca hareketimize saldırmaktadır. Hareketimiz üzerinde kurduğu baskılardan sonuç alamayınca da adeta kudurup tekrardan halkımıza saldırmaktadır. Kırk yılı aşkın bir süredir, bu şekilde Kürdistan halkı ve Kürdistan özgürlük mücadelemiz hedeflenmektedir.
Sonuç olarak TC faşizmi şahsında tüm sömürgecilik topyekûn bir imha saldırısı içerisindedir. Buna karşı hareket olarak çelişkilerden doğru şekilde faydalanıp doğacak imkanları yerinde ve zamanında değerlendirmemiz gerekmektedir. Tehlikelerin büyüklüğü, büyük kazanımların zeminini de yaratmıştır. Bu anlamda Apocu Gençlik Hareketi olarak bu sürece hamlesel bir çıkış yaparak yanıt olmak en stratejik karar olacaktır.

Değerli yoldaşlar;
İlk defa bizler için tarih yazma fırsatı doğmuştur. İlk defa bizler için bu kadar fazla başkaldırı imkanı doğmuştur. Tarih öyle bir hızla ilerliyor ki durdurabilmek, yavaşlatmak imkansızdır. Tarihin akışı artık özgürlük isteyenlerin safındadır. Apocu Gençlik Hareketi kuruluşunun tam 30. Yılındadır. APOCU gençlik bölgesel bir devrime öncülük yapabilecek durumdadır. PKK bir gençlik hareketidir. Genç başlamış ve genç başaracağına söz vermiştir. Başarabilmek içinde hep gençleşmeyi esas alıp mücadelesini sürdürmüştür. Önder lik öncülük dışında bir tanımlama ile gençliği hiç bir zaman anmamıştır. Genç denildiğinde ikinci kelime öncülük olarak dile getirilmektedir. Adeta genç olmak ve öncü olmak bir tutulmuştur. Öncüyü gençlerden ayrı ele almak hem öncüyü hem de gençliği anlamsızlaştırmaktır. Bu anlamda gençliğin anlamlaşması öncüleşmekten geçtiği gibi öncünün anlamlaşması da genç olmaktan geçmektedir. Bu anlamda gençliğin bu gerçeklikten kaçmaması gerekmektedir. Tam tersine sürekli bu gerçeğin peşinden koşmalıdır. Ancak kendi gerçekliğiyle yüzleşmiş bir gençlik hakikate ulaşabilir. Gençliğin hakikati ise özgürlüktür. Bizler de bu anlamda APOCU Gençlik Hareketi olarak özgürlüğün savaşçılarıyız. Özgürlüğe ulaşmayan bir yaşam bizler için haramdır.

Yaşadığını iddia etmek ise yaşamın hakikatine ihanettir! Bizleri özgürlük felsefesi ile tanıştıran, onurluca yaşamayı öğreten, sabırlı olmayı aşılayan, devrimci mücadeleye sevk eden Önder APO’dur. Ve Önderliğimiz şu anda tüm bu değerler adına TC rejiminin esareti altındadır. Önderliğimizin fiziki özgürlüğü gasp edilerek halkımızın özgürlüğü gasp edilmektedir. Gençliğin ve genç kadınların bu noktadan hareketle özgürlük için verdiği mücadele daha etkileyici, daha yaratıcı, daha sonuç alıcı ve daha çarpıcı olmak zorundadır. Önder APO olmasaydı ne bizler özgürlüğün ne olduğunu anlayabilecektik ne de özgürlük gibi kutsal bir mücadelede yer alabilecektik. Bu anlamda mücadelemiz, Önder APO’da somutlaşan özgürlüğün İmralı çarmıh sisteminin parçalanarak tüm Kürdistan’ ın özgürlüğüyle taçlanmasını sağlayacaktır.

Dolayısıyla içine gireceğimiz yeni mücadele süreci her yönüyle olağanüstü yaklaşmayı ve tarihi direnişi farz kılmaktadır. Artık tarihin ‘yürü ya kulum’ dediği bir süreci de aşmış durumdayız. Bu temelde tüm kadro ve gençlik yapımız sürecin karakterine uygun bir yoğunlaşma ve derinleşme yaşayarak kendini yeni sürece her yönüyle hazır hale getirmelidir. Gelişmeler bize anın devrimcisi olma misyonunu yüklemektedir. Bu açıdan her bir arkadaş dün ne yaptığına değil, bu süreçle beraber ne yapacağına ve nasıl yapacağına karar vermeli ve Apocu militan ruhla sürece yüklenmelidir.

