Home TÜM YAZILARRÊBER APO Halk komiteleri tipik bir halk hareketi rolünü oynar

Halk komiteleri tipik bir halk hareketi rolünü oynar

by rcadmin

Bu yazi Rêber APO’nun 30 Temmuz 1990 tarihli değerlendirmesinden alınmıştır.

Rêber APO

Böyle gelişen halk demokrasilerinde, örgütlenmenin önemi büyüktür. Örgütlenme temel bir rol oynar. Halk hareketi ve demokrasisi kendiliğinden oluşmaz. Planlı bir örgütlenmeyi esas almak zorundadır. Halk örgütlenmesi, aynı zamanda cephe örgütlenmesidir, siyasal bir örgütlenmedir. Bizde somut ifadesi halk komiteleri biçimindedir. Halk komiteleri, yani “Koma Gel”ler, halkın örgütlendirilme biçimi olmalıdır. Bu komiteler, silahlı değildirler. Yarı legal, hatta legal imkanları değerlendirirler. Fakat gizliliği esas alırlar. Halkın değişik kesimlerini içlerine alırlar. Tüm halk kesimlerinin temsilcilerini bağırlarında barındırmalıdırlar. Özellikle itibarı olan, halkı temsil edebilecek kişiliklerden olmalıdır. Geniş halk tabakalarını kapsayarak yaygın kurulmalıdırlar. “Hiç kimse adam yoktur, fazla bilinçli değildim” deyip sekter yaklaşım içinde olmamalıdır. Bu işi biraz kavrayanlardan tutalım “ben varım” diyenlerin hepsine halk komitelerini, köylerde köy komitelerini, şehirlerde şehir komitelerini kurdurtmak doğrudur. Ayaklanma sürecine girildiğinde, halk komiteleri aynı zamanda ayaklanma komiteleridir. Nitekim bizde ayaklanmayla normal gelişme iç içedir. Bu nedenle halk komitelerinin sık sık kendini ayaklanma komitelerine dönüştürmeleri gerekir.

Halk komitelerine temel eylem biçimi gösterilir. Özellikle halkın genişçe katılımıyla taşlı sopalı, bol sloganlı yürüyüş hareketleridir. Halk hareketinde siyasi şiddet esastır. Askeri şiddetin -ki bu yalnızca silahlı şiddet değildir- siyasi şiddetten biraz farkı vardır. Hiç şüphesiz devletin zoruna karşı zor kullanır, fakat silaha fazla başvurulmaz. Halk birlikleri, silahlı birlikler değildir. Biz halk birliklerini hemen silahlandırmayacağız. Silahlandırmak doğru değildir. Çünkü düşman halkı katliamdan geçirebilir. Bizim asıl silahlı birliklerimiz, gerilla birlikleridir. Hatta halk milisini bile tümüyle silahlandırmayacağız. Fakat uygun zaman aralıklarında uygun biçimlerde silahlandırılabilir. Halk komitelerinin silahları taş ve sopadır. Tipik olarak Filistin İntifadası’nın benzeri olacaktır. Filistin örneği, ders çıkarılması gerken bir pratiktir. Filistinliler’in silahları da vardır. Fakat bu silahlarla bir ayaklanmayı götüremeyeceklerini çok iyi bilirler. Filistin halkı bunu kaldırmaz ve katledilir, ama taşlı sopalı, kadınlı çocuklu hareketi yürütebiliyor ve sonuç da alıyorlar. Kürdistan’da da böylesine bir gelişmeye ihtiyaç vardır. Halkımız bu aşamada silahlı halk ayaklanmasını kaldıramaz, düşman bastırır. Fakat taşlı sopalı ayaklanmayı kaldırabilir. Düşman yine de imha edebilir, öldürebilir. Fakat fazla ileri götürmez. Nitekim Nusaybin-Cizre deneyimi bunu açıkça ispatladı. Bu nedenle halk komitelerinin temel eylem biçimi siyasi gösterilerdir. Siyasi gösterilerin pasif değil, aktif olan biçimi esas alınır. Bizzat özel tim yerine, düşmanın işbirlikçilerine, diğer kurum ve kuruluşlarına saldırmak zarar vermektir, bunu yaygınlaştırmaktır. Halkı kendi eylem türlerine alıştırmaktır. Öyle anlaşılıyor ki, bu örgütlenme ve eylem biçimiyle en az gerilla savaşı kadar sonuç alabiliriz.

