Mahabad nerededir?
Mahabad, İran devletinin işgali ve sömürgeciliği altında bulunan Rojhilatê Kurdistan’ın önemli şehirlerinden bir tanesidir. Kürdistan tarihinde çok önemli bir yer tutan Mahabad, Mukriyan bölgesinde ve Urmiye Gölü’nün güneyinde bulunur. Zagros Dağları’nın doğu eteklerinde, dar bir vadide kurulmuş olan Mahabad, deniz seviyesinden 1,300 metre yüksekliktedir. Bu konumunun de etkisiyle bol su kaynakları bulunur. Mukriyan, kuzeyinde Urmiye Gölü’nü içinde barındıran Kelareş bölgesi; kuzeybatısında Behdînan bölgesi, güneybatısında Soran bölgesi; güneydoğusunda Merîwan bölgesi ile komşudur, ve doğusu ise Kürdistan-İran doğal sınırının bir parçasıdır. 2016 yılı sayımına göre Mahabad’ın nüfusu 236,849’dur, yüzölçümü 2,616 km2 ve nüfus yoğunluğu 90.54/km2’dir.
Tarih
Mahabad’ın bir yerleşim ve yaşam yeri olarak geçmişi oldukça eskilere dayanır. Taş Devri’nden kalma birçok araç gereç bulunan kazı yerleri mevcuttur. Son dönemde yapılan arkeolojik araştırmalarda, bugünkü insanlarla akrabalığı olan Neandertal türünün bu bölgede de yaşadığını gösteren 40,000 ile 85,000 yıllık kalıntılar bulunmuştur.
Mahabad isminin ne anlama geldiği konusunda farklı anlatımlar mevcut. Bir anlatıma göre Mahabad Kürtçe ve Farsça Meh, yani ay, ve Abad, yani şehir kelimelerinden türetilmiş olup “Ay Şehri” anlamına gelir. Bir diğer anlatıma göre ise şehir ismini peygamber Mahabad’dan almıştır. Bilindiği kadarıyla Mahabad, Zerdüştlük inancının ilk peygamberlerindendir ve hatta bazı yerlerde peygamber Zerdeşt, Mahabadî bir peygamber olarak tanımlanır. Mahabad peygamberin bir diğer adı ise “Bilgeliğin ateşi” anlamına gelen Azar Hooşeng’dır ve bazı inançlarda ilk insan olarak bahsedilir. Zerdüştlüğün bir yorumuna göre bu dinin üç büyük peygamberi vardır: Mahabad (MÖ 3000) 1. Zerdüşt’tür, Azar Hooşeng (MÖ 2040, İbrahim peygamber olarak da geçer) 2. Zerdüşt, ve daha çok bilinen 3. Zerdüşt (MÖ 660) ise Zerdüşt’ün kendisidir. Yani Mahabad şehri aynı zamanda Zerdüştlük inancının da doğduğu yerdir.
Mahabad’ın Kürdistan’ın yakın tarihindeki yeri apayrıdır. Safevi şahı Şah Abbas’tan (1587-1629) beri Fars hakimiyetine karşı gelişen Kürt direnişinin merkezi Mahabad olmuştur. 1609-10 yıllarında Safevi Devleti’nin işgal saldırılarına karşı gelişen efsanevi Dimdim Kalesi Direnişi’ne Mahabad’ın da bağlı olduğu Mukriyan bölgesi destek vermiş ve direnişte yerini almıştır. Urmiye Gölü’nün batısında yer alan Dimdim Kalesi’nde Safevi işgaline karşı Emîr Xan Lepzêrîn öncülüğünde gelişen direnişe Mahabad’ın da içinde olduğu Mukriyan bölgesine adını veren Mukrî aşireti de destek vermiştir.
Mahabad, Kürdistan tarihine asıl damgasını II. Dünya Savaşı’ndan sonra vurmuştur. 22 Ocak ile 16 Aralık 1946 arasında, yaklaşık bir yıl boyunca varlığını sürdüren Mahabad Halk Cumhuriyeti, Kürtlerin tarihlerindeki en önemli özyönetim denemelerinden biri olarak kayda geçmiştir. Cumhuriyetin resmi marşı, Kürt gençliğinin Kürdistan için fedakarlığını ve kahramanlığını anlatan, 1938 yılında şair Dildar tarafından Soranî dilinde yazılmış olan Ey Reqîb idi. Halkın örgütlendirilmesinde öncülük yapan güçlerden biri de gizlilik ilkesiyle ve hücreler şeklinde hareket eden Yekîtiya Ciwanên Demokratên Kurdistan (Kürdistan Demokrat Gençler Birliği) isimli gençlik örgütü olmuştur. 1945’te, henüz 15 yaşında bu örgüte katılmış ve devrime tanıklık etmiş olan Ebdulrehman Qasimlo, Mahabad Halk Cumhuriyeti hakkında şunları söyler: “Kürt ulusal hükümetinin varlığı bir yıldan az sürdü. Buna rağmen, bu hükümet bu sürede Kürt halkı yararına büyük işler yaptı. Kürtçe resmi dil haline geldi. Kürt çocukları ilk kez anadillerinde eğitim gördüler. Kürtçe gazete, dergi ve kitapların sayısında emsali görülmemiş oranda artış oldu. İlk Kürt tiyatrosu kuruldu. Kürt kadınlar ilk kez ülkelerinin siyasi ve kültürel yaşamına katılmış oldular. Bu demokratik hükümetin en önemli başarısı bu kadar uzun süreden sonra Kürt halkının ulaştığı ulusal özgürlüktü.”