Değerli yoldaşlar;
Bu süreçte bizler açısından her zaman olduğu gib Önderliğimiz kadar öğretici başka bir kaynak yoktur. Önder APO’nun uygulanması ise ortaya koyduğumuz pratiktir. Pratiğimiz yani konuştuğumuz dil, kullandığımız üslup, gösterdiğimiz tavır, içinde olduğumuz her türlü durumdur. Önderliğimizin temposunun, sabrının, hızının, ölçülerinin, örgütlenme ve düşünme biçiminin yanına bile yaklaşamıyoruz. Kadrodaki tutuculuk, yetinmecilik, bireycilik, keyfiyetçilik, pasiflik ve daha birçok sayılabilecek parti dışı anlayışlar öyle bir aşamaya gelmiş ki mevcut durumun farkına bile varılamamaktadır. Kendi gerçeğini sorgulamayan, iç mücadeleyi önemsemeyen ve düşmana karşı vasat mücadele düzeyini sorun olarak görmeyen yaklaşımlar gelişebilmektedir.

Düşmanın en vahşi şekilde dört bir yandan saldırdığı bir dönemden geçiyoruz. Yani düşman 24 saat kendisini hissettirmektedir. Böylesi bir dönemde düşman gerçeği ve ona karşı mücadele düzeyinde bir sıçrama yaşanması gerekirken objektif olarak yaşanan bu duruma alışmaktır. Gerekli devrimci cevabın verilmemesi alışmak, verili olanı kabul etmek anlamına gelir. Bu anlamda müthiş düzeyde alışkanlıklara çakılıp kalma durumu vardır. Alışılan çalışma tarzı, alışılan çalışma temposu, alışılan koşullar, alışılan imkanlar, alışılan düşünce ve yoğunlaşma biçimi sonuç olarak alışılan tekrara götürmektedir. Halbuki devrimciliğin kendisi alışkanlıkları paramparça etmenin adıdır. Alışkanlıkları aşıp yenilendiğin ve değiştirdiğin ölçüde devrimcileşirsin. Geçen döneme damgasını vuran anlayış ‘kendini bırakma’ olarak öne çıkmıştır. Bununla bağlantılı kendini geri çeken, sorunlardan kaçan, moralde istikrarsız olan ve tempoda gel-gitler yaşayan duruşlar da gelişmektedir. Hepsinin özünde mücadelesizlik ve ideolojik zayıflık yatmaktadır. Kendini bırakmak; mücadeleyi bırakmaktır, partiyle araya mesafe koymaktır. Yani düşman gerçekliğini unutmaktır. Böylesi duruşlarda özel savaşın etkileri görülmektedir. Bu açıdan kendini bırakma gibi bir durumun tasfiyeciliğe kadar götürebileceği ortadadır. Parti militanları süreç ne olursa olsun, koşullar ne kadar zorlayıcı olursa olsun ve gerekçe ne olursa olsun asla kendini bırakmaz aksine bunu mücadele vesilesi haline getirir. Önder APO ‘zorlu koşulların büyük militanlar yarattığını’ ifade etmiştir. Bu çerçevede tüm mücadele alanlarımızda farklı biçimlerde ortaya çıkan bu anlayışa karşı keskin bir tutum ortaya koymak zorundadır.

Mevcut hakim duruşumuz görüldüğü üzere bizi başarı ve zafere götürmemektedir. Bu zaten geldiğimiz aşamadan ve içinde olduğumuz durumdan anlaşılmaktadır. Bu konuda herkes mutabıktır. Ancak bu durumdan nasıl çıkılacak, temel çıkış noktası ne olacak, ne zaman çıkılacak, nereden başlanacak ve nasıl yapılacak? İşte tam da bu durumlardan hareketle bir çıkışın gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu gidişatın durdurularak aksine hamlesel bir çıkışın olması bizler açısından zorunluluktan öte bir anlama sahiptir. Süreç tüm yetmez anlayışlara karşı başkaldırıp eskiyi aşıp yeniyi yakalama sürecidir. Yeniyi de en iyi Gençlik Hareketi yaratabilir.

