Home TÜM YAZILARSTÊRKA CIWAN Toplumsal eylemliliğin öncüsü kadın ve gençlik hareketidir-1

Toplumsal eylemliliğin öncüsü kadın ve gençlik hareketidir-1

by rcadmin

DURAN KALKAN

Paradigma değişimi ile birlikte üçüncü dönemde yürüttüğümüz devrimci çalışmalarda öncülük tanımlamasında çizgi olarak bir temel değişiklik oldu. Toplumun özgürlükçü eğitiminin ve demokratik örgütlenmesinin geliştirilmesinde demokratik ulusun inşası, demokratik toplum örgütlüğünün yaratılmasında en dinamik, dolayısıyla öncü olması gereken kesimler olarak kadın ve gençlik öncülüğü tanımlandı. Toplumsal harekete öncülük edecek, ideolojik-örgütsel, eylemsel öncülüğe en yatkın olan, bunları kendi örgütlülüğüyle en güçlü bir biçimde gerçekleştirecek kesimler olarak kadın ve gençliğin öncü olduğu değerlendirildi. Demokratik Ulus eğitimini, örgütlenmesini ve pratiğini, eylemini öncü düzeyde kadın ve gençlik hareketi geliştirecek, gerçekleştirecek, yaratacak anlamına geliyor. Kadın ve gençlik çalışmaları, örgütlülüğü, eylemliliği demokratik toplum hareketinin geliştirilmesinde bu denli öncü düzeyde önemli rol oynayacak.

Öncülük ne anlama geliyor?

Öncülüğün kadın ve gençlikte olduğunu tespit ediyoruz. Toplumsal kesim olarak öncüdür. Dolayısıyla ideolojik, siyasi, eylemsel, pratik hareket olarak öncüdür. O halde bu öncülük ne anlama geliyor? Ne yapılmasını gerektiriyor? Bunlar nasıl yapılabilir? Mevcut durumda bu alanlarda yaşanan sorunlar nelerdir? Ne kadar örgüt ve eylem öncüsü olarak görev ve sorumluluklarının gereğini yerine getiriyor? Parti ve gerillayı yaratan güç olarak da ideolojik ve güvenlik öncüsü olarak görev ve sorumluluklarını ne kadar yerine getiriyor? Hem toplumsal kesim olarak mevcut durumda kadın ve gençlik kesiminin durumu nedir? Üzerlerinde ne tür politikalar uygulanıyor? Yaşanan mücadelede neler ortaya çıkıyor? Faşist-soykırımcı özel savaş sistemi bu kesimlere dönük ne tür özel politikalar geliştiriyor, bunları nasıl uyguluyor, bunları ne kadar etkiliyor? Dolayısıyla kadın ve gençlik alanında neler yaşanıyor? Bunlara da bakabilmek lazım. ‘Öncüdürler’ diyerek geçmek olmaz. Öncü dersin ama gerçekten öyle bir öncülük yapacak duruma sahip midir, değil midir? Öncülük yapacaksa mevcut durumu nedir? Ne tür değişiklikler yapması lazım? Bunları değerlendirmek gereklidir.

İdeolojik, örgütsel ve politik mücadelede yüzeysellik

Bu temelde ideolojik, örgütsel, politik, pratik, çizgisel olarak kadın ve gençlik hareketlerinin gelişim düzeyleri nedir? Örgütlülükleri nasıldır? Kadın ve gençlik hareketleri ne kadar mevcut toplumsal kesimi eğiten, örgütleyen, eylemli kılan düzeydedir? Dolayısıyla Demokratik Ulus inşası görevlerini ne kadar yerine getirebiliyor? Demokratik Konfederalizmi örgütleyen, yöneten, ona öncülük eden bir güç ne kadar olabiliyor?
Teorik olarak böyle tanımlamışız ve kabul etmişiz ama bunun pratikleşmesinin nasıl olacağı konusunda yeterince bir anlama, anlayış birliği oluşturma, bu çerçevede de herkesin katıldığı, işleyen bir sistem yaratmada yetersizlikler yaşanabiliyor. Yeterince tartışılıp değerlendirilen bir konu olamıyor. Diğer yandan düşman politikalarını çözümlemede söz konusu toplumsal kesimlerin bu politikalar çerçevesinde yaşadıklarını doğru, yeterli, derinlikli analiz etme, inceleme; bu çerçevede düşman politikalarını daha çok anlayarak onları boşa çıkartacak ideolojik, örgütsel, politik mücadeleler geliştirmede de ciddi yüzeysellik ve darlık yaşanıyor. Hiçbir şey yapılmıyor denilemez, çeşitli düzeylerde çabalar var, örgütlenmeler geliştiriliyor. Değişik aydın, siyasetçi kesimler, akademisyenler, kültürel topluluklar bu konularla ilgileniyor. Hem gençliğin durumu, yaşadıkları sık sık araştırmalara, tartışmalara konu oluyor hem de kadın kesiminin yaşadıkları tartışmalara, araştırmalara konu oluyor. Hiç olmuyor denilemez ama bunlar somut durumu ne kadar doğru ve yeterli analiz edebiliyor? Ne kadar özgürlükçü, devrimci çözümler üretiyor? Dolayısıyla bu çözümlemeler devrimci ve özgürlükçü pratiğin, örgütlenme ve eylemin gelişimine ne kadar yol açıyor?

