Home TÜM YAZILARKÖŞE YAZILARI ‘Hakikat aşktır, aşk özgür yaşamdır’

‘Hakikat aşktır, aşk özgür yaşamdır’

by rcadmin

Avrupa Kürt Kadın Hareketi Üyesi Zelal Amed ile yapılan bir röportajdır.

Devrimin, devrimci yaşamın en kutsal bağı olan yoldaşlığı nasıl tanımlıyorsunuz?

Zelal Amed: Her devrim; büyük toplumsal, siyasal, kültürel vb. sorunların ve tıkanmaların en ağır bir şekilde yaşandığı dönemlerde ve toplumlarda karşımıza çıkan büyük değişim ve dönüşüm dönemleridir. 5000 yıldır en başta kadınlarla, ezilen halklarla ve toplumlarla devletçi-iktidarcı ve sömürgeci egemen sistem arasında yaşanan bir mücadele vardır. Ezilenlerin sürdürdüğü bu mücadelede devrimler; eskiyi, sömürgeciliği ve köleliği temsil eden zihniyete, sisteme ve bunların temsilcisi olan kesimlere karşı gerçekleştirilmiştir. Bu devrimler kimi zaman ezilen kadınlar adına, kimi zaman sömürülen halklar ve sınıflar adına yapılmıştır. Her devrim eskiye ve yanlış olana karşı bir isyandır. Sadece isyan değil, eskiye dair tüm düşünce ve yaşam biçimlerini, yine kural ve yasaları ezilenler için aşma dönemleridir. Yine sadece aşma değil, özgür insan ve toplumsal ilişkilerin sistemini, ilkelerini yaratma ve inşa etme dönemidir de.
Devrimi, bir insan da kendi düşünce ve yaşamında başlatabilir. Yine bunu toplumsallaştırarak büyütebilir. Nicel düşünce ve yaşam, değişim arayışı devrimle beraber nitel değişim ve dönüşümleri yaratır.
Bir devrimin, yine o devrimin yürütücüsü ve öncüsü olan bir devrimcinin sayısız amacı vardır. Amaç, sadece sömürgeci sistemi kaba anlamda değiştirmek ve aşmak değildir. Her devrim ve devrimci sömürgeci sistemin tüm ilişki anlayış ve şekillerini temsil ettiği toplumdan ve kişiden başlayarak aşmalıdır. Buna sosyal devrim denilir. Yani devrimin zihniyette, vicdanda da yürütülmesi çok önemlidir. Biliyoruz ki, bugün sömürgeci sistem, erkek egemenlikçi zihniyete dayalı olarak kendini yaşatmaktadır ve toplumda kadın ya da erkek her bireyin zihniyetine derinlemesine sızmıştır.
Günümüzde köleleştirmenin çok farklı biçimleri vardır. Sistem, toplumların ve insanların birbirleriyle ilişkilerine, üsluplarına, giyimlerine, ahlaki değerlerine, kısaca yaşamlarına hakim olmuştur. Tüm ilişkiler çarpık hale getirilmiştir. İster kadın-erkek, ister insan-doğa, ister birey-toplum olsun, adeta çıkar ilişkilerine dönüştürülmüştür. Maddiyatçılığa, yalana, birbirini sömürmeye dayalı ilişki sistemi dayatılmaktadır. Yardımlaşma, dayanışma, karşılıksız birbirini savunma adeta ‘enayilik’ olarak algılanmaktadır. Kurnazlık, bencillik, bireycilik ‘akıllı olmak’ diye bizlere yutturuluyor. Kadın ve erkek ilişkileri sadece cinsel-güdüsel ilişkiye düşürülmüştür. Köleleştirilen toplumlar, bu sisteme gönüllü işçi, gönüllü asker, gönüllü hizmetkar olmaktadır. Her ilişkide efendi-köle ilişkisi kurulmaktadır. Kapitalist ya da feodal zihniyet ve yaşam tarzı dışında başka yaşam şansı kimseye verilmemektedir. İşte bu durum büyük toplumsal bunalımları, kişilik sorunlarını, şiddet patlamasını, insan ilişkilerinde çürümeyi yaratmaktadır. Bu sistem biçimi doğal değildir, insana-doğaya-topluma ve en başta kadına düşmandır. Bu istem bireyi bitirir, doğayı bitirir. Devrim gerçekliği ve ihtiyacı da burada karşımıza çıkar.
İşte devrimler ve devrimciler sistemin her türlü açık ve gizli köleleştirme oyunlarını deşifre etmek, ortaya çıkarmak, teşhir etmek zorundadır. Yine bunu her toplum bireyine, kadına ve erkeğe kavratmak için önce kendinde ve kişiliğinde bir devrimi yapmak zorundadır. Her devrimcinin savunduğu ve yaratmak istediği yeni özgür sistemin örnek kişiliği olma amacı vardır. Sadece doğruyu ve güzeli istemek değil, bunun öncüsü olmak, savunduğu ilke ve yaşam tarzını kendi yaşamında temsil etmelidir. Rêber APO, her devrimci için ‘yeni yaşam modelinin prototipi olmalıdır’ demektedir. İşte bu noktada devrimciler yeni yaşam temsilini yeni ilkeler temelinde oluşturacakları toplumsal ilişki biçimiyle yapmalıdırlar. Devrim uzun bir yoldur. Bu yolda yürüyenler yeni sistemin zihniyetiyle ve ahlakıyla birbirleriyle ilişkilenirler. Buna yoldaşlık ilişkisi denir. Maddi çıkara, birbirini sömürmeye, bencilliğe, bireyciliğe, kurnazlığa, her türlü güdüye, yalana dayanmaz. Karşılık beklemeden insanın birbirini yüceltmesidir. Birbirinin özgür bir toplum sisteminde yaşaması için emeğe, fedakarlığa, dürüstlüğe, dayanışmaya, birbirini tamamlamaya, ortaklaşmaya dayalı bir ilişki sistemidir. Kimse kimsenin efendisi ya da kölesi değildir. Kimse kimseyi ezmek için değil, yüceltmek için emek verir. ‘Eşitlerin ilişki’ sistemidir. Özgür kadın, özgür erkek, yani özgür insan ve özgür toplumu yaratmak ortak hedefleridir. Bu, hakikattir. İşte hakikate yani özgürlüğe ulaşma mücadelesinde birbirini güçlendiren ve bunu tüm topluma yayan insan ilişki biçimidir yoldaşlık.

