Home TÜM YAZILARRÊBER APO Sosyalist ütopya, umut ve iddia başarı için esastır

Sosyalist ütopya, umut ve iddia başarı için esastır

by rcadmin

PKK, özellikle sosyalist bir parti olma, dönemin tartışmalarına açıklık getirme, sosyalist tartışmalarına cevap verme anlamında iyi bir örnek olabilir. PKK bu özelliği giderek geliştiriyor. Ayrıca politik bir taktik olarak da başarıya ulaşabilir. Bu anlamda Ortadoğu’da çelişkilerin ne kadar yoğun olduğu göz önüne getirilirse, çözümde son derece iddialı bir gelişme olabilir.
Demek ki PKK’nin hem sosyalizm için, hem Ortadoğu politik halk demokrasileri için böylesi gelişmelere öncülük etmesi, evrensel değerini kat be kat ortaya çıkarabilir.
Bu gerekli midir? Evet, son derece gereklidir. Özellikle günümüzün sosyalist tartışmaları için gereklidir. Ezilenlere, sömürülenlere kapitalizmin büyük tehlikelerine karşı bir ufuk olarak, bir umut olarak böyle sosyalist bir iddia çok gereklidir. Ortadoğu halkları için de politik bir gelişme olarak çok gereklidir. Demokrasiye, özellikle emperyalist işbirlikçilere karşı bu halkların şiddetle kurtuluşa ihtiyaçları var. PKK buna da önemli oranda katkı sunuyor.
Demek ki, pratik-politik olarak da PKK çok gerekli. Hem ufuk ve umut olarak insanlık için anlamlı olmaya doğru yüz tutuyor, hem de bölge halklarının şiddetle –belki tüm dünya halklarından daha fazla– ihtiyaç duydukları demokratik kurtuluşları, işbirlikçilerden kurtulmaları için, yüzyılların, hatta bin yılların tarihi uygarlıklarına yaraşır bir biçimde tekrar tarih sahnesine çıkmaları için, PKK oldukça gerekli. Bu iki amaç nedeniyle PKK üzerinde durmak hem kutsal bir yurtseverlik görevi, hem de bir enternasyonal görev oluyor. PKK bütün iç dış yetersizliklere ve dayatmalara rağmen, bu konudaki iddia ve pratik adımları atmaktan alıkonulamamış, geriletilememiştir.

PKK ufku ve umudu sürekli diri tutmuştur

Bunun tam başarısını sağlamaya çalışıyoruz. Tam başarı için, günümüzde özellikle politik ve askeri taktikler üzerinde yoğunca duruyoruz. Buna gereksinim vardır. Ama unutmamak gerekir ki, PKK esas itibariyle insanlığın ufkunu açma ve umudunu güçlendirme hareketidir.
Özellikle reel sosyalizmde ufku kararan, ufuksuz kalan, yine sosyalist iddialardan yoksun kalan partilerin düştüğü durumu tersine çevirmeye çalışan bir güçtür. Nitekim bu, çözülüşün, başarısızlığın veya kendini yenileyememenin en temel nedenidir. Bu anlamda ufuk olmazsa, iddia biterse, moral de yok olursa, o sistem dünya sistemi de olsa çözülmeye mahkumdur. Olan da buydu.
Dolayısıyla PKK’nin bugün birçoklarına anlamsız da gelse ufku, umudu sürekli diri tutması, genişletmesi çok önemlidir ve bu devam ediyor.
Bunu sonuna dek de böyle götürmek, PKK’nin en temel bir özelliği olsa gerek. Bazı örnekler verirsek; bugün İran bile eğer tüm eleştirilere rağmen biraz sağlam yürüyorsa, orada bir manevi kuvvet vardır. İşte kimi “mollalar”, kimi “Ayetullah” der. Bu nedir? Bu bir ufuk, bir moral, bir ideal kuvvetidir. Bu çok gereklidir. Bir rejim yaşatılmak isteniyorsa her zaman bu moral, manevi kuvvet öncü kılınmak zorundadır.
Sosyalist ideolojiye kılavuzluk, öncülük rolü verildi. Bu kesildiği için sistem çözüldü.
Dolayısıyla sosyalist ütopyayı, ideali, morali bugün güçlü tutmak başarı için esastır. Bu konuda bir grup insan yeterli ölçüde nitelik ve nicelikte bu işlerin öncülüğünü yapacak, yine moral, iddia ve umut için yaşayacak ve bunun gereklerini düşüncede, ruhta hep geliştirecektir. Yani hem yaşayacaklar, hem de yaşatacaklar. Buna biraz da ideolojik önderlik denilebilir. Bunun hiç şüphesiz bilimle, hayalle, maneviyatla ilişkisi vardır. Maddiyatla da ilişkisi vardır, – dengeler hepsini. Ve bu ihtiyaçlar toplumu sağlam ve diri götürmek için ne gerekliyse onu temsil ederler. Tarihte de böyledir. Eğer sosyalizm kendisini yenilemek istiyorsa böyle bir kurumu mutlaka geliştirmek, oturtmak durumundadır. Bir dönemlerin şeyhleri, dervişleri neyse sosyalizm için de kendine göre şeyhleri, dervişleri, pirleri gereklidir. Bunu örnek olsun diye söylüyoruz. Fakat bu yetmez tabii. Bir de onun pratik politikası gerekli. Politikayı, yani taktiği de geliştirmek zorunda.