Temel amaç, Kürt soykırımının başarılmasıdır

Bu konuda kapitalist modernite sisteminin, erkek egemen iktidar-devlet zihniyet ve siyasetinin çok yoğun çalıştığını, büyük bir tarihsel tecrübeye sahip olduğunu, günümüzde yaşanan derin kaos ve kriz ortamında egemenliğini sürdürebilmek için tüm bu alanlarda çok daha yıkıcı, tahrip edici özel savaş politikaları geliştirdiğini görmemiz gereklidir. Genelde dünyada böyle bir durum yaşanıyor, özel olarak da Kürdistan’da, Kürt toplumuna dayatılan soykırım temelinde böyle bir ideolojik-politik saldırı çok daha derinleşmiş, örgütlenmiş, sistemleştirilmiş olarak yürütülüyor. Bu açık bir gerçektir. Hiçbir dönemde uygulanmayan, hiçbir yerde ve toplumda uygulanmamış olan politikaların geliştirildiğini, uygulanmaya çalışıldığını görüyoruz. Sömürgeci-soykırımcı zihniyet ve siyaset bu konuda hiçbir imkânı esirgemiyor, hiçbir kural ve hukuk da dinlemiyor. Amaca ulaşabilmek için her yöntemi mubah sayıyor, tüm gücünü de seferber ediyor. Devlet hukuku toplumsal ahlakı durmadan ayaklar altında çiğniyor, kendisini hiçbir ölçü ve kurala bağlı hissetmiyor. Bunu Kürdistan’daki günlük, anlık uygulamalarda görüyoruz. Bu kadar yoğun saldırı pratiği buradan kaynaklanıyor, günlük yaşanan olaylarda bunları duyuyoruz, yaşıyoruz, görüyoruz. Saldırı gerçekten de çok kapsamlı, planlı, derin ve çok boyutludur, tek boyutlu değildir. Ruhsal, duygusal, düşünsel, ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi, ideolojik her boyutta bir saldırı var. Temel amaç, Kürt soykırımının başarılmasıdır. Kürt soykırımının gerçekleştirilmesinde kadın soykırımı, gençlik kırımı en önde gerçekleştirilmesi gereken saldırı olarak görülüyor. Kadına ve gençliğe dönük saldırılar en önde planlanıp yürütülen saldırılar oluyor. O amacı başarabilmek için en fazla kadının ve gençliğin soykırıma, toplum kırıma uğratılması gerekli görülüyor. Hem toplumsallığı canlı tutmada, yaşatmada hem de ulusal-kültürel değerleri yaşatmada kadının taşıdığı özellikler soykırımcı zihniyet ve siyaset tarafından en büyük tehlike görülüyor, en önde hedefleniyor.

“Hiçbir şey özel savaş dışında gerçekleşmiyor”

