Home TÜM YAZILARRÊBER APO PKK’nin kendisi büyük bir rönesans hareketidir

PKK’nin kendisi büyük bir rönesans hareketidir

by rcadmin

RÊBER APO

PKK hareketi, emperyalist-kapitalist sistemin dünya genelinde en derin ve sürekli bunalımını yaşadığı 1970’li yıllarda, bu bunalımın en güçlü biçimde etkilediği ve etkilendiği Ortadoğu bölgesinde yer alan ve Türk burjuvazisi tarafından önce askeri ve siyasal, daha sonra ekonomik olarak sömürgeleşmesi tamamlanan, kendileri de yoğun bir bunalımı yaşayan sömürgecilerin bu bunalımını aktarmak istemeleri sonucunda adeta yaşanamaz hale gelen Kuzey-Batı Kürdistan’ın objektif koşulları temelinde ortaya çıktı. Yani PKK hareketi, dünya kapitalizminin, Ortadoğu bölgesi ve Türkiye’nin yaşadığı bunalımlı ortamın en yoğun biçiminin yaşandığı Kürdistan’ın bu bölümündeki objektif gelişmelerin vardığı bir sonuçtur.
PKK hareketi, ABD emperyalizmi önderliğindeki yeni-sömürgeciliğin Ortadoğu ve Türkiye’de yoğun olarak geliştirildiği, bunun sonucunda Türkiye’de oluşan işbirlikçi-tekelci kapitalizmin çürümeye ve dağılmaya başladığı, bunu durdurmak amacıyla Türk devletinin faşistleştiği, bütün bunların etkisi altında Kuzey-Batı Kürdistan’da yoğun sosyo-ekonomik gelişme ve değişmelerin ortaya çıktığı, özellikle sömürgeci kapitalizmin Kürdistan’daki ulusal baskı ve sınıfsal sömürüsünün dozunu artırdığı bütün bu özellikleri taşıyan maddi ortamın ürünüdür. PKK hareketi, dünya, Ortadoğu, Türkiye ve Kürdistan’daki böyle bir maddi oluşumun sübjektif plandaki somut bir yansımadır.
PKK hareketi, sosyalizm ve devrim güçlerinin bazı olumsuzluklarına rağmen sürekli geliştiği, sosyalist inşada ve proleterya hareketlerinde yeni başarıların kazanıldığı, klasik sömürgeciliğin dünya genelinde tasfiye edildiği ve yeni-sömürgeciliğe karşı başarılı halk kurtuluş mücadelelerinin verildiği, başta Filistin ulusal kurtuluş hareketlerinde bir güçlenmenin olduğu, Türkiye devrimci hareketinin yükselme gösterdiği, bütün bu devrimci gelişmelerin olduğu bir ortamda doğdu.
PKK hareketi, revizyonizmin dünya komünist hareketine ve marksist-leninist ideolojiye zarar vermeye çalıştığı, Ortadoğu’da marksist-leninist ideolojinin yayılmaya başladığı, Türkiye’de, toplumdaki bütün sınıf ve tabakaların ortak ideolojisi olarak gösterilmeye çalışılan ve şoven burjuva milliyetçiliği olan kemalizmin yavaş yavaş aşıldığı ve sınıfsal çıkarlara uygun ideolojik akımların gelişmeye yüz tuttuğu, buna rağmen şovenizmin ağır etkisi altında olan Türkiye solunun sosyal-şovenizminin Kürdistan solu üzerinde egemen bulunduğu, Kürdistan’da gerici ilkel milliyetçiliğin yenilgiye uğradığı, reformist küçük-burjuva milliyetçiliğin marksist maskeli olarak gelişmeye başladığı işte böyle bir ideoljik ortamda doğdu. PKK hareketin öncülük eden marksist-leninist ideolji, dünya, Türkiye ve Kürdistan’daki ideolojik yapının içinde elverişsizlikleri de taşıdığı, pek az destek ve katkı gördüğü bir ortamda oluştu. Bunun için eleştiri yanı ağır basan bir hareket olarak doğmak zorunda kaldı.
PKK hareketi, bir yandan Tükiye’de milli kapitalist gelişmenin bir ürünü olarak doğan ve bu gelişmenin ideolojik malzemesi olan kemalizme ve ondan etkilenen sosyal-şovenizme karşı mücadele, bunların savunmaya çalıştıkları Kürdistan’daki Türk sömürgeci varlığın şiddetle eleştirme ve teşhir etme, öte yandan sömürgeci Türk devleti ve yerli gerici güçlerle çıkar bağları, organik ilişkiler içinde bulunan marksist-maskeli reformist küçük-burjuva milliyetçiliğine karşı mücadele, onların sömürgecilerle uzlaşmalarının teşhir etme ortamı içinde doğdu ve gelişti.
PKK Program Taslağı, Kürdistan proleteryası ve halkının gerçek çıkarlarının doğru bir ifadesi olarak, sosyal-şovenizmin ve küçük-burjuva reformizminin programsızlığını aştı. Onların yanlış ve sahte istemlerini silip süpürerek, halk kitlelerince büyük bir coşkuyla benimsedi. Her iki akımın sahte istemleri de bir yana itilerek, PKK Programı tartışmaya ve ona sahip çıkılmaya başlandı. Diğer iki kesimin amaçlarıyla PKK’nin amaçları karşılaştırıldığında, PKK’nin amaçlarını ne kadar üstün ve somut gerçeği yansıtır olduğu açıkça görülecektir.
