Home TÜM YAZILARKÖŞE YAZILARI Roman gibi yaşamak

Roman gibi yaşamak

by rcadmin

HAYRİ ENGİN

Zaman Kürdistanlı gençler için artık roman gibi yaşamanın zamanıdır. Roman gibi yaşayabilmek için, önce roman gibi yazılmaya göz dikmek gerekiyor. Bunun da yolu, sıradışı olmaktan geçer. Roman gibi yazılmak ancak sıradışı yaşamaktan geçer. Sıradanlık ise alışılmış olandır; kıymet görmeyen, günübirlik, dikkate alınmayan yaşamın ta kendisidir. Gençlik, karakteri gereği sıradan olamaz. Genç olmak kendi başına sıranın dışına çıkmak demektir. Sıradışılık, arayışları yüksek olmadır. Bunun içindir ki, herkes bu sıradışı olanı yanına çekerek, sıradışı olanı terbiye
ederek geleceğini garanti altına almak ister. Aşırı siyasallaşmış bir genç, roman gibi yazılamaz. Şiir gibi okunamaz. Efsanevileşemez. Eylemiyle yeni yaşamın yaratıcısı olamaz. Yaşamın sevda iksirini içemez ve bu bağlamda da özgür mü özgür hiç olamayacağı gibi, roman gibi de yaşayamaz.
Bunun için sıranın dışına çıkmak gerekir. Kapitalist sistemin temel bir özelliği, teslim alıcı olmasıdır. Karşıtını dahi kendi içine alarak eritme yeteneğine sahip oluşudur. Öyle ki, ya içine alır ve kendisine benzetir, yani bir aynılaşmayı, benzeştirmeyi sağlar, ya da karşıtının karşıtıymış gibi yaparak yapmak istediğini ona ya da onlara yaptırma hünerini gösterir. Önderliğimizin devlet için, “Devlet sadece binbir maskeli zorba erkeksi gücü temsil etmiyor; sürekli pudralanan çekici fahişe maskeleriyle de baştan çıkarmadığı bir tanrı kulunu bırakmamak kadar, çift cinsiyetli gayrı meşru bir yaratık olduğunu da ortaya koymuş oluyor. O sadece burjuvazinin değil, proletaryanın da oldukça sevdalandığı çift cinsiyetli gayri meşru aşkı oluyor”, benzetmesinin en çok kapitalist devlet ve uygarlık için geçerli olduğunu söylemek herhalde yanlış olmaz. Bu ise özü itibariyle, ruhen bitmek demektir. Gençlik öncelikle romantizmini yitirmeyecektir. Yani sıradanlaşmayacaktır. Bilinç altında ve kalbinin derinliklerinde esen fırtınaları dindirmeye izin vermeyecektir. Hep deli dolu olarak esecektir. Deli olmak, topluma monte olmamayı ifade eden bir toplumsal duruştur. Yine, gençlik hayallerine ihanet etmeyecektir. Her gencin içinde mutlaka özgürleşmek duygusu vardır. Baskıya boyun eğmeyi sevmez. Kendisi olmak istemi en çok gençliğin bir özelliğidir. Ket vurulmaya, prangalanmayagelemez. Buna gelen zaten genç olmaktan çıkmıştır, çıkartılmıştır. Yine, ütopyalarını söndürecek herhangi bir sisteme, yaklaşıma izin vermeyecektir. Bir yerde ütopyalarına terslik varsa, orada alınması gereken tavır bir fırtına misali rüzgar haline gelmek olmalıdır. İnandıklarına asla ama asla ihaneti bulaştırmayacaktır. İhanet ettireceklere ve ihanet etmeye yatkın özelliklerinden kendisini arındıracaktır. Söylenenlerin gerçekleşmesi için müthiş bir ısrara sahip olması gerekecektir. Israrını muazzam bir haykırışla birleştirecektir, yani eylem için şaha kalkacaktır. Nasıl mı? Bireyin gürül gürül akması, moralini inandıklarından alarak harıl harıl coşması, umudu kendine karakter olarak ekmesi, insanlığı küçücük yüreğine sığdıracak kadar sevdayla dolması, yaşarken canlı canlı olması, lafın tam anlamıyla esmesi. İşte bunun için, öncelikle kendi doğru, güzel, haklı, tüm insanlığı içine alan, tüm varlıklara yer veren ideolojik bakışımızdan yola çıkarak sadece ve sadece akacağımızın bilinciyle akacağız. İdeolojikleşme derken kastettiğimiz budur. Her aktif genç bunları kendisine ekecektir. İşte bunun için, önce kendini yapacaktır. Ruhsal, fiziki, düşünsel, dilsel derken artık ne varsa hepsini yapacaktır. Dili akmayan etkileyemez, fiziğini güçlendirmeyen etkileyemez, ruhu akmayan coşturamaz, düşüncesi geniş ve sert olmayan değiştiremez, dönüştüremez. Ve biz, yanlış kurulmuş bir yaşamın doğru yaşanmayacağını bilirsek, o zaman bizim gençliğin o güçlü hayallerine, arayışlarına ihanet etmeyeceğimiz kesindir. O zaman bizim etkilemeyeceğimiz bir gencin olmayacağı kesindir. Evet, bu duygularla: “Roman gibi yazılmak Şiir gibi okunmak Efsanevi dillerde eylemde konuşmak Eylemle yaşamak ve yaşamı aşk tutkusuyla sevmek İşte budur özgürlük” diyerek yönümüzü, özümüzü ve de ruhumuzu bunları gerçekleştirmek için özgürlük mekanlarına dönelim…

BENZER YAZILAR