Yoldaşlık ile sevgi ve aşk hakikatinin bağı nedir? Yoldaşlık sevgisinin kökeninde emek vardır.
Emek ile sevgi yoldaşlıkta nasıl yaratılabilir? Ne yapmak gerekir?

Zelal Amed: Rêber APO’nun, ‘Hakikat aşktır, aşk özgür yaşamdır’ sözü çok anlamlı ve tarihseldir. Özgür yaşama ulaşmak, hakikate ulaşmak, onu aramaktır. Bu büyük emek, özgür ruh ve düşünce ister. İşte bu arama ve ulaşma eyleminde her varlığın kendini mevcut sömürgeci sistemden arındırması, temizlemesi büyük duyguları, düşünceleri ortaya çıkarır. İnsanın insanla, doğayla ve toplumla aramızda örülen tüm sınırlar, engeller aşıldıkça, düşüncemiz kadar his-duygu dünyamızda, yani maddi hayatımızın dışında en çok manevi dünyamızda sınırları aşarız. Etrafımızdaki duvarları yıkarız. İşte bu duygular ve düşünceler gerçek sevgiyi, gerçek aşkı ifade eder. Yoksa sevgi ve aşk salt kadın ve erkek cinsleri arasında yaşanılan cinsel-bedensel duygular, tatminler ve ilişkiler değildir. Köle insanlar sevgiyi ve aşkı böyle anlarlar, ancak yanlıştır. Sevgi ve aşkın özgür yaşamla, özgür toplumla birebir bağı vardır. Özgürlüğün olmadığı yerde ne aşk vardır, ne sevgi vardır. Özgür yaşamı yaratma yolunda başarıları olmayanlar da ne doğru sevgiye, ne de aşk hakikatine ulaşabilir.
Tabii sevginin emekle bağı çok büyüktür. Mevcut sistem emeği sömürür, bitirir. Yoldaşlık kültüründe emek vermek, mücadele etmekten geçer. Tüm geriliklerle büyük mücadele edenler, büyük emekçilerdir. Rêber APO emek ve sevgi için şunu söyler: ‘Savaşan özgürleşir, özgürleşen güzelleşir, güzelleşen sevilir.’ Yani mücadele ederek emek verenler özgürlükte yol alır, bu insanda sevilecek güzellikleri ortaya çıkarır. Yoldaşlık ve sevgi arasında demek ki, birbirine emek vermek, birbirinde gördüğü yanlışlıklarla ve köle özelliklerle mücadele etmek, birbirini özgürleştirip güzelleştirmek, bu temelde sevgiye ulaşmak mümkündür. Çünkü bu sömürgeci sistemden kopmayanlar, onun kölesi olanlar sevilmez.

