BAWER BOTAN
Gençlik denildiğinde akla; atılgan, çevik, yaptığının sorumluluğunu alan, hesapsız, sorgulayan ve her an, her durumda hazır olan bir yapı gelir. Bu nedenden dolayı geçmişten günümüze gençliğe sayısız, çeşitli roller biçilmiştir. Gençlik, edindiği ya da amaçladığı bu roller çerçevesinde dönemsel çıkışlar yapmıştır. Dönemsel çıkışlar temelinde bu rolüne denk pratikleri gerçekleştirerek öncülük misyonunu yerine getirmiştir. Bu çıkışlarda, devrimsel gelişmelerin öncülüğünü yaparak hem yaratılan sistemin zihinsel gelişimine öncülük yapmış hem yaratılan sistemin siyasetinde gençliğin ruhunu hakim kılmış hem de toplumun yürütücü gücü olmuştur.
Sosyalizm karakteri gereği toplumcudur. Toplumun ana gövdesini gençlik oluşturur. Toplumsallığını güçlü kılan bir gençlik, potansiyel olarak sosyalizmi bağrında taşır. Sosyalizm, insanlığın toplumsal gelişiminin bir diyalektiği olduğuna göre, gelişimin temel dinamiği de gençliktir.
Denilebilir ki gençlik gelecek ideallerinin toplamıdır. Umutlarını canlı tuttukça, süreklileştirdikçe ve gerçeğe kavuşturacak bir güce dönüştürdükçe geleceği o andan itibaren zihninde ve hareketlerinde yaratmış olur. Sosyalizm yaşanacak olan değil, an be an yaşanandır. Gelecek ideallerini şimdiden kendinde yaratan, karakteristik bir özellik haline getiren, toplumcu, komünal yaşam anlayışını, düşüncesini kendine esas alan bir gençlik, sosyalisttir.
Gençlik, Eski İle Yeninin Savaş Alanıdır
Gençlik, henüz köleci toplumun ve despotik devletin hakimiyetini kabul etmemiştir. İkisininde dışında alternatif yaşam yaratmanın potansiyelini taşır. Arayışları vardır. Bir arayış içinde olan gençliğin bağrında eski toplum çözülüşü yaşarken yeni toplum ise yaratılmayı beklemektedir. Gençlik tek başına bir sınıfa bağlı değildir. Bir çok sınıftan oluşur ve herhangi bir sisteme henüz entegre olmamıştır. Ancak tüm sınıfların etkisini de bağrında taşır. Toplumsal yaşama katılımı, alışkanlıkları, ruhi şekilenişi ve buna bağlı olarak zihinsel şekillenmesi bir sınıf karekteri olarak belirginleşir. Bu belirginleşen özellikler temelinde ya egemen sistemin lehine gençlik özelliklerinin tamamen tüketildiği, arayışların sonuçsuz kaldığı ideallerin bitirildiği bir sınıflaşma ya da tersi olarak; gençlik özelliklerini kendi karekterinin temeline oturtan, arayışlarını düşünsel, ideolojik bir formasyonla sistematik kılan bir sınıflaşma da olabilir.
Gençlik, eski ile yeninin savaş alanıdır. Egemen sistem, eskiyi olduğu gibi gençliğe kabul ettiremeyeceğinin bilincindedir. Gelişme karşısında duramayacağını bilir. Eski olan, gelişim dinamiklerinin etkisi ile çözülürken, sistem bu çözülüşü kendi insiyatifine alarak yönlendirmek ister. Bir yandan arayışlarını kanalize edeceği suni yaşam alanları yaratırken diğer yandan da gençliğin dinamiklerini olabildiğince parçalamaya çalışır. Bu durum toplumsal çürümenin gençlikte derinleşmesidir. Gençliği bu pozisyondan çıkarıp sistemin elinden almak, sadece sistem karşısında duracak militanlar yaratma değil, aynı zamanda toplumsallığın devamı açısından da vazgeçilmezdir. Unutulmamalıdır ki gençlik, yeni olana en açık kesimdir. Ancak yeni ile tanışma olmazsa sistemde erimeyi yaşar. Emperyalist sistemin en büyük çabasıda budur. Gençliği sistem içerisinde eritmek, toplumsal değerleri tüketmek ve bunun üzerinden varlığını sürdürmektir. O yüzden de kapitalist-emperyalist sistem varlığın sürdürebilmek için gençliği sistematik olarak anti-toplumcu politikaların bombardımanına maruz bırakmaktadır.
1800-1900’lı Yıllarda Gençlik
Emperyalist sisteme karşı mücadelede gençlik etkin rol oynamıştır. Buna verilebilecek en iyi örnek 1800 ile 1900’lü yıllardır. Bu tarihler arasında Avrupa’da gelişen hareketlerin tamamında gençlik etkin rol oynamıştır. Denilebilir ki gençliğin bu hareketliliği Avrupa’nın kaderini değiştirmiştir.