Düşman, tüm gücüyle gerillayı dağlarda daraltmaya çalışıyor. Gerillayla halkın ilişkisini koparmaya çalışıyor. Dolayısıyla en çok yüklenmemiz gereken, gerillanın nefes borularını halkın içine kadar yaymak için, halk komiteleri aracılığıyla, şehir devrimlerini gerçekleştirmektir. Dikkat edilmesi gereken; şehir devrimleri halk hareketidir. Gerilla değildir, şehir gerillası da değildir. Halk komiteleri, tipik bir halk hareketi rolünü oynuyor. Şüphesiz gerilla kollayacak, koruyacak, zaman zaman arasına sızıp hedeflerine sert vuracaktır, ama kendini halk yığınlarından ayırmasını bilecek, onunla özdeşleşmeyecektir. Yine Parti, halk ayaklanmasının zamanını belirleyecek, ona öncü, yönetici ve kadro verecektir. Ne zaman hızlandırılması, ne zaman yavaşlatılması gerektiğini kararlaştıracaktır. Ama yine de Parti’nin öncülüğünde, Parti’nin gelişmesi temelinde olacaktır. Halk hareketi, halk cephesinin örgütlenmesi de bu temelde olacaktır.

Kürdistan’da yürütülmesi gereken halk hareketi, kendi demokrasisini geliştirir. Halk demokrasisi biraz da buna bağlıdır. Bir halk kendini örgütlendiriyor, eyleme geçiriyorsa; kendi demokrasisini geliştiriyor demektir. Yine halk komiteleri düzeni, kurumlarının sürekli karşısında değil, içine girerek de kullanacaktır. Özellikle legal bir kol hareketi için, legal bir siyasi kuruluş, halk hareketi açısından oldukça önem verilmesi gereken bir örgütlenmedir. Böylesine bir örgütlenme hareketini deneyeceğiz. Sanırım önemli bir rol oynayabiliriz.

Cephe türü legal bir parti de, bu alanda iyi bir örgütlenme aracı olabilir. Şüphesiz halk komitelerinin tamamı legal bir kol örgütlenmesi olmayacaktır, legal bir partinin kolu da olmayacaktır. Fakat içine uzanarak, özellikle şehir ve köylerde örgütlenme, biraz daha halk komiteleriyle, legal partinin uyum içinde gelişmesine bağlıdır. Halk komitelerinin sadece gizli olması, daha fazla tahribatlara yol açabilir. Mutlaka gizlilik olacak, ama legal görünümünün de, özellikle legal parti etrafında geliştirilmesi yanlış değildir.

Devletin diğer kurumları da kullanılabilir. Güvenilmez kuruluşları bile gerektiğinde kullanabilmeli. Ama esas alınan, devlet kurumlarını gerektiğinde dışarıdan tahrip etmektir. İçine girme de onu yüceltmek için değil, yıkmak içindir. Devlete yönelik her zamanki faaliyetimiz, onu reformistlerin düşündüğü gibi baştacı etmek, kalıcılaştırmak değil, yıkmak içindir. Reformistlerden farkımız budur. TC parlamentosunu da kullanabiliriz. Bir grup dostumuz oraya girdiğinde parlamentoyu yüceltmek için değildir, orada düzeni teşhir etmek, hatta parlamentonun gerçek yüzünü ortaya çıkarmak içindir. Diğer kurumlara yaklaşımımız da böyledir. Hatta legal partiler bunun için iyi bir araç olabilir. Bunu yücelterek kurtuluş amacı olarak değil, geçici ve bazı amaçlar için kullanmak amacıyla değerlendireceğiz. Bu biçimde kendini örgütlendirir, gerekirse seçimlere de katılır. Mahalli seçimlere katılır, sömürge parlamentosuna kadar kolunu uzatabilir. Özellikle belediyelere ağırlık verilir. Yasal statü içinde de olsa kullanılabilir. Rakiplerini tasfiye edip kendi sempatizanlarını yerleştirebilir. Mevcut iş ve olanakları bu temelde değerlendirilir. Hatta halkın ekonomik dayanışmasını da geliştirir.

