Home TÜM YAZILARKÖŞE YAZILARI Gençlik kimliğini doğru tanımlamak-2

Gençlik kimliğini doğru tanımlamak-2

by rcadmin

Bu yazı 2017 de basılan Gençlik Manifestosundan alınmıştır

Gençliğin diğer bir yönü de sosyalleşme olgusu ile sıkı ilişkisidir. Doğru bir sosyalleşme tutturulamadan sosyalist olmak mümkün değildir. İnsan gençliğinde sosyalisttir deyişi bu gerçekliği karşılamaktadır. İlk insanların toplumu inşa ederek ayakta kaldığını belirtmiştik. Bir nevi gül nasıl dikenleriyle örtünüyorsa ya da ağaç kabuğuyla kendini koruyorsa, yani her canlının bir şekilde oluşan savunma mekanizması söz konusuysa, bu mekanizma insanda toplum olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsan kendini toplumunda güvenli hisseder.
Gençlik de yaşama adım atarken öncelikle gruplaşma sürecine girer. Belli bir topluluğun içerisine dahil olur. Birbirine benzer özelliklerde olanlarla bir kaynaşma dönemi başlamaktadır. Gençlik kendini bu şekilde güçlü hissetmekte, bir kimlik kazandığına inanmaktadır. Bilinçli örgüt kurmasa bile hep kendi içinde grup olarak hareket etmektedir. Sıkı arkadaşlık grupları, arkadaşlık ilişkileri oluşturmaktadır. Böylesi arkadaş ilişkilerinin kimilerine gençlik çeteleri denilir, kimilerine sıkı arkadaş grupları denilir. Böylesi gruplar aslında en sıkı örgütlerden daha kuvvetlidirler. Çünkü ortak bir şekillenme birliğini ifade etmektedirler. Bilinçli değil ama genç olmanın getirdiği, gençlik arayışçılığının getirdiği bir birlik sözkonusudur. Bu dönemde sıkça böylesi arkadaş grupları ortaya çıkmaktadır ve en değme örgütlerden daha sıkı birbirine bağlıdırlar. Birbirini ölümüne savunurlar, birbirinin arkasında dururlar, mahalle kavgaları yaparlar, kan kardeşi olurlar. Her insanın en güçlü arkadaşlıklarının ilk olarak bu dönemlerde olması tesadüfi değildir. Bu tür gruplaşmalar bazen lümpen ve çeteleşme, serserileşme tarzı bir sürece doğru gidebilmektedir, fakat bazen de gençliğin çok büyük özgürlük atılımlarına vesile olabilmektedir. Örneğin Deniz Gezmiş, ortaokul yıllarında kurduğu yedi bela çetesi ile birbirleriyle sonuna kadar yürüyen büyük yoldaşlıklar yaratmıştır. Yine 1968 gençlik devrimine çeşitli gençlik gruplarının öncülük yaptığı bilinmektedir. Çeşitli lise grupları, mahallerde birbirini tanıyan işsiz gençler, ezilmiş, dışlanmış, alay edilmiş gençler topluluğunun öncülüğü olmasaydı 68 gerçekleşemezdi. Önderliğin de benzer şekilde önce çocuk gruplarına öncülük ettiğini, sonrasında bu özelliğini daha da geliştirip Ankara siyasalda okuduğu dönemlerde oluşturduğu arkadaş grubuyla pratik devrimci sürece giriş yaptığını biliyoruz. Bugün dahi grup grup PKK’ye katılanlar az değildir. Demek ki doğru bir gençlik sosyalleşmesi geliştiğinde toplumcu, devrimci sonuçlar da ortaya çıkabilmektedir. Yani toplumsal gelişim ahlaki politik doğrultuda ilerleyebilmektedir.
