Home TÜM YAZILARRÊBER APO PKK aşkını yaşayın

PKK aşkını yaşayın

by rcadmin

RÊBER APO

Aşkınız yeni olmalı, ama bunun büyük savaşına hazır mısınız? Çok zor bir savaş ama başka çaremiz yok. Hepiniz böyle yapın demiyorum ama PKK aşkının biraz böyle aşk olduğunu, bu geliştirilen savaşımının biraz böyle bir savaşım olduğunu da kesin göz önüne getireceğiz. Birbirinize ucuz tepkiyle yaklaşın demiyorum.

Bütün bunlardan çıkan sonuç; örgüt saflarını, ordu saflarını altüst edecek anlamsız kadın tepkileri veya erkek dayatmaları değil. Son derece birbirinize ihtiyacınız var. Ama son derece çözümlenmesi gereken sorunlarınız var. Mutlak anlamda birbirimize muhtacız ama mutlaka yerine getirmemiz gereken eğitsel, örgütsel, eylemsel görevlerimiz var. Bu görevler yerine getirilmeden sen bir erkeğin elini tutamazsın, bir erkek senin elini kolay tutamaz. Bütün bunların savaşın geliştirilmesi düzeyiyle orantılı olması gerektiği biçiminde bir formülün doğru olduğu kanısındayım. Yani bir sempatinizin, bir ilginizin ne kadar savaşı geliştirmekle bağlantılı olması gerekir? Hatta onu ne kadar geliştiriyor, ne kadar yaşam alanı açıyor? Bu temelde ona kendinizi benimseteceksiniz, onu benimseyeceksiniz. Bütün ölçülerimde bu var. Düşünün, beni sevmek isteyen kızın gözü hemen Kürdistan’da ve savaştadır. Binlerce kadın var ve yüzlerce de şehidi var. Bunu ben gerçekten anlamlı buluyorum. Ama birçok savaşçı arkadaşımızın ilişkisi, bitiriyor. Her kim benimle ilişki kurmaya gelirse, önce benim amacıma, benim savaşımıma inanır. Bu çok açık. Ama birçokları kıza yaklaşıyor, onu düşürmek için; erkeğe yaklaşıyor onu düşürmek için. Tabii ki, dikkatli olacağız. Biz, düşürecek ilişkiye geçit vermeyiz. Zaten Kürt bu temelde bitmiş, tükenmiş kadın ve erkek demektir. Birliktelikleri ölmüş, tükenmiş bir birlikteliktir. Biz o tarzı nasıl uygulayabiliriz? Bu konuda sergilenen çabalar, çok zorlu çabalardır. Ama bir Kürt çözümlemesidir, ulusal düzeyin çözümlenmesidir, kadın özgürlüğünün yaratılmasıdır. Bu kesinlikle kolay bir sorun değil. Siz de özgürlük savaşçısı olduğunuzu söylüyorsunuz, ama ben de özgürlük savaşını yürütüyorum. Acaba kendiniz için savaşı yürütecek gücü gösteriyor musunuz? Size sunulan savaş imkânlarını değerlendirebiliyor musunuz? Başka türlü nasıl yol alacaksınız PKK’de, Kürdistan gerçeğinde? Gerçekler ortada. Başka yolu varsa siz bana gösterin, beni inandırın, beni bağlayın. Özgür tartışmaya açığım. Örneğin kızlar beni bağlasın. Kaldı ki buna açığım, en ufak bir sınırlamada koymuş değilim. Kavgamın sürdürücüsüyüm. Siz de bütün yönleriyle bu kavgayı bilerek bize katılın ve sonra “anlamadık, duymadık” demeyin.Erkekler de bunu anlasınlar. Ortada ilişkilerin ne kadar amansız olduğunu görsünler. “Eski erkekliğimiz böyledir, şöyledir” demeyin. Eski erkekliğin Allah belasını versin. Eski erkeklik kadından daha beterdir. Bu erkekliği ne yapacaksın, kaç para eder bu erkeklik? Biraz iş yapabilen erkeklik, sorunları öyle görüp değerlendirebilen erkekliktir. Kaldı ki, o erkekliğin de çözümlenmeye ihtiyacı var. Yalnız kadın çözümlenmesi değil, daha fazla erkek çözümlenmesine ihtiyaç var. Biraz da bunu başarmaya çalışıyoruz. Çözümlemeleri geliştirmeyeyim mi, yarım mı bırakayım? O zaman elde bir şey kalır mı?Çözümlemelere kesin ihtiyaç vardır. Bu aynı zamanda kontroldür. Kontrol; parti ölçüleridir; Önderlik ölçüleridir. Tüm bunları ölçü diye koyuyorum. Kontrol; kadının orduya doğru çekilmesidir; ordulaşmasıdır; eşitlik ve özgürlük temelinde görev almasıdır; komutanlaşmasıdır. Kontrol; erkeklerin de bu konuda parti gerçeklerine uygun görevlerine sahip çıkmasıdır; doğru aşk, doğru duygu ve doğru sevgi anlayışına ulaşmasıdır. Bütün bunlar olduktan sonra gelişmez olur mu? Bile bile bazıları bozarsa ve savaş örgütüyle oynarsa kaybedip gider. Böyle muazzam çalışan bir örgüte, savaş ve örgüt dışılığı, onun oldukça aydınlatılmış düzeyine karanlığı dayatırsan, kaybedersin. Bu konuda kontrol gelişiyor, daha da gelişecek. Bundan sonra öyle kolay kolay PKK kadrosu olunamayacağını anlamalısınız. Gerekmiyor mu? Görüyorsunuz, siz savaşı bununla kazanacaksınız. Başka türlü ölünüzü gömecek yer bulamazsınız;cesetler çürür, kokuşur.