Bugün ise gençlik hareketi dünya çapında etkisini gösterecek merkezini ararken, emperyalizm de gençliğin devrimci etkisini kıracak, toplumsal değerleri yok edecek politikalarda derinleşmenin yollarını aramaktadır. Bunun içinde sistem kendi içerisinde gençliği hapsedebileceği dar yaşam sınırları içerisine çekmeye çalışmaktadır. Sistemin bu dar yaşam alınına takılıp kalan gençlere verilen şans ise, her alanda birbiriyle yarışmaktır. Hayatta, işte, okulda ya da yaşamın her alanında birbiriyle yarışan gençler, daha hiç bir şey anlamadan yaşamın sonuna gelmektedir.
Emperyalist kültür; feodal, dinsel, ailesel bağların, yerel kültürlerin benzeşmesi temelinde çözülüşü ile birlikte, toplumda yaşanan boşluğu dolduran güç olmuştur. Derin toplumsal bağların çözülüşü ile birlikte yeniyi yaratmanın objektif koşulları oluşmasına rağmen bunun yerine bireysel güdüler hakim hale gelmiştir. Enerjisi farklı alanlarda tüketilmiştir. Sistem gençliği daraltırken, onun bireyciliğini, başı-boşluğunu ve güdülerini kışkırtan bir konumda olmuştur.
Üniversiteler bireyci kurtuluş ve rahat yaşam özlemlerine bir fırsat sunarken, geleceğe duyulan korku ve elindekini kaybetme kaygısı sonucu korkunç bir ilgisizlik gençlikte egemen karekter haline getirilmiştir. Geçmişten bihaber, tarihsel bilinci tahrip edilmiş, köksüzleştirilmiş bir gençlik, iradesini sisteme teslim etmiş, kendini tamamen bağımlı kılmıştır. Sonuçta baskı altına alınan, pasifize edilen ve nefessiz bırakılan bir gençlik şekillenmiştir. Şu bir gerçektir ki; korkuya teslim olan toplumlar, aklını ve vicdanını çalıştıramaz ve akıl ile vicdan çalışmazsa toplumsal yaşam sürdürülemez. Bu durum karşısında dönemsel çıkışlar olsa da ne istediğini bilememenin sonucu olarak gençliğin soluğu çabuk kesilmiş ve ciddi bir gelişim sağlanamamıştır. Gençliğin bu dönemsel karekteri, ortaya çıkan hareketlere yansımıştır. İnanç ve kararlılıkta zayıf, politik gerçekliklerden uzak, abartılı yaklaşımlar erken hayal kırıklıklarını da beraberinde getirmiştir. Tüm bu yaşananların kaynağında biraz da reel sosyalizmin çözülüşü ile dünya çapında gelişen alternatiflere güvensizleşme vardır. Bu kendine güvensizleşmeyi de doğurmuştur. Sol da güçlü bir alternatif olamamış, değişimi görmezden gelerek dogmatizme saplanmış ciddi bir umut ve güven yaratamamıştır.Yaşam tarzında elit kalmış, adeta halk adına konuşan küçük burjuvalar olmanın ötesine geçememiştir.
Büyük Yaratmanın Özünde İnanç ve Kararlılık Vardır
Devlet sistemi, gençliğin özgür gelişme dinamiklerini büyük oranda tahrip etmiş, bastırmış ancak, gençlik özelliklerini ve potansiyelini tam olarak bitirememiş, buna gücü yetmemiştir. Belki her sistem kendi karekterini gençliğe hakim kılabilir ama bu dönemsel olmanın ötesine gidemez. Gençlik, her zaman için kendi güvenini kazandıracak gücün arayışı içindedir. Bu güvenle, kendi gücü ve iradesi ile buluştukça, uygarlık tarihi boyunca kendisine çizilen tüm sınırları parçalayacak bir dinamizmin sahibi olabilir. Büyük yaratma iddiasının özündeki inanç ve kararlılık ise tüm doğmaları parçalayabilecek güçtedir. Haklılığını örgütü ve eylemi ile yaşama yansıttıkça kendi özünü tüm sistemlere nüfuz ettirebilir. Günümüzde bunu en rahat Ortadoğu’da gerçekleştirebilir. Çünkü Ortadoğu bugün kendi devrimini arıyor ve yeni, demokratik bir uygarlık Ortadoğu merkezli gelişiyor.
