Home TÜM YAZILARRÊBER APO Öncü savaşımı halk demokrasisine doğru giden yolda temeldir

Öncü savaşımı halk demokrasisine doğru giden yolda temeldir

by rcadmin

Bu yazı Rêber APO’nun 30 Temmuz 1990 yılında yaptığı bie konuşmasından derlenmiştir.

RÊBER APO

Kürdistan somutunda halk demokrasisi sorunu; halkın kendine gelme, ulusal uyanış ve kimliğini edinme, kendini giderek düşmanın maddi ve manevi baskısından kurtarma, bilinçli eylemlilikle kendini özgür kılma çabalarıdır, buna kalkışmadır. Halk demokrasisi, çeşitli ülkelerde ulusal kurtuluşa bağlı olarak gelişmiştir. Örneğin, faşizme ve feodalizme karşı da halk demokrasisi oluşabilir.
Bu, bizde başından itibaren, ulusal gerçekliği bilmeyle, yabancı işgali ve sömürgeciliğe karşı çıkmayla iç içe gelişmiştir. Bizdeki yerli işbirlikçiler bile diyemeyeceğimiz, düşman için oldukça ajanlaşmış kişi ve kurumlarla, halkın nefes alamaz durumu söz konusudur. Hatta belirttiğimiz gibi, halkın kendi kendine alabildiğine yozlaşması, kendi aleyhine çalışması söz konusudur. Halk demokrasisi, bütün bu iç içe düşmanı dile getiren kurum ve kuruluşlara karşı olmayı, onları aşmayı ve ortadan kaldırmayı gerektirir. Bu tamamen eylemlilikle gelişecek bir olaydır. Daha somut ifade edersek, halk ayaklanması ve halk demokrasisini eylemlilik geliştirir. Demokrasi, halkın kendi işini kendinin görmesidir. Siyasi, ekonomik, kültürel, her türlü toplumsal işleri kendisinin halletmesidir. Bizde şimdiye kadar bırakalım halkın kendi temel ve ortak çıkarlarıyla uğraşmasını, düşmanı yaşamaya mahkum edilmiştir. Bu açıdan halk demokrasisi düşmanın çıkarına olan her şeye karşı savaşmayı gerektiriyor. Hatta bizde düşmanla o kadar karışık ve iç içe bir durum yaşanıyor ki, bu anlamda kendini özeleştiriden geçirmeye, kendini netleştirmeye ihtiyaç gösteriyor.

Halk ayaklanması, halk demokrasisine gidişin temel aracıdır

PKK’nin uzun süredir öncü düzeyinde yürüttüğü savaş, halk demokrasisi değildir; ama öncü savaşın esas amacı, halka ulaşmak, halkı ayaklandırmaktır. Dolayısıyla öncülük savaşımı, halk savaşımı açısından temeldir. Kürdistan’da öncünün büyük iradi savaşımı olmasaydı, bırakalım halkın demokrasiye sahip çıkmasını, kendi kimliğine bile sahip çıkmazdı. Öncü savaşı, halk demokrasinin önünü açan, halk ayaklanmasının önünü açan vazgeçilmez bir mücadele aşaması olmuştur. Bir de PKK’nin uzun yıllardır yürüttüğü savaş, bugün halkın güven duyabileceği, yürüyebileceği, ayaklanabileceği bir zemin yaratmıştır. Demek ki öncü savaşımı, halk demokrasisine doğru giden yolda temeldir. Yine PKK’nin geliştirdiği gerilla savaşımı, halkın kimliğine kavuşma, kendine güvenme ve ayaklanmaya cesaret etmesinin temel güçlerinden birisidir. Parti öncülüğünü bu konuda geliştirme ve koruma rolü oynanmıştır. Kaldı ki, Parti ve gerilla iç içedir. Bu iki inşa süreci, halk demokrasisine, halkın kendini bulmasına, kendini giderek özgürleştirmesine esas teşkil eder. Bu anlamda öncüsüz ve gerillasız halk demokrasisi olamaz.
Öncü ve gerilla belli mesafeler almadan, halk demokrasisi Kürdistan’da mesafe alamaz. Bu, Kürdistan Devrimi’nin bir özelliğidir. Başka ülkelerde olabilir, ama bizde olamaz. Halk gerillasız nefes bile alamaz. Ne gerilla, ne de halk demokrasisi öncüsüz gelişebilir. Dolayısıyla halk demokrasisini geliştirmek için, öncü ve gerillayı sürekli geliştirmek gerekiyor. Nitekim gerilla biraz geliştiği için, halk ayaklanmasına, dolayısıyla halkın düşmandan kopmasına yol açmıştır. PKK dal budak saldıkça, halk her alanda kendine gelebilmektedir. Ama buna rağmen, halkın hareketi, halkın uyanışı, halkın ayaklanması, halkın demokrasisi kendi içinde bir olgudur. Hiç şüphesiz, öncü halkın uyanışıyla, ayaklanmasıyla sıkı sıkıya ilgilenir. Gerilla da öyle yapar, ama bu demek değildir ki, halk ayaklanması olmadan zafer mümkündür, demokrasi mümkündür. Veya halk demokrasisini devreye geçirmeden, yalnız başına öncü savaşımı, gerilla savaşımı, halkı kurtuluşa götürmez. Bu mümkün değildir. Halk ayaklanması, halk demokrasisine gidişin temel aracıdır. Yine halk ayaklanması, öncüyü gerekli kılar ve gerillayı şart kılar. Partimiz bu silahları layıkıyla, zamanında ve uygun bir biçimde geliştirmeye çalışmıştır. Teorik ve pratikte ne anlama geldiğini ispatlamıştır.