Kadın sorununu çözmek zaferi kazanmaktır

Dediğim gibi sorun önemli ve ciddidir. Bizim için kadın sorununun çözümü demek, ulusal kurtuluşun zaferini kazanmak, ülke sahibi olmak demektir. Dünyanın bu sorunu çözememesi, çözümde hiç gelişmenin olmayacağı anlamına gelmez. Kadın sorunu hiçbir ulusta bizimki kadar ağırlaşmış değildir. Onlar devletleşmiş, oldukça toplumsal yönden gelişmiş uluslar, halklar oluyor. Bizim için mühim ve gerekli olan kendi somut koşullarımıza göre bir çözümdür. Bunun dünya çapında da etkileri olacağı açıktır. Biz şunu da söyledik: Karılaşmış bir toplumuz, yani kadına uygulanan baskının da ötesinde bir sömürgeciliğin dayatıldığı bir toplumuz. Bu anlamda kurtuluş tam bir kadın kurtuluşudur, tam bir kadın devrimidir. Kürdistan devrimi, ilk defa uluslararası çapta bir kadın devrimi olabilir. Bu çözümlemelere dikkat edilirse, Kürdistan devrimi tam bir kadın özgürlüğü, kadının toplumsal devrimidir. Teorisi de var, pratiği de var. İşin bilincinde olanlar bunu böyle ele alır ve çözüme doğru götürürler. Götürüldü mü dünyadaki kadın kurtuluşuna da epey katkıda bulunacak bir gelişmedir. Yeter ki üzerinde ısrarla durulsun ve düşünülsün. Ortaya koyduğumuz yaklaşım tarzını partiye egemen kılarsak, halkımız için müthiş bir çözüm söz konusu olur. Herkes oldukça bilinçli ve kaderini tayin etme durumunda. En ufacık bir erkek geriliği, kadın geriliği olmaz, dayatması olmaz, düşürücülüğü olmaz. Kadın mükemmel ortaya çıkabilir, erkek mükemmel ortaya çıkabilir, ideal bir eşitlik ve özgürlük imkânı ortaya çıkabilir. Ama bu sadece bir amaç olur. Günlük olarak ben çözüm için bunları yapıyorum. PKK’de biz bunları geliştirebiliyoruz, gücümüz yeterse daha fazlasını yapacağız. Kendimizi çözdüğümüz oranda insanlığıda çözmüş olacağız. Başarılı bir Kürdistan devrimi iyi bir insanlık devrimidir. Bunun sonuçlarını da küçümsememeliyiz. Tabii ki, “devrim oldu, sorun çözüldü” de demeyelim. Şimdi de çözüm var, zaferden sonra da devam edecek, ama daha değişik koşullarda ve biçimlerde sürecek. Aslında sorunu çözmüşüz. Ben kendim için çözümde çok güçlü bir konumda olduğumu belirtiyorum. Kendimde çözdüğüm, insanlık için de bir çözümdür. Devrimleri biz her zaman böyle görürüz. Varsın insanlık bin yıl sonra tam kavuşsun. O mühim de değil. Kaldı ki, bizim her insanı kısa bir sürede komünizme götüreceğiz  diye bir derdimiz de yok. Komünizmi de içeren mücadele on bin yıl önce de vardı, şimdi de var, on bin yıl sonra da olacak. On bin yıl önce de çok güçlü çözümler vardı, şimdi de var, ileride de olacak. Sorun o zaman da var, şimdi de var, sonra da olacak.

