Home TÜM YAZILARKÖŞE YAZILARI Yiğit topluma karşı sorumluluklarını yerine getirebilendir

Yiğit topluma karşı sorumluluklarını yerine getirebilendir

by rcadmin

HAYRİ ENGİN

Kapitalist modernite dünya genelinde topluma karşı bir saldırı ve kırım sistemidir. Toplum ve bireyi köklerinden kopararak düşürmeyi hedefleyen bir sistem olmaktadır. Bireyi iradesiz ve moralsiz kılmayı, öz güç ve güvenini bitirmeyi amaçlamaktadır. Devletçi sistem ancak düşürülmüş, köleliğe alıştırılmış bir toplum ve birey üzerinde iktidarını kurup sağlamlaştırabilir. Özgür birey ve toplum köleliği kabul etmediği gibi kendi iradesi üzerinde bir iktidara da tahammül edemez. Ahlaklı bir birey ve toplum, ulus devletin demir kafesine girmez. Sistemin köleliği anlamına gelen evcilleşmeye gelmez.

Kapitalist sistem ve onun ulus devlet iktidarı her türlü özel ve psikolojik savaş yöntemiyle en başta çocuklar ve gençlik üzerinde hegemonya kurmaya çalışır. Eğitim kurumlarından tutalım her türlü iletişim imkanlarına kadar gençliğin önce zihnini işgal etmeye başlar. Zihinsel işgal gerçekleşmeden bir genci köleci, iktidarcı sisteme bağlamak mümkün değildir. Bu amaçla her türlü algı operasyonu, televizyon, sinema, internet vb. yoluyla günlük olarak gençlik adeta bombardımana tabi tutulmaktadır. Tüm bu politika ve uygulamalar gençliği kölelik sistemine alıştırmak içindir. Zihinsel olarak mesafe alındığı oranda sistem kendini sağlama almış saymaktadır.

Devrim ve Özgürlük Mücadelesi, özünde bu toplumsal düşüşe ve köleliğe karşı başkaldırma olmaktadır. Devlet ve iktidarın dayattığı sistemi ret etme, ona karşı mücadele etmedir. Alternatif bir toplumsallığı, demokratik bir toplum ve özgür bireyi yaratmak için verilen bir mücadeledir. Böyle bir süreçte sorumluluklarını yerine getirebilmek, özgür bir bilince sahip olmak ve bu temelde direnişçi bir yaşam ve mücadele sahibi olmak yiğitlik anlamına gelmektedir. Yiğitlik sadece bir eylem yapmak, bir kahramanlık yapmak değildir. Yiğitlik de kahramanlık da ahlaklı bir iradeye sahip olmak ve bu temelde topluma karşı sorumluluk duymaktır. İktidarın saldırılarına karşı toplumunu koruma bilinç ve iradesine sahip olmaktır. Toplumsal kurtuluş davasına büyük bir inançla bağlanmak demektir.

İktidar özgürlük ve demokrasinin düşmanıdır. Ancak kendini bin bir kılıkla, maskeyle gizleyerek toplum için vazgeçilmez kılmaya çalışmaktadır. Beş bin yıldır kendini insanların zihniyetinde inşa etmiştir. Önder Apo bütün bu maskeleri devletçi uygarlığın yüzünden indirerek çirkin yüzünü teşhir etmiştir. İktidarın toplum dışılığını ve toplum karşıtlığını ortaya koyarak devlet ve iktidar dışı özgür ve demokratik toplumsallığın inşasını öngörmüştür.

Devletsiz ve iktidarsız bir toplum ve yaşamı düşünememek köle zihniyetiyle alakalıdır. Nasıl ki, köleleştirilmiş, düşürülmüş bir kadın iktidarcı, egemen zihniyete sahip bir erkeğe dayanmadan yaşayabileceğini düşünemiyorsa devletsiz yaşayamayacağını düşünen bir toplum da düşürülmüş, köleleştirilmiş demektir. Yine nasıl ki, Apocu felsefe ile özgürleşen bir kadın için iktidarcı zihniyete sahip erkek bir engel ve ancak mücadele edilmesi gereken biriyse, özgürleşme yolundaki bir toplum için de devlet ve iktidar gölge mücadele edilmesi gereken bir engelden başka bir şey değildir.

Gençlik toplumun geleceğidir. Geleceğini toplumsal olarak bugünden oluşturmak ve inşa etmek gençliğin sorumluluğudur. Topluma karşı duyulan sorumluluk özünde kendi geleceğine dönük bir görev ve sorumluluk olmaktadır. Sistem, gençliği bin bir bağla kendine bağlamaya çalışır. Sisteme bağlanan gençlik, kölelik zincirlerine bağlanan birey ve toplumdur. Gençlik kendini ne kadar bu esaret bağlarından kurtarırsa o kadar hem kendini özgürleştirebilir hem de topluma karşı sorumluluğunu yerine getirebilir.

Bugün sömürgeci Türk devleti tüm gücüyle Kürt toplumsallığına dair ne kadar değer varsa ona saldırmaktadır. Kürt halkına soykırım dayatmaktadır. Bu faşist devletin hedeflediği toplumsal kesimlerin başında da gençlik gelmektedir. Çok iyi farkındadır ki, gençliği kontrol ve denetim altına almadan sonuç alamayacaktır. Bu nedenle her yol ve yönteme başvurarak gençliğin yönünü başka alanlara vermeye çalışmaktadır. Gençliğin bilinçlenmemesi ve toplumsal sorumluluklarına sahip çıkmaması için gerçekleri ters yüz etmekte, hakikatleri çarpıtmakta ve bu temelde apolitik bir gençlik yaratmayı hedeflemektedir. Yeter ki, Kürt gençleri yüzünü ve yönünü dağlara vermesin; bunun için kırk takla atmaktadır.

Bu faşist ve ırkçı zihniyete isyan etmemek mümkün mü? Halkımıza ve toplumumuzun kutsal değerlerine her gün hakaret eden bu sisteme karşı kıyamet koparmamak mümkün müdür? Ulusal onurumuz ve toplumsal değerlerimiz ayaklar altına alınırken hangi yaşamdan bahsedebiliriz. Bireysel ve toplumsal onur sahibi olan bir insan bu zulme kayıtsız ve duyarsız kalabilir mi? Hele bu bir genç ise devrime öncü düzeyinde katılmadan kişilik sahibi olabilir mi?

Kişiliği belirleyen temel karakter ve özellikler topluma karşı görevlerimizi ne kadar yerine getirdiğimizle bağlantılıdır. Bu genç yaşta aldığımız kararlar, verdiğimiz mücadele ve geliştirdiğimiz eylemlerle alakalıdır. Ya bir köle gibi korkular içinde ve utançla yaşanılacak yada devrim saflarında özgür bir bilinç ve kişilik kazanılacaktır. Kürt halkı olarak içinde bulunduğumuz koşullar, orta yola fırsat ve zemin sunmamaktadır. Savaş keskinleşmiştir. O zaman alacağımız kararlar da keskin ve radikal, çıkışlarımız da devrimsel ve yiğitçe olmalıdır.

BENZER YAZILAR