Home TÜM YAZILARSTÊRKA CIWAN Özel savaş topluma karşı ilan edilmiş bir savaştır

Özel savaş topluma karşı ilan edilmiş bir savaştır

by rcadmin

SIDAR MAWA

Özel savaş iktidarcı ve devletçi güçlerin topluma karşı geliştirdiği, baskı ve egemenlik aracı olarak başvurduğu savaşın bir biçimidir. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında, halkların kurtuluş mücadeleleri ile tasfiye edilen klasik-sömürgeciliğin yerine geliştirilen yeni-sömürgecilik sisteminin yeni savaş tarzıdır. Kuralsız, kural tanımayan savaş olarak da ifade edilmektedir. Değişen koşullara göre uyarlanan ve aralıksız sürdürülen bir savaştır. Sadece şiddetten ibaret olmayan ama şiddet araçlarının en üst düzeyde kullanılmasını da içeren bir savaş biçimidir. Onun için özel savaş egemenler tarafından, siyasal, askeri, kültürel alanlar başta olmak üzere bir bütün olarak insana ve topluma ait ne varsa hepsine karşı farklı biçimlerde ve araçlarla yürütülen bir savaşı ifade eder. Bu savaşta toplumun kendi iç çelişki ve zayıflıkları da kullanılır. Önder APO buna ilişkin tespiti yapmaktadır: “Özel savaşın özü, bir toplumun kendi iç zayıflık ve çelişkilerinden dolayı birbirine düşürülerek, egemenlik sağlama yöntemidir.“

Tarih de yaşanmış savaş biçimleri

Tarihsel olarak savaşlar meydan savaşları, konvansiyonel savaşlar, nükleer savaş, soğuk savaş vb biçimlerde yaşanmıştır. Halkların işgal ve sömürgeciliğe karşı geliştirdiği savaş biçimleri de vardır. Bunlardan en yaygın ve etkili olanı gerilla savaşıdır. Baskı, işgal ve sömürü altında olan halkların özgürlük için yürüttükleri bir savaştır. Halkların özgürlük savaşlarının temelinde neden gerilla savaşı yer alıyor? Çünkü sayı ve teknik üstünlüğü olan düşmana karşı ancak gerilla tarzıyla halklar kendilerini örgütleyebilir, eğitebilir, tüm toplum mücadeleye sevk edilerek zafere ulaşabilir. Egemenler de özel savaşı en yoğun şekilde gerilla mücadelesi temelinde özgürlük mücadelesi veren ve direnen hareket ve halklara karşı geliştirmişlerdir.
Önderlik, özel savaş için, “Topluma karşı bir bütün olarak ilan edilmiş bir savaştır” demektedir. Yani özel savaş bir anlamda topluma ve bireye karşı derinlikli yürütülen savaştır. Topluma karşı yürütülen bu savaşta sınır ve kural yoktur. Direnen gücü ve toplumu bastırmak, kendi egemenliğini inşa etmek için her yolu mubah görür. Özel savaşı yürütenler için savaşın nasıl ve hangi yöntemler ile geliştirildiği önemli değildir. Önemli olan mutlak sonuca ulaşmadır. Direnenleri yok etme, toplumu ‘zapturapt’ altına almadır. Toplumu egemenlere biat ettirme, ona koşulsuz teslimiyet halini kabul ettirmedir.