Mühim olan anlık olarak doğru pozisyonda olmaktır. Sorunu ortaya koymak. Çözüm olanağını dayatmaktır.Tabii bunu PKK’de sağlıyoruz, dalga dalga halkımız içinde de sağlıyoruz. Önemli olan da budur. Devrimimiz insanidir. Kadın konusunda da en büyük devrimdir. Teorisi de pratiğide iyi gelişiyor. Çözümü biraz böyle görmeliyiz. Yoksa “Kürdistan’da devrim yaptık, acaba diğer ülkelere benzemez miyiz” demek, doğru bir yaklaşım değil. Kaldı ki diğer devrimler sorunu ne kadar çözdü? O da ayrı bir mesele. Fransız devriminde, İslam devriminde, Rus devriminde bu sorun farklı ölçülerde olmuştur. Onun için orada sorun tam çözümlenemedi. Havale edildi de dememeliyiz. Onların çözüm gücü o kadar. Küçümsenemez de bu. Kısacası, bu konuda derinleşeceksiniz, anlayacaksınız. Kendi kişiliğinizi bütünüyle “nasıl yaşanılır” sorusuna cevap kişiliği haline getireceksiniz. Bunu yeni mi anlıyorsunuz?Yaramaz çocuklar mı veya 35 yaşındaki çocuklar mı diyeyim? Kendinizi haraç-mezat ortalığa atıyorsunuz. Buna Önderlik tarzı denilir mi? Buna nasıl cesaret ettiniz, şaşıyorum. Her hareketinizi, her adımınızı, söz ve eyleminizi bir yaşam kaynağına çeviremezseniz asla kendinize önder değil, militan bile diyemezsiniz. Gerçek militan bütün düşünce ve eylemini bir yerin kazanılmasına, bir zorluğu kolaylığa, bir başarısızlığı başarıya, bir imkânsızlığı imkâna çeviren, bir bilinçsizliği bilince, bir örgütsüzlüğü örgütlülüğe, bir eylemsizliği eylemliliğe dönüştüren kişidir. Komutan budur. Bunu nasıl yeni yeni fark ediyorsunuz? Siz büyük oranda Önderlik tarzını bastırma, balıklamasına dalma, hırsızlama, birbirlerinin boğazına girme, birbirlerinin emeği üzerine ucuz kurulma, değer vermeme ve kendi emeğini anlayamama şeklinde uyguluyorsunuz. Bunun bütün yanılgılı sonuçlarının ruhta düşkünlüğe, davranışta karmakarışıklığa yol açtığını fazla görmüyorsunuz. Ne, nasıl yaşanılır, nasıl elde edilir, nasıl temsil edilir? Hiç bu sorulara cevap vermiyorsunuz. Böyle yaşadığınızı sanıyorsunuz. Bu bir gaflet yaşamıdır. Bizde bir suçlunun yaşam tarzıdır. Suç, ceza, gaflet ve hıyaneti gördünüz. Tüm yaptığım bir suçlu, bir gafil kişilik olmaktan kendimi çıkarmaktır. Bu neyle mümkündür? Savaşabilen, bunun düşünce ve pratiğine biraz imkân kazandırabilen bir kişilik olmakla mümkündür. Var mı başka türlü bizi suçtan, gafletten kurtaracak yaşam biçimi? Yok! Nasıl yakıştıracağız gafilce, haince bir yaşamı kendimize? Asla! O zaman bu hıyanet ve kölelik suçudur ve affedilmek için büyük yurtsever, büyük özgürlükçü ol, diyoruz. Onun için de biraz benim gibi çalışacaksın. Ben niye söz gücüne bu kadar değer veriyorum? İyi örgütlenmek için. Örgütlenmeyince savaş olmaz ve insanları birleştiremezsin. Birleştiremedin mi savaştıramazsın. Savaştıramadın mı adına bile sahip çıkamazsın. O zaman bırak yaşam kaynağı olmayı, başkalarının elinde ucuz kullanılan bir malzeme olursun. Bu, yaşama en büyük saygısızlık değil midir? Bütün bunları sadece öyle biliyor veya görüyor değilim. Anı anına düşüncede, pratikte değerlendiriyorum, çarpıştırıyorum, ilerletiyorum. Bizde devrim bir kimyasal olaydır diyelim; onunla halkımızı çok paslanmış bir teneke olmaktan çıkarın altın gibi parıldayan bir madene dönüştürmek istiyoruz. Devrim bir anlamda da budur. Kişiler için de bu böyledir. Çok kir-pas tutmuş bir kişilikten parıldayan bir kişiliğe ulaşmak böyle sağlanır. İşte eylem, işleyen demirdir. Kendimizi adeta çekiçle örs altında dövdürüyoruz, çelikleştiriyoruz, parlatıyoruz, savaştırıyoruz,amaçlarımıza ulaştırıyoruz.

BENZER YAZILAR