Halk demokrasisinin ekonomik temeline dikkat etmek gerekir

Ekonomik temelini iyi kuramayan bir halk hareketi gelişemez. Dolayısıyla yoksullar başta olmak üzere, sıkı bir dayanışmayı sağlamak, halk komitelerinin temel görevidir. Oldukça yoksullaşanların, hapse düşenlerin, şehit ailelerinin ekonomik gereksinmelerini bu komiteler karşılamalıdır. Bizzat ekonomik faaliyetler geliştirilmelidir. Milli ticareti, ithalatı işler ve giderek ihracata el atabilir. Yine halkın bir yığın ekonomik kuruluşu ve toprağı vardır. Mümkünse toprak reformunu bile gerçekleştirebiliriz. Adaletsizlikleri, eşitsizlikleri kaldırırız, hatta hukuki sorunlarını da gidermeye çalışırız. Birçok sosyal anlaşmazlık, kan davaları ve kavgalar vardır. Bunları da halk komiteleri halledebilmelidir. Halkın arasındaki çeşitli çelişkileri de, halk komiteleri çözümlemelidir. Bir anlamda yargı, ihtilaf, uzlaşma ve halletme rolünü de oynamalıdır. Özellikle ihtilafları uzlaşmayla halletme, önemli bir görev olarak görülmelidir.

Geceler yapma, yürüyüşler düzenleme (kentlerarası, köylerarası), yine doğal halk faaliyetlerini siyasi amaçla kullanma (cenazeler, düğünler ve bayramlar), bütünüyle halk komitelerinin amaçları doğrultusunda değerlendirilebilir. Doğal gelenekler, giderek siyasi amaçlara tabi tutulmalıdır. Aynı şekilde düşmanın bayramları vardır. Bunlar sabote ve boykot edilir. Özellikle halk, sahte gösterilere çekmek, aldatmak, gözünü boyamak gibi şeylerden uzak tutulur. Düşmanın halkı kullanma tekniklerine karşı sürekli tavır geliştirilir. Hiç şüphesiz halk komitelerinin bu nitelikteki görevleri yürütmeleri, gerillayla, Parti öncülüğüyle bağlantı içinde olmasına bağlıdır. Gerillanın koruması ve Parti’nin yol göstericiliği olmadan, halk komiteleri kendi içinde fazla başarılı olamazlar. Önlerine konulan eylemsel ve örgütsel görevleri başarıyla yerine getiremezler. Dolayısıyla gerilla ve Parti öncülüğüyle bağlantıya dikkat etmek gerekir. Parti öncüleri ve gerilla, halk komitelerinin gelişmelerine sürekli katkıda bulunacaklardır. Güç alıp güç vereceklerdir. Kürdistan’ın ulusal kurtuluş tarihinde, halkın bu sürece katılması yoğun olacaktır. Bir bilinçlenme, uyanma döneminden geçilip ayaklanma dönemine doğru evrim göstermektedir.