Halkın siyasi hareketini, eylemini, örgütlenmesini geliştirmek

Halk demokrasisi, günümüzde, özellikle 1990 yılında önemli bir aşama geçirdi. Özellikle şehir alanlarında halk hareketi gelişmeye adaydır. Halk, politikaya oldukça katıldı, deneyim kazandı. Özellikle şehir devrimleri ve silahlı savaşımın dışındaki alanlarda halk hareketi gelişmeye adaydır. Gelişmeye aday olduğu için de, bu konuda görevleri ve sorunları vardır. Hatta günümüzde en temel görevlerimizden birisi de halkın siyasi hareketini, eylemini, örgütlenmesini geliştirmektir. Kürdistan somutuna göre çok yönlü ve çeşitli biçimlerde yöntemler gerçekleştirmek, halk hareketini yenilmez kılar. Mücadelemizin gelişmesi buna bağlanmıştır.
Kürdistan’da halk demokrasisi, aslında halk iktidarı, halk idaresidir. Demokrasi; idare ve iktidar anlamına gelir. Dolayısıyla halk iktidarından, halk demokrasisinden bahsetmek, başından itibaren sömürgeciliğe ve işbirlikçilerine karşı bir eylemlilik içine girmektir. Bunun bizde nasıl olduğunu biliyoruz. Ama düz bir biçimde anlaşılmamalıdır. Kendine has özellikleri daha şimdiden ortaya çıkmıştır. Bizde halk iktidarına, halk demokrasisine birden bire ulaşılamaz. Hatta gerillanın kurtarmış olduğu bölgelerde de, halk demokrasisini inşa etmeyeceğiz. Bunlar bir çok ülke devriminde önemli rol oynamıştır. Demokrasiye bu temellerde geçilmiştir. Çin’de halk demokrasisi, gerilla savaşının zaferiyle kurulmuştur. Sovyetler’de, Ekim Devrimi’nden sonra halk demokrasisi, proleter demokrasi gelişmiştir. Bizde kısa sürede ne gerillanın kurtardığı alanlar, ne de ayaklanmayla iktidarın alaşağı edilmesi söz konusu olabilir.
Dolayısıyla bizdeki biçim; hiç şüphesiz gerilla vuracak, kısmi ayaklanmalar olacak, fakat bunlar ne birden bire iktidarı değiştirecek, ne de bölge kurtaracaktır. Düşmanın iktidar alanını daraltacak, ülke ve halk üzerindeki denetimini adım adım geriletecek, bunun yerine adım adım etkinliğimizi ve otoritemizi yaygınlaştıracaktır. Kürdistan Devrimi’nin ve halk demokrasisinin temel bir karakteristiği, ne bölgesel kurtarılmaya dayanacak, ne de genel bir ulusal ayaklanmaya dayanarak gerçekleşecektir. Bunun yerine, otorite kazandıkça, adım adım kimi bölgelerde az, kimi bölgelerde çok, dengesiz ve eşitsiz bir biçimde halkın kendine gelmesi söz konusu olacaktır. Bu anlamda uzun vadeli, parça parça etkinlik kurmadan bahsedebiliriz.
Bir aileyi, bir köyü bile birden bire kazanmayacağız. Parça parça ve süreç içinde bunu gerçekleştireceğiz. Dolayısıyla halk demokrasisi için sıradan bir etkiyi bile değerlendirmek gerekir. Büyük bir ayaklanmayı veya gerillanın bir bölgeyi kurtarması temelinde de bu halkın iktidarını görmek gerekiyor. Yani karmaşıktır. Basitten gelir, dengesiz bir şekilde karmaşıklaşır. Başlangıçta lehimize olan bir durum yokken, sınırlı bir başlangıç yapılır ve giderek dengeye, ikili iktidara varılır. İkili iktidar hiçbir yerde birden bire kurulamaz. Ama yüzde beş, yüzde on, yüzde yirmi beş, yüzde elli, yüzde yetmiş beş tipi iktidarlardan bahsetmek gerekir. Yani Kürdistan’da yarı yarıya iktidarlar şimdilik söz konusu olamaz, ama çeyrek iktidarlardan bahsedebiliriz. Ancak yüzdelere vurulmuş iktidarlar söz konusu olabilir. Bu Kürdistan Devrimi’nin bir özelliğidir. Çünkü amansız bir baskı vardır ve Kürdistan Devrimi’nin şiddet temelinde gelişmesi de sınırlıdır.
Dış desteklerinin fazla güçlü olmaması, halkın dengeli bir biçimde uyarılmaması söz konusudur. Halk parça parça uyanıyor. Yani bir bütün olarak gerillada, ayaklanmada, birden bire her yerde aynı hazırlığı yapamayız. Sömürgelerin genelinde bu anlamda eşit olmayan dengesiz bir gelişme söz konusudur. Çin’de ve Vietnam’da da hemen hemen birçok sömürgelerde böyledir. Dengesiz gelişme, en çok Kürdistan Devrimi’ne özgü bir devrim türü olacaktır. Hatta bizde bu o kadar değişik olacak ki, biz iktidarı bir bölgede, parça parça bir mahallede, bir ailede kuracağız. Birden bire “şu sınır, şu alan bizim egemenliğimize girdi” demeyeceğiz. Bu anlamda dengesizliği, eşitsiz gelişmeyi iyi bilmek gerekiyor. Bu bir öznelliktir. Onun için neden birden bire iktidar olmadık, halk demokrasisini kuramıyoruz? Yanlışlığa düşmemek gerekir. PKK’deki gerilla savaşı tarihini inceleyecek olursanız, birden bire alan, köy, kent kazanamadığımızı, çok zayıf bir etkiyle yola çıktığımızı, giderek etkinliğimizi geliştirdiğimizi göreceksiniz. Kürdistan’da halk hareketi için bu daha da böyledir.

 

BENZER YAZILAR