Home TÜM YAZILARKÖŞE YAZILARI Serêkaniyê’den İdlib’e, İdlib’den Libya’ya Libya’dan İstanbul’a yaprak dökümü

Serêkaniyê’den İdlib’e, İdlib’den Libya’ya Libya’dan İstanbul’a yaprak dökümü

by rcadmin

Türkiye, 9 Ekim 2019 Kuzey-Doğu Suriye’ye karşı başlattığı saldırıları ile kendisi için uzun sürecek bir sonbahar’a giriş yapmıştı.

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

FIRAT ALİ

Her fırsatta Kuzey-Doğu Suriye’deki hedefinin QSD’nin denetiminde olan bölgenin tamamen işgal edilmesi gerektiğini ifade eden Türk İşgal Devleti yetkilileri, başlattıkları saldırı ve aldıkları uluslararası desteğe rağmen QSD güçlerine karşı başarılı olamadı. Kuzey-Doğu Suriye’yi bütünen işgal edip kendi denetimindeki çeteleri yerleştirmeyi ve bu biçimde İttihat-Terakki zihniyetli rejimin hayallerinin Suriye topraklarına kayan ayaklarını sağlamlaştırma emelleri QSD’nin gösterdiği direniş ile parçalandı. Tabi buradan yenilgiyle çıkan Türk Devleti’nin Suriye’nin diğer bölgelerinde de kolu zayıfladı.

Bilindiği gibi Türk Devletine bağlı çeteler Suriye toprakları sınırında Efrîn, Bab, Cerablus, Ezaz ve İdlib’de bulunuyor. QSD güçlerinin Onur Direnişi adını verdiği Türk Devleti ile girilen savaştan yenilgi ile ayrılan Türk Devleti, Rusya ile İdlib üzerinden bir anlaşmaya gitme yoluna girişti. Serêkaniyê’deki yenilginin örtülüş bedeli İdlib’de görünmeye başlandı. Daha önce de İdlib bölgesini Rusya’nın istediği biçimde dizayn edeceği sözünü veren Türk Devleti o bölgedeki çeteleri denetimine alamamıştı ve çeteler Rusya ve Suriye’nin çıkarlarına zarar verir vaziyetteydi. Türk Devleti aldığı yenilginin Türkiye toplumları içinde müthiş bir tepki ve hayalkırıklığına sebep olacağı düşüncesi ile daha önce defalarca sattığı ve heran satılmaya hazır çetelerini birkez daha sattı. Serêkaniyê ve Girê Spî de kalması karşılığında Rusya’ya İdlib’i tamamen teslim eden ve kendi gündeminden çıkaran Türk Devleti çeteler arasında çıkacak olan tepkiyi dindirmek içinde bir başka karışık ülke Libya’yı adres gösterdi. Osmanlı’da oyun bitmez sözünü birkez daha tekrarlatan nitelikte birtakım düzenlemelere gidildi. Bunlardan biride Libya’ya gitmeyi kabul eden çetelerin karşılığında alacağı ödül oldu. Libya’da 6 Ay kalınması sonrası çeteler ceplerine birkaç bin dolar ve Türk vatandaşlığını koyacak. Bir kesimide zorla gönderildi tabi. En son QSD Genel Komutanı Mazlum Abdî Al-Monitor ile yaptığı röportajda zorla gönderilen çetelerin bir kısmının Libya’dan İtalya’ya geçtiğini ifade etti. Bu çetelerin büyük bir kısmıda Türk Devleti’nin çetelere yönelik politikalarını kabul etmiyor ve durumdan oldukça rahatsızlar. Daha önce Şam vilayetinde faaliyet yürüten Ahmet isimli üst düzey bir isim Türk Devleti’ne karşı duydukları rahatsızlığı dile getirmişti. Çeteler Faşist Şef Erdoğan ve diğerlerinin kendilerine karşı takındıkları tutumdan rahatsızlık duyuyor. Bu önümüzdeki günlerde savaş sürecinden kaynaklı gerçekleşmeyen büyük kopuşlara sahne olacaktır. Çeteler arasında iç savaş ve Türk Askerine karşı çete ayaklanmaları yakın görünmekte.

Bütün bu kaosun yanında bir de Libya gibi Suriye’den çok daha karmaşık bir savaş bölgesinde deyim yerindeyse devlerin dövüştüğü bir savaş alanına bu çeteleri sürerek masada koltuk kapmaya çalışıyor. Libya’da gizli kalmaya çalışan bütün devler özellikle Hafter güçlerinin Sarrac’a karşı yürüttüğü operasyon, Türk Devleti’nin müdahil olma çabası ve bu operasyonları durdurma eğilimi gizli kalmaya çalışan devlerin devreye girmesine ve yürütülen savaşın kirlilik boyutunun ortaya çıkmasına neden oldu. Türk Devleti bu devler arasında bir dev gibi görünmeye çalışıyor ancak gerçek hiçte öyle değil. Tabiri caiz ise kimse Türk Devleti’ni ciddiye almıyor. Hafter Türk Devleti’nin bölgeye hiçbir şekilde müdahil olmaması şartı ile birlikte Türk Devleti’nin bulunduğu hiçbir anlaşmayı kabul etmiyor. Türkiye Suriye’de yaratamadığı etkiyi Libya’da da yaratmayı başaramadı. Libya’daki Hafter güçlerini destekleyenler ve Sarrac hükümetini destekleyen bir kısım Libyalı da Türk Devletini ve çetelerini bölgede kabul etmiyor. Türk Devleti giriştiği projelerde bütün halklar tarafından teşhir edilmiş çeteleri ile birlikte yine Türkiye halklarının başına bela oluyor.

Hem Suriye’de hem Libya’da diz çöken İttihat-Terakki yönetimi yurt içindeki kontrolünü kaybetmemek için toplumu tehdit etme politikasına sarıldı. Mevcut yönetim yıkılacağı vaziyette Türkiye’yide kendisiyle birlikte yıkacağı tehditlerini muhalif kesime en derinden hissettirmek ve yıkılışını durdurabilmek için çözülüşe giden yolda en büyük etkide bulunan İstanbul üzerinden meşgul etme yöntemine başvurdu. İstanbul Kanal’ı projesi bu yönde atılmış bir adımdır. Amaç muhalefete “Benimle Uğraşırsanız Heryeri Yıkarım” mesajı vermektir. İstanbul Kanalı ile meşgul olan muhalefet doğru okuyamadığı sürece yalnış adımlar ile müdahil olarak bu yönetimin ekmeğine yağ sürmektedir.

BENZER YAZILAR