Halk devrime ne kadar kapsamlı katılırsa, devrimde başarı o kadar kesinleşir

Şunu unutmamak gerekir ki, güçlü bir halk hareketi olmadan ulusal kurtuluşta başarı mümkün değildir. Gerilla ve Parti öncülüğünün bütün çabaları, halk hareketini kapsamlı olarak geliştirmek içindir. Gerilla kendi başına amaç değildir. Hatta kendi başına Parti mücadelesi ile hedefe ulaşılamaz. Önemlidir ve gereklidir, ama yalnız başına yetmez. Halk hareketini sonuca götürmede esas belirleyici ve sonuç alıcı rolü oynar. Halk devrime ne kadar kapsamlı katılırsa, devrimde başarı o kadar kesinleşir. Dolayısıyla önümüzdeki bu dönemde, bütün gücümüzle halkı devrime katma işine önem vermeliyiz. Çeşitli yöntemler kullanarak bütün bölgelerde sınıf ve tabakalardan, çevrelerden, ailelerden, aşiretlerden ve bütün kesimlerden kadın, erkek, genç, esnaf, işçi, köylü demeden hepsini ne kadar harekete katabilirsek, devrimin kalıcılığı, büyüklüğü, dolayısıyla başarısı o kadar kesinleşir. Bu konuda yıllarca süren bir çabadan sonra, attığımız ilk adımlar iyi değerlendirilmelidir.

Unutmamak gerekir ki, sömürgeciliğin tecridini delmek, Kürdistan’da en büyük devrimci başarılardan birisidir. Bu sağlanmıştır. Artık halk, gözünü özgürlük için açmış, dayatılan tecrit çeperini kırmış ve korku duvarını aşmıştır. Diğer ülkelerle kıyaslandığında belki önemli görülmeyebilir, ama Kürdistan için çok önemlidir. Kaldı ki, önemli gelişmelere yol açmak için de, halkın korku duvarını aşmasını, tecrit çemberini kırması esastır. İşte bugün bu başarılmıştır. Düşman bugün tecrit çemberini, özel timlerle neredeyse herkesi askeri tecride alarak kurmak istiyor. Bölgeleri birbirinden koparmaya çalışıyor. Baskıyı alabildiğine arttırıyor. Sansür ve basın yasaklamaları hep bunun içindir. Son tahlilde uyanan halkı tekrar uykuya daldırmak, bilincini çarpıtmak, yırtılan korkuyu tekrar egemen kılmaktır. Şu anda özel savaşın uğraştığı budur. Bir anlamda günümüze doğru özel savaş daha çok gerillayı imha etmeyi değil de, önemli bir atılım içine giren Kürdistan halk hareketini boğmaya yöneliktir. Önce tecrit, sonra giderek dağıtma ve boğmaya yöneliktir. Bu önemlidir. Çünkü gerillayı da boğmasının yolu, uyanan halkı boğmaktan geçer. Şimdi buna ağırlık veriyor. Dolayısıyla özel savaşa karşı sadece gerillayı yoğunlaştırarak karşılık vermemiz yetmez, öncülüğü daha da çelikleştirmekle karşılık vermemiz de yetmez. En önemlisi, halk hareketini daha da geliştirerek karşılık vermektir. Özel savaşı boşa çıkarmak için, mutlaka şehir kitlesini harekete geçirmek şarttır. Günümüzün özel savaşı da esas olarak buna bağlıdır.

Gerilla aslında kendi başına bilindiği gibi fazla da gelişemez, yani tehlikelerle dolu bir süreci yaşar. Düşman şunu çok iyi biliyor; eğer halk ayaklanması olmazsa, salt gerillayla uğraşmak yerine, gerillaya giden halkın katılım sürecini durdurmak yeterlidir. Bunun üzerinde çok duruyor. Kendine göre akıllıdır da. O halde, bizim de bir bütün olarak önümüzdeki dönemde yüklenmemiz gereken taktik, büyük gelişmelere aday alanların şehirsel devrimlerini geliştirmektir.