Toplumun sürüleşmesi

Önderlik yaşanan bu durumu toplumun sürüleşmesi olarak değerlendirir. Özel savaş ilk çıkış aşamasında Özgürlük mücadelelerini, direnen halkları bastırma, yenilgiye uğratma yöntemi olarak öne çıksa da git gide bir çok sömürgeci ulus devletin yönetim biçimi, rejimi haline dönüşmüştür. Bu devletler siyasi, ekonomik, kültürel, askeri olarak bütün politikalarını özel savaş temelinde belirlenmeye başlamıştır. Buna en iyi örnek TC devletidir. Özel savaş sistemi, TC sisteminde zirve yapmış bulunuyor. Kapitalist sistemin son iki yüz yılda halklara karşı yürüttükleri savaşların deneyimlerini, Kürt halkına karşı kendi yürüttüğü savaşın deneyimiyle birleştirerek özel savaşı en örgütlü, en kapsamlı hale getirmiştir. TC, tepeden tırnağa bir özel devletidir. Kürt halkına karşı yürüttüğü savaşta özel savaş boyutu başlangıçta belki kısmiydi. Ama özel savaş sistemini adım adım inşa ederek bugün benzersiz bir özel savaş rejimi haline gelmiştir.

Özel savaş stratejisi

PKK’nin çıkışı, Zindan Direnişi, 15 Ağustos Gerilla Atılımı’yla karşılaşınca 1980’de 12 Eylül Darbesi gerçekleştirildi, 1987’de Olağanüstü Hal ilan edildi. Kürdistan’da özel kolordu kuruldu, özel bölge ilan edildi, koruculuk sistemi geliştirildi. Olağanüstü Hal Bölgesi uygulaması özel savaşı esas alan, özel savaş temelinde devleti yeniden yapılandırmayı öngören süreci hızlandırdı. Bu, günümüze kadar derinleşerek geldi ve devletin temel yönetim biçimi haline geldi. Bugün TC sistemi tümüyle Kürdistan’da Özgürlük mücadelesine, gerilla hareketine, yurtseverleşen Kürt halkına karşı şekillendirilmiş bir özel savaş sistemidir. Bir bütün olarak toplumu hedefleyen, ama öncelikle Öncü devrimci güçleri ve gerillayı halktan koparmayı esas alan taktikler uygulandı: Balığı yakalamak için suyu kurutmak! Balık gerilla, su halk oluyor. O halde gerillayı yok etmek için suyu kurutmak gerekiyordu. Bu da halka karşı topyekün bir savaşı ifade ediyor. Halkın gerillalaşmasını, gerillaya desteğini kesmeyi hedefliyor. Onun için bu savaşın ekonomik, sosyal-siyasi, diplomatik, hukuki, askeri, ideolojik, psikolojik boyutları var. Binlerce köyün yakılıp yıkılması, milyonlarca insanın göçertilmesi, binlerce insanın ‘faili mechul cinayet’ adı altında katledilmesi bu özel savaş stratejisinin uygulamalarındandı. Bu uygulamalar günümüze kadar daha da derinleştirilip, yaygınlaştırılarak devam etti.
AKP yönetimi altında özel savaş yeniden yapılandırıldı. Özellikle 30 Ekim 2014 MGK toplantısında kararlaştırılan hareketimizi tasfiye amaçlı çökertme planı, özel savaş rejiminin Kürt düşmanlığı ve soykırımında ulaştığı en ileri düzeyi ifade ediyor. Bunun için devlet içindeki tüm kesimler Hareketimize ve halkımıza karşı bir araya geldi ve bir devlet politikası olarak bu plan yürürlüğe sokuldu.

