Home TÜM YAZILARKÜLTÜR & SANAT Meletî(Malatya)

Meletî(Malatya)

by rcadmin

STÊRKA CIWAN

Meletî (Malatya) adının, Hititler döneminden kalma olduğu en gerçekçi ihtimaldir. Hititler burayı yerleşim alanı olarak kullandıklarında, yöreyi Maldiya olarak adlandırmışlar. Maldiya adı, Asur ve Urartu kaynaklarında olduğu gibi farklı yazılış biçimleriyle kullanılmıştır. Sözkonusu kaynaklarda Meletî, “Melitiea”, “Melid”, “Melide”, “Meliddu” ya da “Malita” olarak kullanılmıştır.
Kürdistan halkı ise Meletî’yi, “Melîd” ya da “Meletî” olarak adlandırmıştır.
Meletî, tarihi en zengin olan Kürdistan beldelerinden biridir. Onlarca imparatorluğun kuruluşuna ve yıkılışına tanık olmuş bir alandır. Eski Meletî olarak bilinen bucaktaki tarihi kalıntılar, bu gerçeğin doğruluğunu ortaya koyuyor. Coğrafik olarak, üretime ve yerleşime uygun oluşu, uygarlıkların savaşımına sahne olmasında önemli rol oynamıştır.
Meletî’nin geçmişi, yazılı tarih öncesine dayanır.
Yapılan bir araştırmaya göre, Meletî’de en eski yerleşmenin Neolitik dönemde gerçekleştiği belirtilmektedir. Şehrin doğusundaki Arslantepe Höyüğü ve Hititler döneminden kalma bir sarayın kalıntıları, Meletî’nin tarihine ışık tutmaktadır.
Meletî, tarihte bir kent devleti olarak yer alır. O dönemdeki adıyla Milidia, MÖ 2.000 ve 1.000 yılları arasında bir kent devleti olarak önce Asurlara ve sonra da Urartulara yenilir. MÖ 743 yılında Urartuları yenerek Wan yöresine süren Asur İmparatorluğu, bir kez daha Meletî’yi topraklarına dahil eder.

(Levent Vadisi)

Kimmer ve İskitlerin MÖ 714-690 yılları arasında gerçekleştirdikleri akınlarla Asurlar gittikçe zayıflar. Bu dönemde Medler de MÖ 612 yılında zulme karşı başkaldırarak Asur İmparatorluğu’nu yıkarlar. Meletî, yarım yüzyıl kadar Medlerin denetiminde kalır. Daha sonra Medlerin Perslere yenilmesiyle birlikte, Meletî de Pers İmparatorluğu topraklarına katılır. Perslerin egemenlik döneminde sık sık iç isyanlar gerçekleşir. Persler, bu isyanları bastırsa da gittikçe zayıflamaktan kurtulamazlar, Makedon Büyük İskender’in saldırısıyla yıkılır.
Büyük İskender’in ölümü ardından Meletî, onun komutanları arasında birkaç kez el değiştirir.
MÖ 170 yılında, Pontos krallarının desteği ile onlara bağlı yerel beylikler Meletî’nin yönetimini ele geçirirler. 50 yıl sonra ise Meletî Pontos devleti sı­nırlarına dahil edilir.
MÖ 66 yılında Romalı komutan Pompeius, Pontos Kralı Mitridates’i yenilgiye uğratarak Meletî’yi Roma eyaleti durumuna getirir.
VI. yüzyılda Meletî Bizans İmparatorluğu’na bağlanır. VII. yüzyıldan X. yüzyıla kadar ise Meletî kenti çeşitli aralıklarla Arap ordularının saldırısına uğrar. Bu süre içerisinde Meletî, birçok kez Bizans ve Araplar egemen sistemleri arasında el değiştirmek zorunda kalır.
1101 yılından sonra ilk olarak Danişmendler denetimine geçen Meletî Selçukluların yöreye saldırmasıyla artık Türk egemenliği başlar. 1400 yılı ile birlikte Moğol yağma ve talanına da uğramıştır. Kısa bir süre de Memluk egemenliğinde kaldı. Ancak daha sonra Osmanlı sömürgeciliği yeniden ele geçirerek günümüze kadarki soykırımcı egemenlik sistemi devam etti.
Meletî’de Osmanlı-Türk egemenliği ile birlikte uygarlıklardan kalma kültürel değerler talan edilerek yok edilmiştir. Bunlar yerine barbar karakterli Türk egemenlik kültürü hakim kılınmaya çalışılmıştır. Elbette ki, Kürt kültürü de asimileye uğratılarak, sömürgeciliğin hizmetine sokulmuştur.

Kürdistan genelinde görüldüğü biçimiyle, Meletî yöresine has müzik ve folklorik değerler de Türkçeleştirilmiştir. TC sömürgeciliğinin bu yönlü politi­kası Meletî’de de etkili şekilde sürdürülmüştür.
Meletî, Türk egemenliğinin sömürgeci politikasının en derinlemesine uygulandığı bir Kürdistan şehridir. Burada önemli bir Türk nüfusu da yerleştirilmiştir. Bu kesim daha çok memur-bürokrat tabakadan oluşur. Kürt değer yargılarının en çok horlandığı alanlardan biri olan Meletî’de, asimilasyon temelindeki Türkleştirme çabaları geniş boyutlarda seyretmektedir. 12 Eylül faşizmi ardından artan saldırılar günümüz AKP-MHP faşist diktatörlüğüne kadar katmerlenerek sürmektedir.
PKK’nin kuruluşu ve Özgürlük Mücadelesi ardından bu saldırılar parçalanmaya yüz tutmuştur. Kuzey Kürdistan’ı sömürgeleştiren Türk faşist diktatörlüğü özellikle Batı Kürdistan olarak da bilinen Fırat’ın batısını Kürtsüzleştirme ve soykırıma uğratma politikalarını gerilla mücadelesinin sarsılmaz zaferleri ardından sonuca götürememiştir.
Meletî’ye, PKK’nin ilk kuruluş yıllarında Özgürlük Mücadelesi kadrolarından Delil Doğan gibi militanların girmesi ve gençlik içinde belirli bir yer bulması oldukça etkili sonuçlar doğurdu. Bu şehrimizden gerilla saflarına yoğun katılımlar olmasına karşın katliamlarla toplum sindirilmeye, mücadeleden uzak düşürülmeye çalışıldı.
PKK mücadelesine daha ilk yıllarından katılan Hasan Aydın Yoldaş, Meletî’den Özgürlük Mücadelesini temsil eden ilk kadrolardandır. Kararlı ve direngen yapısıyla tanınan ve sevilen Hasan Yoldaş 10 Mart 1978’de katledilerek Meletî’nin ilk şehidi olmuştur.
Sonraki yıllarda gerilla saflarına çok sayıda Meletîli genç katılmış, özgürlük mücadelesini Kürdistan’ın her yerinde sürdürmüştür. Bugün de Kürdistan’ın coğrafyasıyla, tarihiyle en güzel şehirlerinden olan Meletî, daha çok örgütlenmeyi, daha çok Kürtlük ve özgürlük bilinciyle buluşmayı beklemektedir.

BENZER YAZILAR