Gençliğin Rolünü Oynayacağı İlgi Alanları, Kurumları Oluşturulmalı
Yapılan bu tespitler, belli özgünlükleri içerse de Kürdistan ve özellikle Avrupa gençliğinde de yansımalarını bulmuştur. Mevcut durumda Avrupa’daki devlet sistemlerin de ağır bir bunalım sürecindedir. Şovenist, muhafazakar, hatta faşist politikalar devreye girmiştir. Şovenizmin kışkırtılması ve empoze edilmesi ile gençliğin tüm enerjisi tüketilmeye çalışılmıştır. Günümüzdeki bir çok toplumsal sorun, başta iklim değişikliği, ekolojik sorunlar, yaşanan savaşlar, politik oluşumlar Avrupa’da da gençlikte farklı arayışları beraberinde getirmektedir. Bunun yanı sıra Özgürlük Mücadelemiz açısından yaşanan stratejik değişikliğin Avrupa’da siyasal ve toplumsal alana yansımaları, bu potansiyelin doğru temelde şekillendirilebileceği bir zemini de yaratmıştır. Burada devrimci eğilim, devreye girip çeşitli ilgi alanları yaratarak gençliği örgütleyebilirse, Kürdistan gençliği sistemin demokratikleşmesinde önemli bir dinamik haline gelebilir. Tabii bu konuda oligarşi de boş durmamaktadır. Yaşanan değişimi görmekte ve bunu kendi insiyatifine almak istemektedir. Devrimci güçler tarafından yapılması gerekenler devlet eliyle yürütülmekte, yeni ilgi alanları oluşturarak gençlik bu alanlara çekilmektedir. Unutmamak gerekir ki, kim toplumsal projelerini oluşturup bunu pratikleştirirse, mevcut potansiyel o temelde şekillenecektir. Kaba siyasal söylemler ve klasik ajitatif yaklaşımlarla gençlik toplumsal rolünü oynar bir konuma getirilemez. Bunun için gençliğin rolünü oynayacağı ilgi alanları, kurumları oluşturularak, iradesini açığa çıkarması sağlanmalıdır.
Mücadele demek; kendini üretken bir konuma getirip, inisiyatif alıp, gençliği örgütlemek ve harekete geçirmek demektir. Bu görev Avrupa’da yaşayan Kürdistan gençliğinin önünde durmaktadır. Kürdistan gençliği yaşanan savaş yılları boyunca politikleşme sürecini yaşamış, oligarşik sistem gerçekliğini tüm çıplaklığı ile görmüştür. Önemli bir mücadele mirasına ve aktif bir potansiyele sahiptir. Kürdistan gençliği yaratılan ulusal bilinç düzeyiyle bağlantılı olarak her alanda örgütlenmelerin sahibidir. Öte yandan toprağından ve kültürel yapılanmasından hızlı bir kopuş, oligarşinin topyekûn imha temelindeki amansız yönelimleri bilinç ve örgütlenmelerin taşırılmasını bir çok kesimde yarım bırakmıştır. Bu anlamda geri toplumsal özelliklerin izleri tam aşılamamış, önemli bir niceliksel gelişmeyle siyasete katılım sağlanmış ancak, niteliksel bir düzey yakalanamamıştır.
Avrupa Gençliğinin Öncülük Sorunu Vardır
Kürt gençliği yaşadığı savrulmalara rağmen önemli gelişme imkanlarına sahiptir. Özgün örgütlenmelerini, sunulan imkanlar ve mücadele mirasını doğru değerlendirme temelinde geliştirebilir. Öte yandan Kürt gençliği, Avrupa gençliğinin örgütlenmesinde öncülük misyonuna sahiptir. Çünkü Avrupa’daki gençliğinin öncülük sorunu vardır. Kürt gençliği ortak sorunları eylemiyle sahiplendikçe çözümde de ortaklaşma yaşanabilir. Bunu yaparken Önderliğin ortaya koyduğu Demokratik Uygarlık Manifestosu’nu temel perspektif olarak algılayıp, zihniyet devrimini gerçekleştirebilir. Dönemin görevlerine cevap olma bu bakış açısını kazanmakla mümkündür. Önderliğin çağdaşları olma rolü Kürt gençliğine biçilmiştir. Yeni uygarlığa duyulan inanç en büyük moral kaynağı haline getirilirse kendini öncü topluma taşırabilir ve onu değiştirebilecek bir güce dönüştürülebilir.
Kürt gençliği bulunduğu toplumsal yapıdan kopuk ele alınamaz. Kürt toplumunda sınırlı bir kapitalist gelişmeyle birlikte kısmi bir sınıflaşma olsa da, keskin ayrılıklardan bahsetmek zordur. Ayrışma daha çok eski feodal toplumun yansımaları temelindedir.
Sınıf karekteri ve kişilik yapılanması ya oligarşik sistemin inkar, imha politikası temelinde ya da mücadelenin yarattığı bilinç temelinde şekillenmektedir. Gençliğin uğradığı sınıfsal etkilenme de bu temelde olmaktadır. Ya inkar imha siyasetini aşamayarak tamamen düzen içileşmeyi yaşamakta ya da mücadele eksenininde Kürt sosyalitesinin bir parçasını oluşturmaktadır. Kürdistan gençliğinin yaşam koşullarını ve sosyal alandaki konumlarını irdelemek ve mevcut durumu ile birlikte nasıl ele alınması gerektiğini vurgulamak önemlidir. Bu yüzden gençlik olarak devlet sistemine “NEHELE” diyoruz.