TC devleti bir özel savaş rejimidir

Bu konsep ile hareketimizin, halkımızın ve devrimci güçlerin tüm kazanımları, örgütlü yapısı değer yargılarının tamamen tasfiyesi amaçlanmıştır. Devlet orduyu, polisi, kontra güçleri ve devletin tüm kurumlarını harekete geçirmiş, yürüttüğü savaşta sınır tanımamış, özel ve psikolojik savaşı tüm aygıtları ile derinliğine uygulanmıştır. Kürdistan’ın kentleri yerle bir edilmiş, insanlar diri diri yakılmış, örgütlü tüm alanlar hedeflenerek on binlerce kişi tutuklanmış ve Kürdistan’ın diğer parçalarına yönelik işgal saldırıları başlatılmıştır. Toplumun tüm değeleri, dokunulmazları, kutsalları bile bu saldırıların hedefi yapılmıştır. Son süreçlerde şehit mezarlıklarına saldırılar bu temeldedir. Mezarlıklar her yerde hedeflenmiş ve bu temelde saldırılar yapılmıştır. Gerilla cenazelerine hiç bir dini, ahlaki, toplumsal ölçünün kaldıramayacağı uygulamalar gerçekleştirilmiş, mezarlar kazılarak cenazeler kaçırılmış, gerilla Egîd’in cenazesi ailesine posta ile gönderilmiştir.
Bu saldırılarla halkımızın direniş hafızası ve moral değerlerinin yok edilmesi hedeflenmektedir. Bu uygulamalar Kürdistan sınırlarını da aşmış açlık grevi eyleminde şehit düşen Grup Yorum sanatçısı İbrahim Gökçek’in cenazesi Kayseri’de engellenmeye çalışılarak mezardan çıkarılıp yakılacağı tehditleri yapılmıştır. Bu olaylar tesadüf, veya birkaç kişinin tepkisi değil, direnenleri sindirmek için tamamen özel savaş rejimi tarafından örgütlenen kontra güçlerin faaliyetleridir.
TC Özel savaş rejiminin diğer biz özelliği de hiç bir kural ve değer tanımayan fırsatçı politikalarıdır. Tüm dünyada Koronavirüsten kaynaklı tutsaklar serbest bırakılırken Türkiye’de bırakalım tutsakların bırakılması tam tersi cezaevlerinde tecrit ve işkenceler daha da artırılarak, virüs salgını politik tutsakları tasfiye etmek için bir silah olarak kullanılmaktadır. Yine Koronavirüs salgını ile açığa çıkan atmosferden yararlanıp halkın iradesi olan belediyeler gaspedilmektedir. Kayyum adı altındaki özel savaş elemanlarının ilk yaptığı ise halk iradesinin üstüne dev Türk bayrakları ya da Erdoğan fotoğrafları asmak olmuştur. Bu uygulama faşizmin çıplak yüzünü tüm dünyaya göstermiştir. Her gün televizyonlara çıkan özel savaş elemanı faşist iktidarın bakanı Soylu, Özgürlük Hareketi’nin tasfiyesi için gün vermekte, sözde gerillaya katılımların bittiğini söylemektedir. Bu söylemler biz direnen devrimcilere çok tanıdık gelmektedir. Tansu Çiller, zamanında meydanlarda bu sloganları atmaktaydı. Şimdi de Tansu Çillerin yetiştirdiği Süleyman Soylu aynı sloganları atmaktadır. Ama Tansu Çiller nasıl yenilgiye uğramışsa Soylu da direnen halkımızın iradesi karşısında yenilgiye uğrayacaktır.

Özel savaş politikasını boşa çıkarmak

Özel savaş rejiminin Hareketimize ve değerlerimize yönelik devam eden topyekün soykırım saldırılarına karşı yapmamız gereken ideolojik, örgütsel ve eylemsel çizgi mücadelesini yükseltmek olmaktadır. Önder APO’nun son yaptığı görüşmede yaptığı çağrıda bu yönlüdür. Ne kadar örgütlü olursak, mücadele ve direnişimiz ne kadar güçlü olursa özel savaş politikalarını o kadar boşa çıkartmış oluruz. Özel savaş politikalarını boşa çıkartmak demek bir anlamda özel savaş rejimi ve onun faşist şefinin soykırım saldırılarını boşa çıkartmak demektir. Çünkü kendisini tamamen Kürt düşmanlığı çerçevesinde örgütlemiş bir özel savaş rejimi ile karşı karşıyayız. Artık Kürdistan gençliği öncülüğünde Kürdistan halkı bu politikaları iyi görmeli, örgütlü gücünü açığa çıkarmalı ve hiç zaman kaybetmeden buna karşı mücadele hamlesini yükseltmelidir.

BENZER YAZILAR