Gençliğin taşıdığı dinamizm, özgürlük ve demokrasiye açık duygu ve düşünce yapısı, yeniliğe açık eylemci, geliştirici gücü soykırımcı zihniyet ve siyaset tarafından temel bir tehlike görülerek gençliğin bu özelliklerinin yok edilebilmesi, aslında bir toplumsal kesim olmaktan çıkartılması için katliam üzerine katliamdan geçirilmesi için her şey yapılıyor. Bunlar çok kapsamlı araştırma ve inceleme konularıdır. Özel savaş merkezinin bu konularda çok yoğun bir araştırma-inceleme içerisinde olduğunu, sürekli mevcut durumu izleyerek yeni politikalar geliştirmeye çalıştığını, o politikaları da sürekli yeni araçlar yaratarak, uygun örgütlenmeler geliştirerek pratiğe koyduğunu biliyoruz. Bu anlamda özel savaşın ulaştığı boyutu, derinliği doğru anlamak lazım. Önder Apo “Hiçbir şey özel savaş dışında gerçekleşmiyor” dedi. Kürdistan’da kendiliğinden olan ya da toplumsal dinamiklerin işleyişi temelinde gelişen hiçbir şey yoktur, her şey özel savaş uygulamalarına bağlı olarak gelişiyor. Bütün politikalar, bütün tutumlar, uygulamalar öyledir.
Örneğin liberalizm bir sürü yumuşatıcı anlaşılmaz kavramlar üretiyor ve tekrarlıyor, öyle oluyor ki bize de tekrarlatıyor, böyle olunca biz de birçok şeyi yumuşatabiliyoruz. Ne anlama geldiğini bile bilmiyoruz. Önder Apo “her bir olay on devrim yapmayı gerektirecek kadar etkilidir” dedi. Ama dil ve üslup ile o kadar yumuşatıyorlar ki, kanıksıyoruz, vahametini yeterince anlayamıyoruz.
Bir defa en yoğun özel savaş saldırısı altında olduğu bu kesimlerin çok planlı, örgütlü bir biçimde yürütülen soykırımcı özel savaş saldırılarına maruz kaldıklarını belirtmemiz, ifade etmemiz gereklidir. Bunların açığa çıkartılması, bunlara karşı çok etkili bir mücadelenin yürütülmesi gerektiğini de ifade etmeliyiz. Bir defa öngördüğümüz öncülük çalışmalarının yürütülebilmesi için öncü olması gerekenin kendisini bilinçli, örgütlü, eylemli kılması lazım. Topluma dönük özel savaş saldırılarını, soykırımcı saldırıları kadın ve gençliğin durdurabilmesi, önleyebilmesi, boşa çıkartabilmesi için önce kadına ve gençliğe yöneltilmiş soykırımcı özel savaş saldırılarını açığa çıkartarak, onlara karşı etkili mücadele yürütüp yenilgiye uğratması, başarısız kılması lazım. Kendine yöneltilen saldırıları kıramayan, yenilgiye uğratmayan bir güç kendi dışındakileri, toplum geneline yöneltilen saldırıları boşa çıkartma, kırma gücünü gösteremez.
O bakımdan potansiyel büyüktür, güç çoktur. Kürt toplumu genç bir toplumdur. Kürt gençliği büyük bir potansiyeldir. Kadın büyük bir potansiyeldir. Tarihten gelen taşıdığı özellikleri ve bugün karşı karşıya kaldığı soykırımcı saldırılar dikkate alındığında çok büyük bir devrimci dinamik, devrimci potansiyele sahip olduğu net bir biçimde görülebilir. Bunlar doğrudur. Fakat bir bu kadar da çok planlı, bilinçli, soykırımcı özel savaş saldırılarının var olduğu da bir gerçektir. Faşist sömürgeci-soykırımcı özel savaş merkezinin bu temelde özel çalışmalar yürüttüğü, sürekli çalışma halinde olduğu da bir gerçektir. Bu durum bilinerek hareket edilmek, mücadele edilmek durumundadır. Kadın ve gençlik hareketlerini geliştirirken, kadın ve gençlik kitlesini eğitip, örgütleyip eylemli kılmaya yönelirken bu durumu, bu gerçeklikleri görmemiz, anlamamız, ayrıntılı bir biçimde bilince çıkartmamız lazımdır. Hem taşınan devrimci potansiyeli hem de düşman politikalarını, oyunlarını, onun tüm özelliklerini anlamalıyız, bilince çıkartmalıyız.

Eleştiri-özeleştiri her zaman gerekiyor

Bu temelde yerine getirilmesi gereken devrimci görevlerinin ne olduğunun tespiti gereklidir. Örgütü ve eylemi, düşünce, program, strateji, taktikler düzeyinde bu çerçevede oluşturup pratikleştirmek gerekiyor. Bu yönlü çabalar var, önemli mücadeleler ve çalışmalar var. Gelişen bir hareket düzeyi var. Öncülük bilincinin gelişmesiyle daha fazla görev ve sorumluluklara sahip çıkan, dolayısıyla kadın ve gençlik hareketinde eski durumdan çıkarak daha çok gelişme kaydeden bir düzey var. Bu bir gerçektir. Yeni paradigmayı anlama, bu temelde Demokratik Ulus çizgisini bilince çıkartma, direniş ve inşa çalışmalarında kadın ve gençliğin ayrı ayrı kesimler olarak görevlerini, rollerini, sorumluluklarını, misyonlarını bilince çıkartıp örgütlenerek gereklerini yerine getirme yönünde önemli bir çaba ve mücadele var. Bunlar birer gerçektir. Fakat düşman saldırılarının ağırlığı göz önüne getirilirse ve Demokratik Ulus inşasında yürütülmesi gereken öncü görevlerin kapsamı dikkate alınırsa, yürütülen çalışmaların yetersiz olduğu, ciddi eleştiri götürdüğü, içlerinde birçok hata ve eksikliği taşıdığı da bir gerçektir. Bu anlamda eleştiri-özeleştiri her zaman gerekiyor. Çünkü sürekli geliştirmeye ihtiyaç var, pratikten dersler çıkartarak hata ve eksiklikleri bulup düzeltmeye, dolayısıyla doğru ve başarılı yürütülür hale getirilmeye ihtiyaç var.

 

BENZER YAZILAR