Devrim anı gelip çatmıştır. Hem dönem koşulları hem de gençlik mücadelemizin yaratmış olduğu birikim ve tecrübe hamle yapma iradesini açığa çıkarmıştır. Aslında herkes böylesi bir çıkışın beklentisi içindedir. Halkımız dünyanın dört bir yanında ayaktadır. Gerçek öncüsünü aramakta ve bir kıvılcımın çakılmasını beklemektedir. Kürdistan’nın dört bir yanını kuşatmaya alan işgalci güçlerin püsƒülmesi artık son bir hamleye bağlıdır. Artık sözün eyleme dönüşmesi gereken bir dönemdir. Dün yapamadığımızı bu gün yapmak için ayağa kalkmaya hazırlanmalı ve aşama aşama özgürlük devrimimizi zafere ulaştırmalıyız. Ayağa kalkan bir halkın öncüsü gençliktir, genç olan kadınlardır. Önümüzde bulunmayacak bir fırsat vardır. Bu fırsatı sonuna kadar değerlendirebilmeliyiz. Yaşadığımız süreç önderliğimizin özgürleştirilmesi ve halkımızın işgalci soykırımcı çetelerin elinden kurtarılması zamanıdır. Zaman bizim zamanımızdır. Zaman bizi anlatmakta, tüm işaretler bizi göstermektedir. Bu gerçekliği görme ve hakikate ulaşma zamanını kaçırmamalıyız.

Hiç kimse kendini yeterli görmemeli, pratiğini başarılı değerlendirmemelidir. Devrim yapmadan başarılı diyebileceğimiz bir pratiğimiz yoktur. Temel hedeflerimize ve esas amacımıza ulaşmış değiliz. Günü birlik kazanımlar ve değerler üzerinden ne konuşabilir ne de hak isteyebiliriz. Özellikle biz gençlik hareketi olarak bu konuda daha net ve radikal olmalıyız. Biz halkımızın öncü gücüysek o zaman son ana kadar, hedefe varana kadar mücadeleye yüklenmeyi esas alacağız. Bu açıdan gençlik hareketi ve genç kadın hareketi olarak 2017 yılının güzü olan Ekim ayında, gençlik hareketinin 1987 yılından bu yana başlatmış olduğu son 30 yılın en kapsamlı ve en büyük hamlesini başlatma kararı aldık. Ekim 2017 yılı itibariyle başlattığımız hamlemizin temel sloganı “SERÎ HILDE” dir. Bu hamlemizin temel amacı Önderliğimizin özgürlüğünü sağlamak ve Kürdistan’ ın dört parçasındaki sömürgeci, işgalci ve soykırımcı güçlerin defedilmesidir. Bu amaçla başlattığımız hamlenin gelişecek olan halk serhildanlarına kadar sürdürülmesi ve kesin sonuç alması gerekmektedir. Bu nedenle gençlik hareketi olarak tüm gücümüzü seferber edeceğimiz bir sürecin startı verilmiştir.

Dört parça da ve yurt dışı sahalarında başlatılan özgün hamlelerin bu genel slogan altında yürütülmesi ve genel sloganın bir şemsiye gibi kullanılması gerekmektedir. Kış süreciyle beraber tüm Kürdistan’da düşmanın saldırılarını arttıracağı bilinmelidir. Bu açıdan savunma pozisyonundan çıkıp örgütlemede, katılımda ve eylemde derhal aktif mücadele pozisyonuna geçmemiz gerekmektedir. Rutin olan pratik işlerin bırakılması ve sürecin gerekliliklerine göre hareket edilmesi gerekmektedir. Hiç bir kadro ve gençlik üyemizin bu sürece zayıf katılma gibi bir lüksü yoktur. Hamle sürecine olağanca aktifliği ile katılmayan ve ruhunu beynini ayaklandırmayan bir militanın karşı-devrimci bir tavır içerisinde olacağı unutulmamalıdır.Bu sürecin ve hamlenin dili, üslubu, çalışma tarzı keskin ve radikal olacaktır. ‘SERÎ HILDE’ hamlesinin bir ayağı gerilik ve yetmezliklere karşı partileşme ve ideolojik mücadele yürütülmesi iken diğer ayağı ise bu netleşme üzerinden sömürgeciliğe tarihinin en büyük darbesini vurmaktır.

