Home TÜM YAZILARTARİH Sağlık sisteminde rol oynayan bir kadının öyküsü

Sağlık sisteminde rol oynayan bir kadının öyküsü

by rcadmin

Koronavüris salgınına yakalanan insanların büyük kısmını iyileştirmeyi başaran sağlık sistemi Florence Nightingale isimli bir kadına çok şey borçlu.

ANF

Modern hemşireliğin kurucusu olarak tarihe geçen Nightingale, denediği yöntemlerle Kırım Savaşı’nda yaralanan askerlerin hayatını kurtardı. Hastaları hastalıklarının boyutuna göre ayırma modeli, hastalık sırasında temiz havanın rolü ve hasta bakımının önemi gibi fikirleri günümüzün sağlık sistemine esin kaynağı oldu. En önemlisi de ona göre sağlık hizmetleri din ve mezhep gözetilmeden yapılmalıydı.

Florence Nightingale, varlıklı bir İngiliz ailenin ikinci çocuğu olarak 12 Mayıs 1820 günü İtalya’nın Floransa kentinde dünyaya geldi. Ailesi sürekli dünyayı gezen bir aileydi ve Floransa kentinde oldukları sırada doğdu için de ona Florence ismini vermişlerdi. Eğitimi için ailesinin yakından ilgilendiği Florence Nightingale daha küçük yaştayken birçok Avrupa dilini öğrenmeyi başarmıştır.

Nightingale’nin gençlik yıllarındaki dönüm noktası ise 1837 yılının Ocak ayında yaşanır. İngiltere’nin güneyi bir salgın gribiyle karşıya karşıyadır. Gribe yakalanmayan şanslı kişilerden olan Nightingale bir ay boyunca yoğun bakımda yatan hastalarla ilgilenir. Hayatını artık insanların sağlığı için geçireceğinden emindir ve aynı yılın bir Şubat gününde günlüğüne şunu yazar: “Tanrı beni insanlara hizmet etmek için göreve çağırıyor.”

1844 yılına gelindiğinde artık hastaların bakımını ve sağlığı üstlenmek için hastanelerde çalışmaya karar verdi. Tabii ki bu kararında dindar olmasının da etkisi vardır, ancak ailesinin desteğini almaz ve bu yüzden olacak ki sağlık bilgisini kendi girişimleriyle öğrenmeye çalışır. Ailesinin maddi imkanlarını kullanarak uzun yolculuklara çıkan Nightingale, İtalya, Mısır ve Yunanistan gibi değişik ülkelere yaptığı gezilerle sağlık ve hayırseverliğe dair bilgisini geliştirdi.

PROFESYONEL HEMŞİRE FİKRİ…

Florence Nightingale, 1851 yılında Almanya’da hastaların bakımı ve yaralı hastaların yaralarının iyileştirilmesi için verilen üç aylık bir eğitime katılmak için ailesinden izin koparmayı başardı. Fikirlerinde artık nettir; ona göre hemşirelik Tanrı’ya ve acı çeken insanlara hizmet etmenin bir yolu. Bunun için de Nightingale hastanelerin ciddi bir reformdan geçirilmesini, iyi hemşirelerin yetiştirilerek hemşirelik standartlarının yükseltilmesini savundu.

Sağlık sisteminde hasta bakımının hayati bir öneme sahip olduğunu düşünen Nightingale Katolik rahibelerinin gücünü ve Protestanların eğitim tarzını bir araya getirerek hemşirelerin profesyonelleşmesi için bir eğitim modelini geliştirdi. Bir başka düşüncesi ise hastaların mezhep ve hatta din farkı gözetilmeksizin bakımlarının yapılmasıydı.

Bütün bu fikirlerini hayata geçirme olanağını 1853 yılında bulan Nightingale, Londra’da kadınların tutulduğu bir bakım evine müdür olarak atandığında yakaladı. Kısa sürede elde ettiği başarılarla bir kadının da sağlık ve bakım kuruluşlarında yönetici olabileceğini ispatladı. Florence Nightingale 1854 yılında ise Londra’da baş gösteren kolera salgını sırasında Middlesex hastanesinde yatan hastaların bakımını üstlendi.

KIRIM SAVAŞI DENEYİMİ…

İki yıl gibi bir sürede sergilediği başarılar ve hasta insanlara yaptığı hizmetlerin ardından kendisini 19. yüzyılın Avrupası’nda yaşanan en ağır savaşlardan birisinde yaralanan insanların arasında buldu. 1853-1856 yılları arasında Osmanlı ve Rus İmparatorluğu arasında yaşanan ve tarihe Kırım Savaşı olarak geçen savaşın bir tarafı da İngiltere’ydi. 14’ü kadın 38 kişilik bir ekiple İstanbul’a doğru yola çıkan Nightingale’nin amacı Selimiye Kışlası’nda tutulan yaralıları iyileştirmekti.

Nightingale Selimiye Kışlası’na ulaştığında cepheden çıkartılarak hastanelere getirildikten sonra ölen askerlerin sayısının savaş meydanında can veren askerlerden daha fazla olduğunu fark etti. Hemen işe koyulan Nightingale hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla koğuşların sürekli havalandırılması sağladı. Çünkü ona göre temiz hava hastanelerde ölüm oranını azaltıyordu. Ayrıca hastaları hastalıklarına göre farklı koğuşlarda tedavi etme fikrini ortaya attı ve iyileşme sürecinde gözle görülür sonuçlar elde etti.

Onun bu yöntemleri sayesinde Selimiye Kışlası’ndaki yaralı İngiliz askerleri arasında yüzde 40 olan ölüm oranı 6 ay gibi bir sürede yüzde 2’ye düştü. Kırım’daki yaralıların İstanbul’a ulaşmasında yaşanan aksamaları düzeltmek için ise görev alanı Kırım’a kapsamamasına rağmen bizzat kendisi Kırım’a gitmek için yola koyuldu. Ancak cephedeki zorluklardan dolayı bir süre sonra hastalandıktan sonra İstanbul’a geri dönmek zorunda kaldı.

DÜNYANIN İLK SİVİL HEMŞİRE OKULUNU KURDU

Nightingale’nin Kırım Savaşı’nda elde ettiği başarı ve sergilediği tempo sadece ülkesinde değil bütün Avrupa’da kahraman olarak görülmesini sağladı. Ülkesine döndükten sonra Londra hastanelerinde iki yıl çalışan Nightingale 1860’ta bir hemşirelik okulunu kurdu. Kendi adını taşıyan ve 15 genç kadının eğitimiyle start alan bu okul dünyada ilk modern sivil hemşire eğitme kurumudur.

Florence Nightingale’nin okulunda yetişen hemşireler sadece İngiltere’de değil, İngilizlerin kolonisi olan bütün ülkelere dağılarak sağlık hizmetine büyük katkı sundu. Hayatını son yıllarında bozulan sağlığı yüzünden yatağa bağımlı olunca da kendisini kitap yazmaya adayan Nightingale, 90 yıllık ömrünü sığdırdığı birçok hizmetin ardından 13 Ağustos 1901’da hayata gözlerini yumdu.

Doğum günü olan 12 Mayıs her yıl “Uluslararası Hemşireleri Günü” olarak kutlanırken, kaleme aldığı eserlerde şu fikirleri sıkça dile getirmiştir: “İnsan sağlığı için ilahi müdahaleler beklenmemeli, insanlar gözlemler yapmalı, doğruları belirleyip hayata geçirmeli. İnsan sağlığında sağlıkçılar adil olmalıdır, din ve mezhep farkı asla gözetilmemeli.”

BENZER YAZILAR