Bugün PKK iddialı ve yenilmezdir

PKK bu yönüyle de aslında gelişme halindedir. Kendi mensuplarının yüksek ideolojik-moral konumunu sağlam tutmakla ve esas almakla kalmıyor –ki biz bunu büyük bir mücadeleyle yürüttük–, aynı zamanda güncel taktiklere de ne kadar yüklendiğimizi, belki de hiçbir partiye nasip olmayacak tarzda taktikler üzerinde durduğumuzu biliyoruz.
İster örgüt taktikleri, ister gösteri taktikleri, ister bizzat savaş taktikleri olsun, bütün bunları bugün en çok yoğunlaştığımız diğer bir çalışmamız dahilindedir. Bu çalışmaya güncel politik çalışma da diyebiliriz. Askeri taktikler de son tahlilde politik taktiklerdir; politikayı daha şiddetle sürdürme biçimleridir. Özel savaş başka türlü politika yapmaya izin vermiyor; acımasız şiddet uyguluyor. Bu nedenle bizim politik taktiklerimizin şiddet yönü, askeri gerilla yönü daha fazla geliştirilmek zorunda. Bunu yapmaya çalışıyoruz. Bu konularda da ölçüyü kaçırmamak, özel savaş zorunlu bıraktığı oranda politik taktikleri şiddetle geliştirmek, başarı için kaçınılmazdır. Bu konuda da yaşanılan önemli yetmezlikler var. Zaten birçok parti, örgüt bunu yapamadığı için Türkiye’de aşıldı, işlevsiz kaldı.
Biz taktikleri biraz zamanında geliştirdiğimiz için, özel savaşa karşı bu konuda taktiksiz kalmadığımız için geliştik. Yani sadece ideolojik-moral üstünlük açısından değil –bu yalnız başına başarı için yeterli değildir–, bir de günlük pratik örgüt çalışması, doğru eylem, askeri eylem faaliyetleri geliştirildiği için bugün PKK iddialı ve yenilmezdir. Bu doğru taktiklerde ısrar edilirse başarıya gitme gerçeği ortaya çıkar.
Bir emekçi hareket olarak PKK’nin hem ulusal düzeyde, hem de uluslararası düzeyde bu kadar yankı yapmasının temel nedeni, evrensel çapta reel sosyalizmin çözülme, aşınma sürecinin sorunlarına iyi bir cevap teşkil etmesi ve bu konuda benzer hastalıkları olmamasıdır. Kendi yaratıcı gelişmesini sürdürmesi, yine pratik politikada da kendisini taktiksiz bırakmaması, bunun direnişini hemen her sahada –zindanda, dağda, ülke içinde ve dışında– göstermesi, onun böyle emperyalizmin en çok korktuğu ve baş etmekte güçlük çektiği baş hareket haline getirebilmiştir.
Hiç şüphesiz bu anlamda bir emekçi hareketi, partisi olarak önemini korumak durumunda.
Bu da ancak başarıyla mümkün olur.
Çünkü kendisine karşı yalnız bir özel savaş gücü, yalnız Türkiye faşistlerinin en azılı saldırısı yoktur. Bunun arkasında bütün uluslararası gericiliğin saldırısını görmek gerekiyor. Dolaysıyla PKK kendini hep ufukta, amaçta, moralde çok çok güçlendirmesi, pratiklerde çok yoğunlaştırması gerekiyor. Varolan, kendisini başarılı kılan gelişmeleri bir sonuç olarak değil, hep bir başlangıç olarak görüp yetkinleştirmek durumunda.