Mahabad Halk Cumhuriyeti, İran’ın yeniden işgal saldırılarına karşı koyamayarak son buldu. Kuruluşundan itibaren Sovyet Rusya’ya bel bağlamış ve kendi öz gücünü özellikle askeri anlamda sağlayamamış olması nedeniyle, kısa süren bir bağımsızlık deneyimi olarak kalmıştır. Sovyetlerin desteğini çekmesi üzerine İran topyekün bir saldırıyla Mahabad’ı işgal etmiş, ve 16 Aralık 1946’da ise Mahabad Halk Cumhuriyeti tamamen İran’ın kontrolü altına girmiştir. 22 Ocak 1946’da Çwar Çira Meydanı’nda cumhuriyetin kuruluşunu ilan eden ve başkanlığını yapan Qazî Mihemed, yine aynı meydanda 30 Mart 1947’da İran tarafından idam edilmiştir. Onunla birlikte savunma bakanı Seyfî Qazî ve kardeşi Sedrî Qazî de aynı meydanda ve aynı gün idam edilmiştir. Qazî Mihemed’in Kürt halkına yazdığı vasiyeti bugün bile kendisini düşmana bedavaya satanlara ders niteliğindedir: “Ey Kürt milleti. Değerli kardeşlerim. Zulüm ve baskı gören halkım. Ben ömrümün son saatlerini yaşıyorum. Allah aşkına artık birbirinize düşmanlık etmeyin, sırt sırta verin, zorba düşmana ve zalimlere karşı durun. Kendinizi düşmana bedava satmayın.”
Kürdistan tarihinin bu trajik dönemine ev sahipliği yapan Mahabad’a ilişkin Rêber APO şunları söylüyor: “Kadı Muhammed’in önderlik ettiği Mahabad Cumhuriyeti deneyimi, modern halkçı niteliğine rağmen, öteki isyanlarla aynı akıbeti paylaşmaktan kurtulamamıştır. Beyaz Türk faşizmiyle Rıza Pehlevi faşizmi arasında 1937’de Sadabad Paktı adıyla varılan anlaşma özünde Kasr-ı Şirin Antlaşması’nın çağdaş biçimi olup, Kürt bölünmesini derinleştirme ve özgürlük hareketini ortaklaşa tasfiye etme amaçlıdır. Günümüzde de Türkiye’deki yeşil faşist iktidarla İran İslami faşist iktidarı arasında Kürdistan’ın ulusal varlığını koruma ve özgürlüğünü sağlama mücadelesine karşı yapılan ve yürütülen çok sayıda gizli anlaşma söz konusudur.”
Kültür
Mahabad, Kürtler arasında kahramanlığın ve ulusal düşüncenin sembol şehirlerinden biri olarak bilinir. Kürtlerin sözlü edebiyat kültürünün önemli öğelerinden biri olan Ristemê Zal destanına konu olan Ristemê Zal Mahabadlı’dır ve mertliğin, savaşçılığın, korkusuzluğun, yurtseverliğin ve devrimciliğin sembolüdür. Hem Dimdim Kalesi Direnişi’ne desteği hem de Mahabad Halk Cumhuriyeti deneyimi, Mahabad halkının ulusal bilincinde önemli bir yer tutar. Bunun yanı sıra, Mahabad Kürtler için önemli bir kültürel merkezdir. Kürtlerin bilinen en eski inancı olan Zerdüştlüğün doğduğu yer olmasının yanı sıra, Wefayî (1844-1902), Ebdullah Misbahedîn (1862-1912), Hêmin (1920-1986), Hejar (1920-1990), Ebdurihman Zabihî (1920-1980) ve Gîwî Mukriyanî gibi Kürtçe’ye katkıları olan birçok önemli bilim insanı, şair ve yazar Mahabadlı’dır. Ünlü Kürt yazarı Jan Dost’un “Mijabad” isimli Kürtçe romanında (Türkçesi “Sisli Şehir”) Mahabad’ı ve halkını daha yakından tanımak mümkündür.
Şehitler
Qazî Mihemed’in vasiyeti Mahabadlı gençler için ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Mahabadlı birçok Kürt genci, gerilla saflarına katılarak ulusal birliğin sembolü haline gelen Mahabad’ın tarihi mirasını onurla taşıyarak Bakur’da, Başûr’da ve Rojava’da kahramanca savaşıp şehit düşmüştür. Amed’de kahramanlaşan Mazlum Mahabad, Botan’da kahramanlaşan Alişer Mahabad, Çelê’de kahramanlaşan Êrîş Muhabat, Dêrsim’de kahramanlaşan Aso Mahabad, Qendîl’de kahramanlaşan Mahabad Amed, Şengal’de kahramanlaşan Şerbek ve daha niceleri…
Bu kadim toprakların öz evlatları olan Mahabad gençliği, bir gün mutlaka Çwar Çira Meydanı’nda, Ey Reqib eşliğinde halkımızın özyönetimini ilan edecektir.