Kürdistan’da kırsal alanı bugün tarihi bir aşamaya getirebildik. Sıcak savaşım bölgelerine çevirebildiysek ve küçümsenmeyecek sonuçlar bu temelde ortaya çıkmışsa, aynı şeyi şehir devrimleri için de gösterebilmek mümkündür. Günümüzde artık şehir devrimlerine, ayaklanmalarına bütün gücümüzü vermek ve bu konuda sağladığımız gelişme oranında da bileceğiz ki, devrimimizin artık zafere gitmesinin temel ayaklarından biri daha dikilmiştir. En temel köşe taşlarından birisi daha atılmıştır. Bu Kürdistan Devrimi’nin temel özelliğidir. Başarı ve zaferin de temel bir gereksinmesidir. Şu anda bizim devrimci savaşımımızla, düşmanın özel savaşı, genelde halkı kazanma temelindedir. Kitleyi kim kontrolü altına alıp yönetecektir? Bu aşamaya gelip dayanmıştır. Partimiz bir atılım yaptırmıştır, ama çok yetersizdir ve cılızdır. Büyük bir atılım yapmak için mutlaka hem kapsam, hem de nicelik itibarıyla çok sayıda kent ve köyde geliştirmek zorundadır.

Demek ki Partimiz’in, öncümüzün ve gerillanın bundan sonra kendisini geliştirmek için önemli oranda yüklenmesi gereken temel bir görevi budur. Düşmanın özel savaş taktiklerini bu temelde boşa çıkarması gerekiyor. Düşmanın son zamanlarda bütün yöneliminin bu yönlü olması, görevleri daha da yaratıcı kılıyor. 413 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname, özelde halk katılımını engelleme kararnamesidir. Bu kararnameler şehirsel ayaklanmalara karşı, özellikle Nusaybin ve Cizre Direnişi’ne tepki olarak geliştirildi. Dolayısıyla, bununla Kürdistan genelinde şehirsel devrimleri önlemeyi amaçlamaktadır. Onun için sürgün devreye sokulmak istendi. Sansür etkili olarak uygulanmak istendi. Bunu boşa çıkarmanın yolu şudur; sürgüne tabi tutulması istenen kitleyi ayaklanmaya çekmek ve ayaklanmayı geliştirmektir; yine sansürün örtbas edemeyeceği çapta eylemler geliştirmek, devrimci basını geliştirmek, yurt dışını kullanmak ve böylece kararnameleri boğuntuya getirmektir.

Türk özel savaşının önemli bir özelliği savaşı gizli yürütmesidir

Katliamı gizli yürütüyor. Dünyaya hissettirmeden, hatta halkımızın bir bölümünü katlederken diğer bölümüne hissettirmeden yapıyor. Geçmişte de öyle yaptı. Çok çeşitli olan halk ayaklanmalarına genelleşme ve birleşme fırsatı vermeden kendi içinde boğdu. Dersim Katliamı’nı diğer bölgeler hiç duymadılar. Hatta olumsuz yansıtılarak “iyi oldu” dedirtecek kadar gizli çalıştılar. Ağrı ve Palu’da aynı şekilde tecrit edilerek boğuntuya getirildiler ve dünyaya da yansıtılmadı. Hatta duyulunca “gericiler ayaklandı, ilericiler kazandı” denildi. Buna bir de “ilericidir” diye, “komünist” etiket yapıştırıldı. Şimdi tekrar yaşatılmak isteniyor, tekrar boğuntuya getirmek ve genelleştirmemek, dünyaya ve hatta Türk emekçi sınıflarına yansıtmamak için, olağanüstü çaba harcanıyor. Bu anlamda kirli, gizli ve sinsi bir savaşı oynuyorlar. Bunu da yerle bir etmenin yolu devrimci savaştır.