PKK’yi PKK yapan temel bir özellik

Bu anlamda militan çözümleme büyük anlam taşıyor. Bizlerin son dönemlerde örgüt içinde geliştirdiğimiz çözümlemeler aslında PKK’nin başarısı için kaçınılmaz oluyor.
Şunu çok açıkça ortaya koyduk ki; çözümlemek istediğimiz kişilik, oldukça düzenden etkilenen ve çağlar ötesi kalıntıları üzerinde çok güçlü taşıyan bu birey, başlı başına bir özel savaş öğesidir. Şunu da yine gösterdik ki, bunun çözümlenmesi, bundan kaynaklanan direkt-dolaylı tehlikelerin aşılması, PKK’yi PKK yapan temel bir özelliktir. İçinde böyle bir mücadeleyi yürütmesi, hastalıklı bireyi tespit edip aşmaya çalışması, aslında onun başarısının özünü ifade ediyor.
Şu çok açıkça ortaya çıktı ki, ne kadar “mücadeleye ben varım” denilirse denilsin, ne kadar kendini adamış olursa olsun, kapsamlı olarak kendini çözememiş her birey, her militan, hatta her önder tip, çok kısa bir süre içinde bir engel olmaktan, hatta kendini bir bela gibi çok tutucu bir öğe olarak dayatmaktan kurtaramamaktadır. Zaten bu reel sosyalizme öncülük eden partilerin de çözülüşü burada başlıyor. Bu partilerin politbürosunda, merkezinde tutuculaşma, bürokratlaşma gelişince, ardından dalga dalga bütün devlete, topluma yayıldı. Böylece çözülme, aşamayı yapmama olayı gelişti. PKK’de bu tehlike bin defa daha fazla var.
PKK içindeki tip reel sosyalist ülkelerden kat be kat daha fazla hastalıklı bir tiptir.
En köhne, çapul, bir üçüncü elden kapitalizmin, yani kemalist kapitalizmin etkilediği tiptir. Aynı zamanda çağ ötesi kölelik biçimlerinin; aileciliğin, kabileciliğin, bireyciliğin en geri biçimlerinin çarpıttığı bir tiptir. Bu tipin kendi başına on tane devrimi yerle bir etmeye yeter olduğunu kendi pratiğimizden iyi biliyoruz.