Doğru yoldaşlık nasıl yakalanabilir?

Zelal Amed: Doğru yoldaşlık için büyük amaç sahibi olmak gerekir. Amacımız nedir? Ne için yaşıyoruz, mücadele ediyoruz? Devrimciler kendine her an ve her dönemde bu soruları sorarlar ve sormalıdırlar da. Özgür bir toplumda özgür insan ilişkilerine ulaşmak, bunu inşa etmekten geçer. Devrimler, insanı insan yapan, onu ayakta tutan toplumsallığı yeniden ve özgürlük temelinde inşa etmek içindir. Bunun için insanın rolü önemlidir. Toplumsal olmayan, bireyciliğe ve bencilliğe düşen ilişki biçimleri yoldaşlığın düşmanıdır. Her devrimci, yoldaşlık ilişkilerini hep sorgulamalıdır. Kendini özeleştiriden ve eleştiriden geçirmelidir. Yanındaki yoldaşıyla kurduğu bağ, ‘neye, hangi ilkelere dayanmaktadır?’ diye sorgulamalıdır. Bencilliğe, çıkarcılığa, yalana, maddiyatçılığa, birbirini ezmeye mi dayalıdır? Yoksa birbirine emek vermeye mi dayalıdır? Karşılıklı saygıya, birbirinin başarısından mutlu olmaya mı, yoksa tersine mi dayalıdır? Bir yoldaşlıkta tüketme ve tükenme olmaz. Tam tersine her gün kendini yeniden üretir. Çünkü yoldaşlık yenilenme, eskiyi aşma kültürüne dayanır. Ortak amaç doğrultusunda birbirini donatmayı, güç vermeyi ve dinamik kazandırmayı esas alır. Doğru yoldaşlığın en belirgin yanı birbirini kaldıran, yücelten yanıdır. Bu da doğru bir toplumsallık gerektirir. Bu temelde toplumsallaşan bireyin başarıları olur ve toplumun sevilen öncüsü olur.

Bize yoldaşlık bağı boyutuyla yaşamınızdan bir örnek verebilir misiniz?

Zelal Amed: Bu zorlu ve tarihi mücadelede bizleri ayakta tutan en temel boyut Rêber APO’nun yarattığı yoldaşlık ilişkileri, ilkeleridir. Bizler özgür toplum-özgür yaşam ve özgür kadın arayışındayız. Yeni yaşamın insanı özgürleştiren ölçü ve ilkelerini bu mücadele içinde her an yaşamaktayız. Bu ilkelerden birinden santim bile uzak kalmak insanı çürümeye, yok olmaya götürdüğünü sayısız örneklerle yaşadık. Bu sistem içinde fiziken ayakta olan ama ruhta, düşünce ve duyguda biten kişiliklere rastlarız. Beni ve bizleri böyle bir sistem içinde güçlü tutan, moralli tutan, mücadeleyi sürekli kılan yoldaşlık güzelliği ve büyüklüğüdür. Bu konuda Şehit Heval SARA (Sakine CANSIZ) benim ve hepimiz için örnek bir öncü olmuştur. O, yoldaşlarının en zor anlarında, en zorlandıkları dönemlerde hep onların yanında olmayı bilmiştir. Bu hareketin kurucu yoldaşlarından olan Heval SARA, hiçbir yoldaşlık ilişkisinde bunu hissettirmemiştir. Devrimci bir kadının derin olgunluğunu, mütevaziliğini bizlere hep hissettirmiştir. Bizlerle eşit düzeyde kendini tutmuştur. En genç yoldaşların düşüncelerine, eleştirilerine önem vermiş, dinlemiş, onlarla 40 yıllık arkadaşı gibi tartışmalarını yürütmüştür. Kendi kalbi kırılsa bile bunu belli etmemiş, hiçbir yoldaşı kırılmasın diye çok titiz davranmıştır. Ve en önemlisi de tüm yoldaşlarla ilişkilenirken empatiyi bırakmadan, karşıdakine emek vermeyi, resmiyeti bozmamayı, saygı mesafesini aşmamayı esas almıştır. Yine yanlış gördüğü ne olursa olsun onu aşma ve aştırma mücadelesinden de taviz vermemiştir. Bu da onun Rêber APO ile ne kadar büyük bir yoldaşlık kurduğunu bizlere göstermiştir. Heval SARA’dan emeği, kadın yoldaşlığını, sevgi ve hakikat aşkını gördük, öğrendik.