O halde, bu özel savaş taktiklerini acımasızca dayatmalarına karşı örtbas edemeyeceği kent ayaklanmaları, köylülük alanlarındaki isyanları körükleme, kısamayacağı kadar yüksek ses çıkarma, zindanları dolduramayacağı kadar çok insanı gösteriye çekmek gerekir. Özellikle gösterilerin değişik biçimleri vardır. Buna bir de açlık grevlerini kitleselleştirerek ekleyebiliriz. Yeni biçimler de bulunabilir. Kentlerarası yürüyüşler, köylerarası yürüyüşler ve cenaze törenleri geliştirilerek, yaşamın bütün belirtilerini siyasi amaçla kullanabiliriz. Özellikle ekonomik anlamda had safhada olan yoksulluğu iyi kullanmalı, hatta düşmanın kültürel etkinliği tersine çevrilmelidir. Düşman gerici kurumlar vasıtasıyla, halkı sahte bir eyleme ve kendinden geçmeye çekmek isterken, biz tam tersine stadyumları miting alanına ve gösteri alanına çevirebiliriz. Festivalleri de aynı şekilde kullanabiliriz. Ayaklanma sadece sokaklara dökülüp taş atmak, camları kırmak değildir. Bunlar da yapılır, ama diğer biçimleri de yapılır. Örneğin, dünya çapında da bu tip biçimler epey kullanılıyor. Mesela Güney Afrika’da kullanılmıştır. Bizde daha yaygınca kullanılması gerekiyor.

Görülüyor ki, bütün bunlar zengin eylem biçimleriyle, çok çeşitli örgütlenme biçimleriyle, özel savaşın bastırmasını boşa çıkartıp kendi devrimci savaşımımızı yaygınlaştırabileceğimizi göstermektedir. Önümüzdeki dönemde en çok bu yönlü yükleneceğiz. Halk demokrasisinin gelişmesi de bununla olur. Halkın çeşitli iktidar odaklarının yaratılması etkinlik ağlarının oluşturulması buna bağlıdır.

Bu dersle ilgili olarak, sanırım şehir alanlarına yönelik planlamaya iş düşer. Bu dönem şehir devrimlerini özellikle gündemleştireceğiz. Silahlı mücadele dışında geniş bir mücadele alanı olarak nasıl yönelmemiz gerekir? Örgütlenmesi, eylem biçimleri, taktikleri bir bütün olarak nasıl ele alınmalıdır? Hatta en önemli görevlerimiz arasında bu alanlara yönelik olarak kendimizi özel olarak hazırlayabilme de vardır. Planlamaya yönelirken, bunları da değerlendiriyorsunuz. Eğitim faaliyetlerimizin en önemli bir parçası da, böylesine bir devrimin görevlerine hazırlanmak, katılmak oluyor. Nasıl 1980’lerde bütün gücümüzle silahlı propaganda birimlerine yöneldik ve günümüzde gerillaya kadar getirdiysek, artık 1990’ların başından itibaren de şehir devrimlerine ve halk komitelerine yöneleceğiz. Bu ülke tarihimizde önemli bir aşamadır. Eğer sürekli ve ısrarlı örgütsel çabalarla arka arkaya eylemler geliştirilirse, kısa bir sürede, bugün gerillada ulaştığımızın çok üstünde bir ayaklanmaya ulaşacağız.

Kitlelerin en yaygın ve çok yönlü biçimlerde katıldığı bir savaş

Nitekim çok az bir hazırlıkla, Newroz’da halkın gösterdiği eylemlilik, ne kadar umutlu olmamız gerektiğini ve bu zeminin ne kadar ayaklanmaya hazır olduğunu ortaya çıkarmıştır. Yapmamız gereken; daha planlı, örgütlü ve yaratıcı bir yaklaşımı bu zemine dayatmaktır. Daha şimdiden bunun temeli atılmıştır. Halkın şu anda yaşadığı durum, kıpır kıpır bir kıpırdanmadır. Halk “Parti ne zaman gelecek, ne zaman bize eylem fırsatı tanıyacaktır? Gerilla ne güne duruyor? Bizi ne kadar koruyup geliştirecektir?” diyor. Günlük sorulardır ve milyonların dilindedir. Yapılması gereken, halkın bu büyük uyanışını, hareketlenişini daha planlı, uygun örgütlenme ve eylemle karşılamaktır; bu konularda yüksek sorumlulukla halk önderi olabilmek ve halkı en az zararla özel savaşa karşı savaş içine çekmektir. Bunun bir öncü savaşı, gerilla savaşı olmadığı, bunun bir kitle devrimci savaşımı olduğu, kitlelerin en yaygın ve çok yönlü biçimlerde katıldığı bir savaş olduğunu bilerek geniş çalışacak, çeşitli biçimleri deneyecek, dar ve sekter davranışlar içerisine asla girmeyerek, gizli olduğu kadar legal yöntemleri de kullanacak, zaman zaman ileri, zaman zaman geri çekilmesini bilecektir.