Sosyalizme yanlış yaklaşım

Çözümlemeler bunu çok yüksek seviyede gösterdi. Partimiz içinde herkes şunu iyi biliyor ki, bu tip eğer aşılmasaydı, değil PKK’yi 1995’lere getirmek, 1985’lere bile getiremezdik. Hatta 1975’lerde ortaya çıkaramazdık. Bu kişilik ile mücadelemiz, aynı zamanda sosyalist parti niteliğinde bir gelişmeyi ifade ediyor. Sınıf mücadelesinin sadece sınıfın veya halkın objektif-fiziki ortamında değil, onun örgütü içinde de, beyninde de yürütülmesi şarttır. En kılcal damarlarında, akciğerlerinde, kalbinde yürütmek gerekiyor. Eğer sınıf mücadelesinde tam başarıya ulaşılmak isteniliyorsa, bürokratlaşmaya, tutuculaşmaya karşı iç mücadeleyi, nefs mücadelesini yoğun bir biçimde sürdürmek gerekiyor. Her ne kadar bazı ustalar sosyalist aşamada da sınıf mücadelesi durmaz deyip, daha da geliştirilmek durumunda olduğunu söylemişlerse de bu, çok genel ve çok kısa bazı sözcüklerle değerlendirilmiştir.
Lenin de bundan bahs eder; “Sosyalizmde küçük-burjuva, küçük meta üretiminden adeta fışkırır. Bu da sosyalist düzeni sürekli tehdit edecektir” der. Ama söz bu kadardır. Bunun parti içinde nasıl yürütüleceğini ne kendisi görebilmiş –ömrü buna yetmemiştir–, ne de daha sonra geliştirilmiştir. Stalin’in kaba bir sınıfsal mücadele anlayışı vardır. “Bazı elebaşıları” demiştir, abartmalı bir biçimde. Onlar da kendilerini gizlemişlerdir, gizlemeyenler de kaba bir biçimde tasfiye olmuşlardır. Sonuç; bu yaklaşımın büyük başarısızlığıdır.
Mao da benzer değerlendirmelerde bulunmuştur. Fakat her ne kadar Çin, hâlâ biraz kendisini sürdürüyorsa da, bunu çok yönlü geliştirmiş olmaktan uzaktır. Çin’de bir Sovyet deneyimine benzer gelişmeler yoğundur. Ama eğer sınıf mücadelelerini yoğunlaştırırlarsa, belki onun da Sovyetler’deki partinin hastalıklarına düşmeden özellikle sosyalist demokrasi ve enternasyonalizm hususlarında ne kadar görevlerini yerine getirdiği tartışılabilir. Eğer halen yaşıyorsa, bu biraz da mücadele ilkesine bağlı kalmalarından ötürüdür.

Sağ ve sol sapmalarla mücadele yetmez

Tabii biz sadece bir devlet kurma döneminde değil, çok erken bir dönemde bunu farkettik. Bu fark ediş sadece parti içinde bazı sağ ve sol sapmalara karşı çıkma biçiminde değil. Her ne kadar bunu gözardı etmediysek de, çok kaba sağ-sol yaklaşımlara, onların temsilcilerine yönelik gereken mücadeleyi verdiysek de, bunun yetmediği daha sonra –özellikle günümüze doğru geldiğimizde– çok açık bir biçimde ortaya çıktı.
Sağ ve sol sapmalarla mücadele yetmez.
Sağ ve sol sapmaları besleyen daha derin nedenler var. Bir baktık ki günlük olarak en önder durumunda olan kişi bile mücadeleyi kendi içinde geliştiremezse, en benim diyen militan yapıda günlük moral, eğitim kadar yeterli pratik yürütemezse, aslında o parti öncü parti olmaktan çıkar. Nitekim PKK’nin bütün dönemsel taktik adımlarına baktığımızda, birkaç kişinin tıkatması büyük başarısızlıkları ve kayıpları beraberinde getiriyor. Bu büyük mücadeleye rağmen eğer bu böyle oluyorsa, tehlike büyüktür demektir.
O zaman çare nedir?
Çare; partinin içini hem moral düzeyde, hem de pratik-politik düzeyde yeterli kılabilecek çözümleme gücünü, bunun mücadelesini kesintisiz ve giderek yoğun bir biçimde vermektir.
PKK bunu son yıllarda biraz yürüttüğü için gelişmekten alıkonulamadı. Zaten ABD’nin, “PKK en terörist örgüttür” demesi de bu nedenledir. Diğer bütün örgüt modelleri aşıldığı halde PKK’nin bu yöntemle aşılmaması, onun özgün yönünü ortaya koyuyor. Yine TC’nin bütün çözdürücü çabalarına rağmen, neredeyse çözmediği tek bir sol Kürt grubu kalmadı. PKK’nin ise tam tersine bu büyük özel savaşa rağmen varlığını daha da etkili kılması, yine bu çözümleme gücünün yetkinliğinden ileri geliyor. Bu anlamda da PKK, sosyalist parti deneyiminde, hatta sosyalizmde, sosyalist partilerde, bunun beyninde sınıf mücadelesi çok ileri düzeyde yürütüldüğü için, denilebilir ki sosyalist partiler tarihinde bir ilerleme, bir geliştirme, bir katkı oluyor.
Günümüzde bir parti sosyalist niteliğini korumak istiyorsa, sadece pratik-politik başarılarla değil, moral üstünlüğüyle kendini yürütmek istiyorsa, biraz PKK gibi olmak zorundadır.

BENZER YAZILAR