Home TÜM YAZILARKÖŞE YAZILARI Kapitalizm Koronavirüsü üreten sistemdir

Kapitalizm Koronavirüsü üreten sistemdir

by rcadmin

HAYRİ ENGİN

Malum dünyamızı Koronavirüs hastalığı sarmış. Bu hastalık nedeniyle on binlerce insan yaşamını yitirmiş ve milyonlarcasına ise bu hastalık bulaşmış. Daha ne kadar insanın yaşamını yitireceği yine daha ne kadar insanın bu hastalıkla cebelleşeceği ise bilinmiyor.
Üzerinde durulması gereken önemli bir konu hastalığın şimdiden yol açtığı değişim ve dönüşümlerdir. Kapitalist modernetinin üretimi olan diktatöryal yapılarının bu hastalık nedeniyle şimdiden kollarını sıvadıkları, toplumu daha fazla baskılamak için bu durumu fırsata çevirdiklerinin görülmesi gerekir.
Bu hastalığın bir yönü bu iken açığa çıkardığı önemli bir gerçeklik ise kapitalizmin bir sistem olarak hem sorun ürettiği hem de ürettiği sorunlar karşısında çaresiz kalışıdır. Kapitalizm bir sistem olarak Koronavirüs karşısında iflas etmiştir.
Diğer önemli bir husus ise kapitalizmin gözdesi olan dev kent ya da şehirlerin kaos merkezi haline gelmesidir. Her türlü hastalıklar önce milyonlarca insanın yığıldığı bu yaşam alanlarında ortaya çıkıyor ve buralarda çözülemez vakalar durumuna gelerek insanlığın başına bela oluyor.
Türkiye’nin en büyük metropolü İstanbul neredeyse bu hastalığın bulaştığı kesimin Türkiye ortalamasının yüzde 60’ını barındırıyor. Dünyanın gözdesi New York’un durumu ise daha da vahim ve kötüdür. Londra’nın ve Paris’in de durumu hiç iç açıcı değildir. Koronavirüs’ün merkezi olduğu söylenen Wuhan kentinin ise 11 milyon nüfusu var ki, bu da sonuç itibariyle devasa bir kent demektir.
Bu virüsün ortaya çıkardığı başka bir gerçeklik ise sanayinin adım adım durma noktasına doğru gidişi iken ziraatın ise öncelik kazanıyor olmasıdır. Ziraat derken sözünü ettiğimiz, organik tarımdır.
Ziraat yani toprakla uğraş, köy toplumunun işidir. Ve öyle görülüyor ki bu krizle birlikte köyün üretim biçimlerine yani organik tarıma dönüş daha fazla yaşanacaktır. Daha da önemlisi dünyanın genelinde insanlar bu hastalıktan korunmak için köylere sığınmaktadırlar. Köy derken, milyonlarca insanın yığıldığı, hastalık üreten büyük şehirlere alternatif olarak küçük yerleşim birimlerinden söz ediyoruz. Köye dönüş ise komünal yaşama dönüş anlamına gelmektedir. Çünkü köy doğası gereği kendine yeten ekonomisiyle özü itibariyle komünal, ahlaki ve politik olan bir toplumu ifade ediyor. Ahlaki ve politik olan toplum doğası gereği ortakçıdır, paylaşımcıdır, dayanışmacıdır yani komünaldir yani komünistçedir.
Bu hastalığın ortaya çıkardığı en ilginç sonuç ise, dünyanın en büyük kapitalistleri, bireycileri, sadece ve sadece kendini düşünenleri bile birdenbire dayanışma, ortaklaşma çağrıları yapmalarıdır. Erdoğan’ın, Trump’un ve benzerlerinin aynı özellikler göstermeleri içine düştükleri durumun ciddiyetini göstermektedir.
Tuhaf gelebilir ancak kapitalistlerin tümü bu durumlarıyla komünistler gibi hareket ediyorlar ve komünistçe yaşam öneriyorlar.
Neydi komünistçe yaşam?
Her şeyden önce dayanışmaydı. Ortaklaşmaydı. Yardımlaşmaydı. Komünal olmaydı. Kendin kadar komşunu da düşünmeydi.
Neydi komünistçe yaşam?
Aynı gemide beraber olmaydı. Gemi battığında herkesin batacağını bilerek, birbirine arka çıkarak desteklemeydi.
Yaşanan tufana karşı ayakta kalmanın yolu, ”ya hep ya hiç ya da hep birlikte kurtulunacak ya da hiç kimse ayakta kalamayacak” desturu olduğu için, en ileri düzeyde birbirine sahiplenmeydi.
Özcesi, Koronavirüsü’nün bize öğrettiklerini şöyle formüle edebiliriz:
Kapitalizm iflas ederken komünizm ve komünistçe yaşam insanlığın biricik yaşam umudu ve yaşam biçimi olarak yeniden insanlığın gündemine girmiştir. Bundan sonra yapılması gereken sadece zorlu süreçlerde değil tüm zamanlarda her zaman hep bir komünist gibi yaşamasını bilmektir.
Zamanında Şeyh Bedrettin’in dediği gibi, olması ve hepimizin esas alması gereken yol açıktır, o da; ”Yârin yanağından gayri her yerde her şeyde hep beraber diye bilmek için” ortaklaşmayı, dayanışmayı, paylaşmayı ve yardımlaşmayı hep birlikte daimi kılmasını bilmektir.

BENZER YAZILAR