Home TÜM YAZILAR KEMALLERİN YOLDAŞLARINDAN DENİZLERİN YOLDAŞLARINA SELAM

KEMALLERİN YOLDAŞLARINDAN DENİZLERİN YOLDAŞLARINA SELAM

by rcadmin

HAYRİ ENGİN

Zamanında Lazukilerin devrimci ve büyük sanatçısı Kazım Koyuncu, Amed Newrozu’na katılırken, “Denizlerin çocuklarından dağların çocuklarına selam getirdim” demişti. Bu selamın bir anlamı olduğu ise açıktı. Halen de bu selamın anlamlı olduğu da bir o kadar açık ve geçerliliğini korumaktadır. Çünkü faşizm şartları ne ortadan kalkmıştır ne de faşistler, faşistliklerini terk etmişlerdir. Bilakis faşizm her geçen gün farklı bir şekilde toplumlarımızın üzerine bir kabus gibi çökmektedir.

Evet, bunun için denizlerin çocuklarının selamı anlamlıydı. Denizlerin çocukları gibi, dağların çocukları ve Kemallerle Hakilerin yoldaşlarının Denizlerin yoldaşlarına ve de takipçilerine selamlarını gönderiyoruz.

Evet, faşizm diz boyu Denizlerin ve Mahirlerin topraklarını her gün biraz daha karartıyor. Yürekleri kararmış olanların yapacakları zaten ruh karartmasından başka ne olabilir ki?

Evet, faşizm diz boyu Türkiye halklarını teslim almak için, şovenizme boğarak coğrafyamızın halklarına karşı düşmanlaştırmak için elinden gelen her şeyi yapmaktadır. Biliniyor, eğer faşistler halkları birbirlerine kırdırmasını başaramazlarsa, giderler. Faşistlerin tek gıdası milliyetçilik ile dinciliktir. Biraz da cinsiyetçilik ile bilimcilik sosudur. Bunlar olmadan ne faşistler ayakta kalabilir ne de faşizan rejimler kendilerini kurumsallaştırabilir.

İşte bunun için halkları birbirine kırdırmak için ellerinde gelen her şeyi yapmayı esas alırlar. Bu her şey halkların kıyımı da olsa, yine de bundan vazgeçmezler. Hele bir de bu halkları birbirine kırdırma politikalarına karşı duranlar olursa, onlara karşı ise zulümlerden zulüm beğendirtirler. Şimdilerde olduğu gibi.

Biz de hem biliyoruz ki ve hem de inanıyoruz ki; “Ezilenlerin rengi bir, direnenlerin dili birdir.” Bunun için her türlü zorbalığa ve sömürüye karşı aynı yolun yolcuları olan Denizlerin ve Mahirlerin yoldaşlarının yanında hep olduğumuz gibi durmaya da devam edeceğiz.

Nietzsche’nin deyimiyle: “Yeni gürültüler bulanların değil, yeni değerler bulanların etrafında döner dünya, sessizce döner!” demesini bildiğimizde ve buna inandığımızda, faşizm gibi rejimlerin sadece ve sadece gidici olduğu inancı bizleri hep dik tutmasını bilecektir.

Bilinsin ki: “Şarkılar susunca, anılar ve diller unutulunca,” ve de hatırlayan ve direnenler kalmayınca zalimler daimi olmaya meyil ederler. Bunun olmaması için, direnişimizi kalıcılaştırmasını bilmemiz ve de ezilenler olarak, renkleri bir olanlar olarak aynı cephede ve saflarda dizilmesini bilmek gerekir.

Biliriz ki, sel akar, aktığı yerleri ise yerle bir eder. Ancak sel geçicidir. Kalan ise dağlardan getirdiği kumdur. Kum kalıcıdır. Kum olmasını bilmek sel olmaktan çok daha önemlidir. Faşizm sel ise bizler, yani halklar, kum’uz. Hem de ebediyen kalacak ve yaşayacak olan kum… Çünkü, “Kültür teslim olmayı bilmez; ya yok edilir ya yaşar!” Kum, işte o, kum’un tam da kendisidir. Kum olmasını bilirsek, hiçbir faşizan rejim ve onların tüm baskıları ve saldırıları, bizleri ve irademizi sadece ve sadece daha da biler.

Sözü uzatmadan direnişçilerin diliyle belirtecek olursak:

“Gençler!
90 yıl hapisliğe değil, bir gün bile olsa özgürlüğe koşmak için ne bekliyorsunuz!”

diyerek, faşizme karşı Denizlerin ve Kemallerin ruhuyla direnişi örme zamanıdır. Bizler Kemallerin yoldaşları olarak dağların doruklarında Denizlerin yoldaşlarına, Mahirlerin yoldaşlarına destek sunabilmek için direnişimizi kesintisiz örmeye devam edeceğiz.

“Zaman herkese göre farklı işlese de” bizler için zaman, sadece ve sadece zamanın ruhunu yakalamak için zamana ruhumuzu katma zamanıdır.

BENZER YAZILAR

Yorum Yap