Avrupa’daki genç kadınlar hangi doğrultuda yoldaşlık ilişkilerini güçlendirebilir? Siz genç kadınlara yoldaşlık boyutuyla neler önerebilirsiniz?

Zelal Amed: Avrupa gibi kapitalizmin derin yaşandığı bir yerde yoldaş olmayı bilmek çok büyük ve onurlu bir şeydir. Fakat zorluğu da çok büyüktür. Öncelikle bu sistemi, amaçlarını ve bizlerde yarattığı tahribatları her genç kadın mutlaka kendinden başlayarak sorgulamalıdır. Rêber APO, günlük ve anlık olarak bu sistemi etkilerine karşı kendimizle mücadele etmemizi belirtiyor. Bu mücadeleyi kendisiyle yürütmeyen bir kişi, karşısındaki yoldaştan doğruları bekleyemez. Her genç kadın kendinden başlayacak ve kişilik devriminde verdiği emeği büyütmeli, ulaştığı sonuçları yanındaki yoldaşıyla paylaşmalıdır. İlişkileri paraya-giyim kuşama, maddiyata, küçük-basit hesap ve beklentilere göre olmamalıdır. Birbirimizden beklentimiz, kişi ve toplum olarak özgür kadın olmaktır. Bu sisteme yenilmemektir. Bu sistemin istediği köle kadınlar olmamaktır. Bu beklenti temelinde birbirlerine emek vermeliler. En zor anlarında birbirlerine yardım etmeliler. Bu sistemle mücadele ederken kimseyi, hele yoldaşlarını yalnız bırakmamalıdırlar. Birbirlerini yüceltsinler. En güzel yoldaş, yoldaşının moralini yükselten, onun yanında olduğunu hissettiren, bunun için mücadelesinde ilerleyen yoldaştır. Sadece birkaç kişiyle değil, her yoldaşıyla ilişki kurabilendir. Birbirini bu mücadelede büyümeye, daha güzel ve büyük görevlere hazırlamak gerçekten birbirine değer ve vermek ve sevmek demektir. Birbirinden halkı ve kadınlar için mücadele başarısından başka bireysel beklenti içinde olmamayı başarmalılar. Bu yüzden yoldaşlık ilişkilerinde karşılarındaki insanı kendilerine ait mülk görmemeli, kimsenin de mülkü olmamalılar. Yine erkek egemenlikli sistem en başta kadınların arasına sınırlar-önyargılar-güvensizlikler örmüştür. Erkek gerçekliğini çözmek çok önemlidir. Erkeğe göre kadın olmayı değil, özgür kadın ilkelerine göre olmayı hedeflemelidirler. Bu temelde her genç kadınımız kendini bilinçlendirmeli, okumalı ve birbirleriyle tartışmalıdırlar. Yoldaşlık ilişkilerinde boş tartışmalara, sohbetlere izin vermelidirler. Tüm bunlara ulaşmak da emek, sabır, bilinç istemektedir. Bu arayışları sürekli ve devamlı olmalıdır.
Yoldaşlık ilişkilerinde emek sahibi olan her genç kadınımızı sevgi ve hakikat aşk arayışının gücüyle selamlıyorum. Başarılar diliyorum.

BENZER YAZILAR