Kısaca, günümüzde bir problem olarak karşımıza çıkan gerilla komutanlığında içine düştüğümüz darlığı, daha şimdiden bu alanda yapacağımız hazırlıkla yaşamamaktır. Yine Parti militanlığında yaşadığımız ve bir türlü örgütlenmeye gelmeyen, en az sorumluluk, en az pratikle işleri kurtarmaya çalışan tipi kesinlikle aşacağız. Onun yerine, halkın çıkarlarına çok bağlı, halkın geleneklerine, halkın yaklaşımlarına değer veren, esnek, tamamen halkın “böyle olmalıdır” dediği ölçüleri esas alan, tam bir siyasal önder gibi, sadece emekçilere değil, her sınıf ve tabakaya, zengine ve yoksula da hitap eden, çocuk örgütlenmesinden tutalım ihtiyar örgütlenmesine kadar, zindana hitap etmekten tutalım aydınlara kadar, tümüne hitap etmesini bileceğiz.

Ayrıca, gençlik, kadın, esnaf, köylü her kesimin somut konumları vardır. Bu konumlara denk gelebilecek yaklaşım, esnek ve yaratıcı bir önderlikle karşılanabilirse, halkın devrimci hareketi gelişecektir. Geçmişte bu konuda yaşanılan muazzam darlıklar çıkmıştır. Halka karşı bastırmacı, çok sekter davranarak, binlercesini bir kontra gibi karşımıza çıkaran anlayışlar, elbetteki düşman anlayışlarıdır. Parti adına, halk adına kimse böyle önderlik yapamaz. Suçtur! Aynı biçimde kaçırtıcı yaklaşımlardır. Öncü ve önderlik rolünü unutup halkın içinde, hatta halkın sırtında yaşamaya çalışmak sağ-tasfiyeciliktir. Böyleleri de görülmüştür. Önderlik konumu böyle yaşanmaz. Bunun yerine, halkın ilgilerine ve yaklaşımlarına karşı alabildiğine duyarlı, halkı esas alan; değil halkın sırtında yaşamayı, halkı sürekli ileri çeken; ama sol sekterizme de düşmeyen; halkın kaldıramayacağı, güç getiremeyeceği eylem ve örgütlülükleri dayatmadan, halkın “üzerime düşeni yapabilirim” dediği eylem biçimlerini dayatmak, devrim ve halk önderliği açısından vazgeçilmez önemdedir. Böyle önderler olmazsa, halk ayaklanması adı altında, halkı katliamlar da dahil, her türlü tehlikeyle karşı karşıya getirir.

Halk gerilla gibi değildir, gerillada büyük tahribat olmaz. Biliyorsunuz öncüde tahribat daha azdır. Öncü örgütlenmesinde sakat yaklaşımlar, tutuklanmaya götürür, gerillada bazı grupların imhasına götürür. Ama halk içinde, halk önderliğinin doğru olmayan yaklaşımları, halkı katliamlara götürür. Burada artık kayıp onlarla değil, yüzlerle, hatta binlerle ifade edilebilir. Dolayısıyla çok hassas bir konumdur. Yani halkı gösteriye çekerken de çok duyarlı olmalıyız. Planlı bir şekilde nereye kadar ileri adım atmak gerekir? Nerede geri adım gerekir? Nerede gerillaya başvurulur? Nerede legal kol kullanılır? Bütün bunları iyi saptayacaksınız. Bütün bunlar, halk önderliği konumu içinde bulunan, özellikle halk komitelerini geliştirme temelinde yöneten Parti militanlarının, ne kadar önemle bu işe yönelmesi gerektiğini gösteriyor. Gerek hazırlık, gerekse de pratik içinde, kılı kırk yararcasına kendini bu işlere vermesi gerektiğini ortaya çıkarıyor. Ülkeye yönelirken, bu temelde görevlerimizde çok hassas olacağız. Önceden çok tartıştık ve doğrusunu ortaya koymaya çalıştık. Gerillada da her türlü hatalı yanlış yaklaşımları çok iyi ortaya koyduk. Doğrusunu da ortaya koymaya çalışıyoruz. Bu konudaki hata ve yanlışlıklardan dolayı çok kayıbımız oldu. Dolayısıyla halk hareketine yönelirken, aynı şeyi yapmayalım. Bu temelde geçmişten ders çıkaralım! Halk hareketi dar birim hareketlerine benzemez.