Değerli yoldaşlar;
Açıkça belirtiyoruz. “SERÎ HILDE” hamlesi devrimci bir yönetimin , devrimci bir kadronun ve devrimci gençliğin öncülük yapacağı bir hamledir. Kendini bırakan, izlemekle yetinen, kendi işini bile yapmayan, şikayet eden ve çözümsüz kalan gençlik duruşu mahkum edilmelidir. “SERÎ HILDE” hamlesi ile tüm devrimci gençler bu tür duruşlara karşı başkaldırmalı, doğruya çekmeli, engel oluyorsa da engel olmaktan çıkarmalıdır. Bu kritik ve tarihi süreçte mücadele zeminimizde böylesi anlayışları barındırmamalı, devrimci yöntemlerle ortadan kaldırmalıyız. Zaman başkaldırı zamanıdır, zaman biz devrimcilerin zamanıdır. Zaman biz devrimci olanların eyleme geçme zamanıdır. Her şeyimiz zamanın devrimci tutumunu bağlı olarak gelişmek durumundadır. Hamle döneminin militan duruşu aktif, yenilikçi, cesur, fedakar, atik, eylemci ve hamleci olmalıdır. Aynı zamanda bu süreçte dikkatli, duyarlı, uyanık, inisiyatifli ve en ufak imkanları en büyük kazanımlara dönüştüren bir tarz yaratılmalıdır. Hamlemizin ilanıyla birlikte herkesin hamlesel bir duruş çerçevesinde hareket etmesi hamlenin başarıya ulaşmasında belirleyici olacaktır. Tüm faaliyetlerimizin hamlenin ruhuna uygun bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Esas klavuzumuz Önderliğimizdir. Önder APO’nun da belirttiği gibi Önderliğimizin tarzını, temposunu ve sabrını esas alacağız. Önder APO’nun direniş tutumuna ve yaşamına uygun olmayan hiç bir yaklaşımı, hiç bir tarzı ve hiç bir eylemi kabul etmemeliyiz. Her şeyi Önderlik ölçülerine vurarak değerlendirmeli ve her işte başarmak temel kıstasımız olmalıdır.

Dönemin temel stratejisi olan devrimci halk savaşı stratejisine gençlik öncülük yapacaktır. Devrimci halk savaşının halkla birlikte yürütülmesi gerekliliği unutulmamalı ve halkın öncüsü olan gençliğin halk örgütlülüğünü geliştirerek halkla birlikte serhildana geçme anı gelmiştir. Öz yönetim direnişlerinde gençlik hareketi devrimci bir tutum sergiledi, tüm gücüyle direnişe seferber oldu. Ş. Çiyager, Ş. Axin ve Ş. Andok komutanlığında destansı bir öncülük yaptı. Öz yönetim direnişinde verilen büyük bedellerin devrimci intikamı ise halen boynumuzun borcudur! Bu anlamda intikam hamlesini başarıya ulaştırmada 5. Kongremizin açığa çıkardığı kararlaşma oldukça büyük ve anlamlıydı. Bu nedenle gençlik hareketinin öz yönetim direnişlerinin bıraktığı mirasa sahip çıkması ve tüm parçalarda halka cevap olması gerektiği bir zaman diliminin içerisindeyiz. Doğru zaman şimdidir. Yarın değildir.

Düşman hamlelerine karşılık en büyük cevabı APOCU gençlik hamlesel çıkışıyla kesinlikle verecektir. Önümüzdeki kış süreci dört parça Kürdistan ve Avrupa’da gençlik ruhu ve dinamizmiyle hamleyi geliştireceğimiz bir süreçtir. Tüm gençliği Devrim şehitlerine olan intikam sözümüzü gerçekleştirmek için bulunduğu her alanda tüm gücünü seferber ederek faşizme karşı BAŞKALDIRI’ya çağırıyoruz. Dost ve düşman görecektir ki Apocu fedai gençlik düşmanın kabusu olacak ve son isyanı zaferle taçlandırmanın öncüsü olacaktır. Çünkü biz daha son sözümüzü söylemedik…
Tüm yoldaşlarımızı özgürlük dağlarından selamlıyor ve bu çetin mücadele sürecinde üstün başarılar diliyoruz.

BENZER YAZILAR

Yorum Yap