Komploya karşı anlamlı yaşamın sahibi olmak

ÊRÎŞ BOTAN – STÊRKA CIWAN

Suriye’nin başkenti Şam’da 6 Mayıs’ta Rêber APO’ya yönelik gerçekleşen suikast girişiminin ne anlama geldiği? neden gerçekleştirilmek istendiğini bilmek Kürdistanlı ve dünya gençliği için büyük bir önem taşımaktadır. Bunun için 1996 döneminde yaşanan siyasal ve askeri süreci açmak ve bu çerçevede değerlendirmek direnişimiz için ön açıcı olacaktır.

1996 yılında Türkiye devleti Necmettin Erbakan ve Tansu Çiller tarafından yönetilmekteydi. Türkiye’de kurulan koalisyon gücü kendini devam ettirebilmek için ve faşizmi daha da derinleştirmek için İsrail ve Amerika ile sık sık görüşmeler yapmaktaydı. Bu görüşmelerde ortaya çıkan ve ortaklaştıkları tek nokta ise alternatif yaşamın ideolojini ören PKK’yi bitirmekti. Bu görüşmeler çerçevesinde Kürt Halk Önderi Önder APO’ya suikast gerçekleştirme planlarının temeli atılmıştı. Tüm bu anlaşmaların yanı sıra Türk hükümeti PKK’nin 15 Aralık 1995’te ilan ettiği tek taraflı ateşkes durumundan faydanlanmaya çalışmış ve kendisinin de içerisinde olduğu komplo girişimini hazırlamıştır. Komplo girişiminin paralelinde 6 Mayıs gününden bir gün öncesi Barzani ile görüşmeler yapmış ve tam 6 Mayıs’ta Dersim, Başûrê Kurdistan’da ve hemen hemen tüm alanlarda operasyon başlaşmıştır.

Peki neden 6 Mayıs seçilmişti? Her bir saldırının arka perdesi olduğu gibi seçilen tarihinde stratejik bir konumu vardır. 6 Mayıs 1972’de Türk sol örgütlerinin başında yer alan ve yürütücüleri olan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan TC hükümeti tarafından idam cezasıyla 68 kuşağı öncü kadrolarını bir bir yok etme politikası ile mücadeleyi tasfiye etmek istemişlerdir. Aynı şekilde ve aynı tarihte Önder APO’ya yapılmak istenen komplo girişimi aynı amacı taşımaktadır. Yani 6 Mayıs tesadüfi bir tarih olmamakla beraber, yapılmak istenen komplo PKK’yi yok etme planıdan başka bir şey değildir. Çünkü Önder APO öncülüğünde ki PKK hareketi emperyalist ve hegemonik güçleri korkutmakta, başta Kürt halkı olmak üzere ezilmiş tüm halklara umut haline gelindiği çok iyi bilinmekteydi.

Rêber APO’nun varlığı giderek halklara büyük bir mücadele anlamlılığı kazandırıyor ve inanılmaz manevi güç kaynağı açığa çıkartıyordu. Aynı zamanda bir çok sol ve sosyalist örgütler 80 darbesinde marjinalleşip yok olmaya doğru gittiğinde, PKK böylesi zor koşullarda daha büyüyüp kitselleşmesi, ilham kaynağı olması yine neredeyse egemenlerin korkulu rüyası haline geldi. Hele de halkın serhildanlara kalkması bu korkulu rüyanın yerine getirildiğinin işaretiydi. Bu yüzden devletçi zihniyet her zaman olduğu gibi direnişin, demokrasinin, özgürlükçü bir yaşamanın yokluğundan kendini var etmeyi hedeflemiştir. Yani Önder APO’nun yokluğu üzerine kendi egemen çizgisini Kürt halkına ve bölge halklarına kabul ettirmek istemiştir. Böylece faşist TC Amerika, İsrail ve Barzani ile görüşmelerinin ardından saldırıya geçmeye başlamıştı.

Biraz daha o günü açarsak, 6 Mayıs 1996 yılında Şam’da PKK 4. Ulusal Kongre için hazırlıklar içerisindeydi. Önderlik akademiden gecikmeli çıkıyor. Tam o esnada akşam saatlerine doğru MİT tarafından 1 tonluk patlayıcıyla duran araba patladı. Patlama 15 km uzaklıktan dahi hissedilmişti. Patlamanın olduğu yerde herşey yanmış ve kırılmıştı. Patlamanın ardından yapılan araştırmalar çerçevesinde yaralanan kimse olmamış olduğu öğreniliyor.

Hedef belliydi. Amaç netti. Yapılmak istenen Önder APO şahsında tüm PKK hareketini ve halkını tasfiye etmekti. Patlamayla beraber kitlede ve askeri alanda büyük bir moral bozukluğuyla beraber yapacakları operasyon ile tamamen 29. isyan olan PKK isyanını bitmekti. Önder APO patlamanın ardında şu sözleri ile aslında durumu açıkça ortaya koydu; “Bu saldırı ters tepti ve bu saldırı TC’ye dönecek.” Böylece komplo girişimi TC faşizmi nezlinde başarısız olmuş, Dersim ve Başûrê Kurdistan’da başlatılan operasyonlar boşa çıkmıştır.

Görünen şu ki Önder APO’ya yapılan komplo girişimi sadece TC faşizmi ile değil devletlerarası emperyalist güçler tarafından gerçekleştirilmek istendi. Aslında 15 Şubat devletlerarası komplonun ilk ayağı oluşturuldu. Buna karşı Önder APO komployu boşa çıkartmış, alternatif bir yaşamın ve dünya halklarının umudu olan demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigmanın temsilcisi haline gelerek, devletçi zihniyete başkaldırmıştır.

Tabi 6 Mayıs komplo girişiminin ardından Heval Zilan(Zeynep Kınacı) Dersim’de gerçekleştirdiği eylemi ile komploya en büyük cevabı veren ve fedai ruhun temsilci, anlamlı yaşamın sahibi haline geldi.

Kürt halkının ve önderliğinin sonunu getirmek isteyen devletçi zihniyet aslında kendi sonunu hazırlıyordu. Önder APO’nun felsefesi ve ideolojisi de bunun temsilcisidir.

En zor anlarda bile büyük çıkışların sahibi olmak, büyük direniş ve kahramanlığın temsilcisi olmak bu anlamda çok önemlidir. Kürdistanlı ve enternasyonal sosyalist gençlik olmak aslında bunun cevabı olmak demektir.

Related posts

Êzîdîlerin birliği ve kutsal Êzîdxan için sorumlu ve doğru hareket eden Şengal halkıdır

Ş. Nuda ve Ş. Felat’dan Gençliğe

MEŞA DIRÊJ FOTOĞRAFLARI YAYINLANDI

Yorum Yap