Kürdistan tarihine bakacak olursanız, halk ayaklanmaları sürekli acımasızca bastırılmış, aksi sonuçlar doğurmuştur. Onurlu, sağlam bir miras bırakma yerine, herkesin kendinden kaçtığı, ayaklanmadan kaçtığı bir suskunluk dönemine yol açmıştır. Hiç şüphesiz, PKK’nin önderliği buna fırsat tanımamakla birlikte, eğer dikkat edilmezse, bazı sorumsuz önderlerin sakat yaklaşımları sonucu, tekrar bizi ağır imhalarla ve pasifizmle karşı karşıya bırakır ve mutlaka beslememiz gereken halk eylemliliğine, halk ayaklanmasına doğru da gidemeyiz. Gitsek bile, bunu pahalıya öderiz. Bunu önlemenin yolu da; kendini tamamen hazırlamış, iyi planlamış ve pratiğini bir bir gözden geçiren, ne pasifizmi ve halk kuyrukçuluğunu, ne de kaldıramayacak, sonucu kestirilemeyecek tutumlara girilir. Bunun yerine öncü ve gerillayla bağlantılı, ulusal ve uluslararası koşulları dikkate alan, özellikle özel savaşın politikalarını iyi ölçüp biçen, bu temelde devrimci savaş, devrimci yığın savaşımını dayatan bir yaklaşım ve önderlik içinde bulunulmalıdır.

Bu konudaki görevlerimize hazırlanırken, özel olarak bu alanda görev almaya çalışan militanlarımızın, konunun önemini ve özgünlüğünü dikkate alarak daha şimdiden burası ve bütün alanlarda olası yönelmeleri bu temelde ele almaya ve önümüzde mutlaka geliştirmemiz gereken bir yerde, bundan sonraki gelişmelerin kaderinin buna bağlı olduğu, bu çalışmayla halk hareketlenmesini, giderek ayaklanmasını gerçekleştirme görevlerimize sıkıca sarılmalıyız. Şu anda en temel taktik görevlerimizin başında bu görev gelmektedir. Başta kadro olanaklarımız olmak üzere, oldukça uyanmış tabanımızla iç içe, bu görevleri başarmak için yerine getirmeliyiz.

Bu temelde inanıyorum ki, görevlerimizi gerçekleştirdikçe Kürdistan Devrimi’nde sadece boğulmayı önlemek, kesintisizliği sağlamak değil, zaferin de en temel güvencesini elde etmiş olacağız ve bizzat zaferin bu başarısının da gerçekleştiğini göreceğiz. Hem de bu gerçekleşmenin fazla uzak olmadığı, mevcut ulusal sorunun çözümü ve demokrasi sorununun çözümünün de sağlanacağı, bunun sadece Kürdistan için değil, Türkiye ve Ortadoğu’da da halk demokrasisine gidişte, Kürdistan’da atılacak adıma bağlı olacaktır.

O halde, bir çok yerde kendisini bu biçimde karşımıza çıkaran ve başarısı halinde yıllarca sürdürdüğümüz amansız mücadelenin sonuçlarına, zaferine götürecek bu çalışmaya, her şeyimizi vermeliyiz ve başarabilmeliyiz.

 

BENZER YAZILAR