PKK’nin önderlik gerçeğini anlamamak, gereklerini yerine getirmemek, her zamankinden daha fazla içindeki bireyi, dışındaki tüm güçleri başarısızlığa, giderek yaşam dışına iter. PKK’nin benim için çok önemli olan, yerine getirilmesi gereken bazı değerleri vardır. Şehitlerin vasiyetleri vardır. Halka karşı duyarlıyım, çıkardığım sonuçlar var.
Haki Karer’in şahadetinin yakıcılığının o ilk yılında tüm sorun buna anlam verebilmek ve gerekeni yapmak idi. Manevi etkisi altında nasıl kalkabiliriz diye gecemizi gündüzümüze katıyorduk. Yanılsaydık, gereklerinden uzak düşmüş olsaydık, ortada PKK diye bir gelişme olamazdı. Bu anlamda en zayıf olduğumuz bir dönemde ve hatta Haki’nin katledilmesiyle, o oldukça zayıf şekillenişin şekillenemeyeceği, belli olmayan gruplaşmamızın tamamen dağılacağını düşünen düşmana, bu şahadet dolayısıyla yaşadığımız yoğunlaşma, gereklerine ulaşma, mümkünse eyleme geçirme denilebilir ki, en büyük işlerimizdendi ve asıl PKK’yi de yaratan bu yaklaşımdı. Onun anısına bağlılığın en tipik bir ifadesi olarak partileşme kararı, program taslağı ve ilk yılının bunun hazırlıklarıyla geçmesi ve hatta resmen partinin ilanına gidişimiz, şahadet gerçeğinin doğru değerlendirilmesi halinde neye yol açacağının da en büyük göstergelerinden birisidir. Düşman onda dağılmayı beklerken, biz onda en büyük tarihi adımlardan birisini gerçekleştirdik. Eminim ki Haki’nin şahadeti olmasaydı biz belki PKK’lileşemezdik, o kararı veremezdik. Buna benzer önemli şahadetlere hep anlam vermeye çalıştım. Bir Mazlum’ların şahadetini ülkeye kesin inançlı ve başarı yürüyüşün emredici ifadesi olarak değerlendirdik. Ve bilindiği üzere 15 Ağustos Atılımının bununla da bağlantısı vardır. Diyarbakır zindanlarındaki baskılar ve ona karşı şahadetler olmasaydı belki de biz bu çarpıcılıkta ülkeye yönelemezdik.
PKK, bir diriliş olayı, yeni gün olayı, bir Newroz olayıdır.
PKK, gerçekten bir Newroz partisidir. Yaşama yürüyen kadın partisidir. Diriliş için doğasında bir şey varsa onu yeşillenmeye, çiçeklenmeye açma girişimidir. Newroz; gün ışığına çıkan çiçektir, yaşama duruştur, doğanın rengarenk açılışı, bütün yaşam damarlarına kan verilmesidir. İşte, PKK’de böyledir.
PKK, sonu gelmemiş bir roman, bir şiir, bir türkü.
PKK’yi bu günlere böyle getirebilmek, özgür insana dayatılan tüm suçları PKK’nin bedeninde yakmak, yok etmek ve mümkünse temizlenmiş yeniden yaşama koyulmak. PKK, belki hiçbir örgütte görülmeyecek kadar canlı büyüyor.
PKK partisinin zor bir Parti olduğu belli. PKK’lileşmenin aslında yeniden insanlaşma olduğu, ilk insanın kendisi olduğu açık. PKK denen olay dirilten bir olay.
PKK olayı kadar şehitleri çok olan, halkının acılarıyla yoğrulan başka bir parti yoktur, yeryüzünde. Ve soylu insanın emekleriyle böylesine yaratılan, hele tarihimizde başka yoktur ve olamaz da.
PKK tarihi, halk olarak kölelikten de öteye ölümden beter bir yaşamı kendine layık görmüş bir konumdan; diriliş, çıkış savaşımını bir kurtuluş aşamasına getirmenin tarihidir.
PKK’nin kendisi büyük bir rönesans hareketidir.
PKK, başından beri tarihi, toplumsal ve ulusal bir temeli olan, en temel bir soruna çözüm olmak amacıyla ortaya çıkan bir harekettir. Türkiye’nin demokrasi sorununun ve gerekse ulusal problemin halledilişinde kesinlikle en ufak bir çıkışın en ağır cezayla karşılık bulması, PKK’nin silahlı mücadelesinin varlık nedenidir.
PKK‘nin yürüttüğü bu silahlı mücadele eğer siyasi amacı olmayan kör bir şiddet olsaydı, üzerinde neredeyse dünyanın koalisyonu sağladığına ve genel bir ordu gücü karşısında olduğuna göre, bu kadar dayanmazdı ve çok yoğun bir siyasal ifadenin aracı olmasaydı, bu silahlı mücadele kesinlik birkaç ay içinde boğulurdu. Kürt ulusal haklarının ve Türkiye halkının demokratik haklarının sağlanılması için ortaya çıkmış silahlı güçlerdir. Bu amaçlara ulaşıncaya kadar, bu silahlı güçler gelişerek varlığını sürdürecekler ve daha da kapsamlı bir ordulaşmaya yöneleceklerdir. Silahlı mücadele amaçlara ulaşmanın temel aracı haline geldi.

BENZER YAZILAR