Toplumun en önemli özelliği bir gelişim ve değişim dinamiğine sahip olmasıdır. Toplumsal yapılar tarihsel aşamalar boyunca değişir ve dönüşürler. Ortaya koyulduğu gibi, değişim ve dönüşüm gençliğin de en temel özelliklerden biridir. O halde gençliğin bu temel özelliklerini taşıyan toplumlar ve uluslar hızla gelişen ve ilerleyen uluslar ve toplumlardır diyebiliriz. Toplumsal değişime, yeniye açık ve tutucu olmayan güçler toplumun değişim ve dönüşüm ihtiyacına yanıt olabilmektedirler. Bu anlamda değişim ve dönüşümü temsil eden gençlik toplumsal değişim dinamiğinin en etkin ve aktif parçasını ifade etmektedir. Bu yapısal özelliklerinden kaynaklı gençliğin toplumsal gelişmeler tarihinde her zaman özel bir yeri olmuştur. Çoğu zaman toplumlar için öncülük rolüne soyunmuştur.
Neolitik toplumsal düzenin ardından gelen hiyerarşik aşamalarla birlikte kadının toplumsal sistemi de gerilemeye başlamıştır. Hanedan ideolojisi ve ataerkillikle kadının düzeni gözden düşürülmüştür. Bu noktada gençliğin yoğun bir biçimde aldatılması ve kadının sisteminden koparılması söz konusudur. Tarihin en kritik eşiklerinden birisinde bulunmaktayız. Jerontokratik uygulamalar hanedan ideolojisinin ve ataerkilliğin bir tamamlayanı niteliğinde bu kritik eşikte devreye girmekte ve kadının etrafındaki gençlik gücü çekilip koparılmaktadır. Uygarlığa giden süreçte bu gelişmeler çok önemli bir yer tutmaktadır. Devletçi uygarlık süreçleri ile sonuçlanan bu gelişmelerde gençliğin pozisyonu ise oldukça dikkat çekici ve önemlidir. Gençlik sistemsel değişimde çok önemli bir rol oynamıştır. Elbette burada söz konusu olan değişim toplumsal bozulma ve çürüme anlamına gelmektedir. Oynanan rol olumsuz olmuştur. Değişim ve gelişim mutlak zorunluluk olarak ileriye ve güzele doğru olanı vermemektedir. Değişimi nasılını sorgulamadan onaylamak bu nedenle bir sapmayı ifade etmektedir. Nitekim çok iyi görülmüştür ki bu süreçte özgür toplum adım adım geriletilmiş ve toplum köleleşme sürecine alınmıştır. Bunda da gençliğe çok olumsuz bir rol oynatılmıştır. Dolayısıyla tarihin bu aşamasında gençliğe negatif bir rol biçildiği çok açıktır. Fakat sonuç olarak gençliğin önemini görmek bakımından çok önemli bir süreçtir söz konusu olan. Gençliğin toplumsal sistemlerde oynadığı değişim ve dönüşüm rolünün ne kadar büyük sonuçlara yol açabildiğini görmek açısından son derece önemli bir süreç yaşanmıştır. Dolayısıyla çok iyi anlaşılması da gerekmektedir. Bu gelişme ile birlikte şu sonuç çok net bir biçimde ortaya çıkmıştır: Gençliği kazanan toplumu kazanır! Bu aşamadan sonraki tüm uygarlık süreçleri için geçerli olan formül bu olmuştur. Uygarlık güçleri farklı uygulama ve yöntemlerle gençliği kendi sistemini sürdürülebilir kılmada sürekli kullanmaya çalışmışlardır. Çünkü gençliğin ortaya koyduğumuz tarihsel-sosyolojik özellikleri hiyerarşik aşamalardan başlamak üzere ezenler tarafından her zaman bir tehdit olarak algılanmıştır. Bu nedenle gençlik de tıpkı erkek gibi, kadın gibi, toplum gibi, devlet gibi egemen odaklar tarafından oluşturulmak istenmiştir. Sistem egemenleri gençliğe karşı; bastırma, sindirme, yozlaştırma ve enerjisini-ilgisini sistemi rahatsız etmeyecek kanallara yönlendirme amaçlı politikalarını süreklileştirmişlerdir. Çok iyi bilmektedirler ki teslim alınan gençlik, kendi geleceklerinin de garantisi anlamına gelecektir. Çünkü gençlik gelecek demektir.

Bitti…

BENZER YAZILAR